Öğrencilere Dev Kampanya

31 Mayısa kadar çekim ekibi hizmeti ve ekipman kiralamalarında %20 ile %50 arası indirim uygulanacaktır. Gerekli olan şeyler öğrenci kimliği ve senaryonuz.  İstanbul Ümraniye’de ki Ekipmanlazim.com ofisimizde sizleri projelerinizle bekliyor olacağız.

0850 532 1201 – bilgi@ekipmanlazim.com

 

Kampanya

14. ULUSLARARASI ALTIN BOĞA KISA FİLM YARIŞMASI SPONSORUYUZ!

Altın Boğa Film Festivali çerçevesinde düzenlenecek olan  “14. Uluslararası Altın Boğa Kısa Film Yarışması“na başvurular başladı. Lise öğrencilerinin çektikleri kısa filmleriyle katılabilecekleri bu yarışmada, alanında uzman jürilerin değerlendirmesi sonucu en beğenilen kısa film yönetmeni “Altın Boğa Özel Ödülü”ne sahip olacak.

 

Yarışmaya, düzenlendiği yıllar boyunca Türkiye’nin ve dünyanın farklı noktalarından, farklı kültürlerden 900’ü aşkın kısa film katıldı. Önceki yıllarda jüri koltuğunda Nuri Bilge Ceylan, Atilla Dorsay, Ahmet Mümtaz Taylan, Hasibe Eren, Zeki Demirkubuz ve Mert Fırat gibi alanında yetkin yönetmen, oyuncu ve sinema yazarları oturdu. Her yıl sonunda organize edilen ödül törenleriyle genç sinemacıların ustalarla bir araya gelerek emeklerinin karşılığı olan birbirinden cazip ödülleri almaları sağlandı.

 

Türkiye’nin dört bir yanından lise öğrencilerini sinema alanına olan ilgilerini artırma ve bu alanda yaptıkları çalışmaların ödüllendirilmesi amacıyla düzenlenen yarışma, geçtiğimiz senelerde uluslararası platforma taşındı ve bu sayede farklı kültürler sinema çatısı altında bir araya gelmiş oldu.

 

Son başvuru tarihi 1 Mayıs 2017 olarak belirlenen 14. Uluslararası Altın Boğa Kısa Film Yarışması hakkında detaylı bilgiye, katılım koşullarına ve ön başvuru formuna www.ielsinema.com adresinden ulaşılabilir.

ielsinema_afiş

Tasarım mı lazım?

Ekipmanlazim.com Film Ekibi ve Ekipmanları Kiralama Şirketi olarak, yeni açılan grafik tasarım departmanıyla hizmet ağımızı büyütüyoruz. Kitap kapağı, albüm kapağı, film afişi, organizasyon afişi, sosyal medya görselleri ve kurumsal kimlik tasarımları(logo, kartvizit, broşür, katalog, ofis ürünleri vb.) başlıca çalışma alanlarımızdır.

Kişisel ve kurumsal tasarım talepleriniz doğrultusunda kreatif çözümler üretmek gayretindeyiz. Grafik tasarım çalışmalarımız da hedef kitleyi göz önüne alarak, yararlı içerik ile başarılı biçimi birleştirerek sunmak bizim işimiz. Estetik kaygıyı ön planda tutarak endüstrileşen tasarımlara aynı zamanda ruh vermek için buradayız.

Tasarımlarımız da özgünlük ise olmazsa olmasın dediğimiz nokta. Bu yüzden tasarım ekibine profesyonel fotoğraf çekimi ve illüstrasyon desteği sağlamaktayız. Tasarım materyallerinin ekibimiz tarafından üretildiğinden ötürü projelerinizde telif problemi yaşamayacağınızı garanti ederiz.

Ekibimiz tasarımcılarından Selenay Ünlütaş imzası taşıyan 2 adet kitap kapak tasarımı, referans olması açısından blogumuza ektedir. Diğer grafik tasarım alanlarında da referans almak ve portfolio incelemek için bizlerle irtibata geçmeniz gerekmektedir. Evet bizde sizlerle çalışmak için sabırsızlanıyoruz.

Tasarım lazım diyorsanız, beklentilerinizin gerçekleşmesi için bize ulaşın.

Ekipmanlazim.com / Film ekibi ve ekipmanları kiralama şirketi / Tasarım Departmanı

ona

14923046_1669031300076017_1213233720_o

Eskişehir Uluslararası Kısa Film Festivali Sponsoru Olduk!

25429843923_444a2f2e77_m

 

Eskişehir Uluslararası Kısa Film Festivali (Eskisehir International Short Film Festival), 28 – 30 Nisan 2016tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Son başvuru tarihi 18 Mart 2016 olarak tesbit edilen festivalin ödül töreni 30 Nisan tarihinde yapılacak. Filmler için herhangi bir tema sınırlaması olmayan festivale 01 Ocak 2015 tarihinden sonra tamamlanmış kurmaca, belgesel ve canlandırma türündeki ulusal ve uluslararası filmler katılabiliyor. Eskişehir Uluslararası Kısa Film Festivali katılımcıları, başvurularını www.eskshortfilmfest.comüzerinden ya da istenilen belgeleri eskkisafilmfest@gmail.comadresine e-posta ile göndererek gerçekleştirebilecekleri belirtiliyor.







AMACI / PURPOSE

Eskişehir Uluslararası Kısa Film Festivali, ilkinin bu yıl 28-29-30 Nisan 2016 tarihlerinde gerçekleştirileceği bir sanat festivalidir.
Eskişehir International Short Film Festival is an art festival that will be held for the first time on April 28, 29, 30th, 2016.

Festival / The aim of the festival is:

  • Başta Eskişehir olmak üzere tüm Türkiye’de kısa film algısının ve üretiminin gelişmesine katkı sağlamayı,
    To contribute to the improvement of the short film’s perception and production all around the world,
  • Kısa filmcilere yeni gösterim alanları yaratmayı,
    To create new spheres for the short film makers to display their films,
  • Sinema alanında üretim gerçekleştiren amatör ve profesyonel sinemacıları bir araya getirmeyi,
    To bring the amateur and professional film¬-makers together,
  • Eskişehirli sinemaseverlere, sinema sanatçıların ürettiği eserleri izleme imkânı sunmanın yanı sıra bu sinema sanatçılarıyla bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunabilecekleri bir alan yaratmayı
    For the cinema lovers who reside in Eskişehir, to offer the chance not only to watch the various works of art, but also to exchange ideas by coming together with these cinema artists,
  • Uygulanış ve var oluş biçimiyle sürekli yaratıcı, yenilikçi bir yapıya sahip olmaya çalışarak köklü, geleneksel bir festival kültürü yaratmayı,
    Amaçlamaktadır.
    To create a rooted, conventional festival culture by trying to possess an innovator and creative style in its both practical and existential form.

KAPSAM / SCOPE

Festival amatör ve profesyonel herkesin katılımına açıktır.
The festival is open for the participation of everyone, either amateur or professional.


This entry was posted in Blog

Canon’un yeni DSLR modeli EOS-1DX Mark II dikkat çekici özellikleriyle tanıtıldı

Canon EOS-1DX Mark II tanıtıldı

Dünyanın önde gelen fotoğraf makinesi üreticilerinden Canon, üst seviye yeni DSLR fotoğraf makinesini duyurdu. Canon EOS-1DX Mark II model isimli yeni fotoğraf makinesi yenilikçi özellikleriyle dikkat çekiyor.

Bu kategorideki modellerde de olduğu gibi iri bir gövde yapısına sahip olan Canon EOS-1DX Mark II modeli, suya sıçramalarına, darbeye ve titreşime dayanıklı bir yapıya sahip. Bu sayede kullanım sırasında fotoğrafçıların stresi de bir miktar azalacaktır.

2 adet Digic 6 Plus görüntü işlemcisine sahip olan modelde, Full Frame 20.2 MP çözünürlüklü CMOS sensör yer alıyor. Saniyede 14-16 kare gibi oldukça hızlı bir seri çekim yeteneğine sahip olan 1DX Mark 2 modelinde Full HD çözünürlükte 100/120 FPS, 4K çözünürlükte ise 50-60FPS video kayıt özellikleri de dikkat çeker nitelikte.

Nikon D5 modeline bir nevi yanıt olarak tasarlanan bu modelde ISO değeri ise 100-51200 aralığında, arttırılmış ISO seviyesi ise 50-409.600 seviyesine kadar ulaşabiliyor. Canon 1DX Mark 2 modelinde 41 tanesi Cross Type olmak üzere toplamda 61 tane odaklama noktası kullanılıyor.

3.2 inç boyutlu dokunmatik ekrana yer verilen modelde dahili GPS, USB 3.0, Cfast,HDMI Out, ethernet,CF kart gibi giriş çıkış portları yer alırken, EOS ISA (Gelişmiş Nesne Analizi) ve EOS ITR (Gelişmiş Takip Tanımlaması) gibi yeni nesil teknolojiler de yer alıyor. Canon EOS 1DX Mark II Canon 1dx Mark2 modelinin gövde fiyatı 6000$ olarak belirlendi.


This entry was posted in Blog

Kameranın İcadı

George eatsmanAmerikalı mucit ve işadamı George Eastman fotoğrafçılıkta kullanılmakta olan kuru levhaları düzeltti ve makaraya sarılmış filmlerle, bunlarla kullanılacak kameraları geliştirdi.

Mekanik bir televizyon tarayıcısını bulan İskoçyalı john logle baird (1888-1946), fotoğraf araçları nı kullanmadan, ilk hareketli filmi çekmiştir. Baird, 1927 yılında 25,4 sm.lik 78 devirli plaklar ases kaydı yapan araçlardan yararlanarak, 30 satırlık TV tarayıcısı için resim kayıt etmeye olanak sağlayan bir aygıt tasarımladı.

Film icadından bile önce el ile bir tambur üzerine çizilen resimleri belli bir hızla döndürerek kısa zamanlarda görüntüleri hareketlendirme olayı biliniyordu. Başka bir yöntem ise kartonların üzerine çizilen resimleri aynı düzlem üzerinde ve belli bir hızda arka arkaya çevirerek elde edilen hareketli makinelerdi. Bu yöntem günümüzde halen karton film çizen grafikerler tarafından kullanılmaktadır.

Film icat edilip, bir anlık görüntü film düzlemine kaydedilerek elde edilen fotograf görüntüsünden sonra bilim adamları hareketli konuların görüntülerini kaydetmek üzere yarıştılar. Yapılması gereken en önemli hazırlık filmlerin yaprak halinde değil, bir rulo halinde ve metrelerce uzunlukta imal edilmesiydi. Uzun film imalatı yapıldıktan sonra bu filmlere görüntü kaydedecek bir mekanizmanın icat edilmesi gerekiyordu. Fotograf makinesi üreticileri bu konuya çok yatırım yaptılar ve sonunda modern film kameralarının ataları ortaya çıktı. Film bir objektifin önünden el ile sarılarak geçiriliyordu. Kameraman senkron tutturabilmek için içinden şarkı söylemek zorunda kalırdı. Tabii ki senkron tutmuyordu. Daha sonra zemberekli makineler icat edildi. Bu kameralarda kameraman önce sanki saat kurar gibi bir yayı kuruyordu, bu yay boşalırken dişliler yardımıyla filmi hareket ettiriyordu. Kameraman yayı devamlı kurmak zorunda kalıyordu. Fakat bu sistem de senkronu sağlayamıyordu.

Bu arada yapılan çalışmalarda arka arkaya hareket eden film karelerinde saniyede geçen kare sayısı 25 adet olduğunda insan gözü yanılarak hareketi devamlı gibi algıladığı hesaplandı. Bu teorinin film kameralarına uygulanması uzun sürmedi ve saniyede 25 kare fotograf pozlayacak şekilde kiralık kamera mekanizmaları üretildi. Bu kameralar aynı zamanda günümüzde kullanılan modern kameraların teorisini de oluşturdu.

13. Uluslararası Altın Boğa Kısa Film Yarışması Sponsoru Olduk!

13._Altn_Boa_KFYtr_afi.jpg

2. Altın Boğa Film Festivali kapsamında düzenlenecek “13. Uluslararası Altın Boğa Kısa Film Yarışması“na başvurular başladı. Alanında uzman jürilerin değerlendirmesi sonucunda en beğenilen kısa film yönetmeninin “Altın Boğa Özel Ödülü“ ne sahip olacağı yarışmaya lise öğrencileri katılabilecek.

Yarışmaya, düzenlendiği yıllar boyunca Türkiye’nin hatta dünyanın farklı yerlerinden, farklı kültürlerden 800’ü aşkın kısa film katıldı. Önceki yıllarda jüri koltuğunda Atilla Dorsay, Ahmet Mümtaz Taylan, Hasibe Eren, Zeki Demirkubuz ve Onur Ünlü gibi alanında yetkin yönetmen, oyuncu ve sinema yazarları oturdu. Her yıl sonunda organize edilen ödül törenleriyle genç sinemacıların ustalarla bir araya gelmesi sağlandı.

Türkiye’nin dört bir yanından lise öğrencilerini sinemaya teşvik etmek ve bu alanda başarılarını ödüllendirmek amacıyla düzenlenen yarışma, geçtiğimiz sene uluslararası platforma taşındı ve bu sayede farklı kültürler sinema çatısı altında bir araya gelmiş oldu.

Şirketimiz Ekipmanlazim.com olarak ilk sponsorluğumuz verdiğimiz desteğimizi tekrarlamaya karar verdik. Ekipmanlazim.com Özel ödülü ile belirleyeceğimiz yönetmene ödülünü vermeyi hak göreceğiz.

Son başvuru tarihi 1 Mayıs 2016 olarak belirlenen 13. Uluslararası Altın Boğa Kısa Film Yarışması hakkında detaylı bilgiye, katılım koşullarına ve ön başvuru formuna www.ielsinema.com ve web sayfamız adresinden ulaşılabilir.


This entry was posted in Blog

Kamera Arkası Ekip Ne iş Yapar?

  1. Assistant director – Yardımcı yönetmen
    Yardımcı yönetmen, prodüksiyonunun yardımcı resi jörüdür. Sette toplantılar yapıyor ve rejisörün olmadığı zamanlarda gerekli talimatları veriyor. Çekim ve zaman planını rica donanımların kiralanmasıyla ilgileniyor. Setteki problemler için luyor. Yardımcı rejisörler, yardımcılık yaptıkları yılları rejisör olm mamlanması gereken bir eğitim süreci olarak görüyorlar.
  2. Ajanslar
    İster yeni bir oyuncu, isterse dünya starı olsun, günümüzde nerede cunun mutlaka bir acentası var. Acenta, ön görüşmeler için randev ve oyuncunun alacağı ücreti belirliyor. Bunun karşılığında oyuncu ücret alıyor. Uygulamada bu rakam gen* nun alacağı ücretin yüzde 10’udur. Alma acenteler yanında ZBF ( Merkezi sahne vizyon aracılık şirketi) de faaliyet gösteri olduğu işler için ücret talep etmiyor.
  3. ADR operator
    ADR’nin açılımı “Automatic Dialogue F yani Türkçeye bire bir çevrildiğinde”otc değişimi” anlamına geliyor. Bir ADR op ronizasyonu sağlayan bir ses teknisyc sette genellikle orijinal seslerle birlikte cak, filmin çevrildiği ortamda çok sayıd de bulunduğundan sağlıklı sonuç alma mayabiliyor. ADR operatörü, daha sonr; niden senkronizasyondan sorumlu…
  4. Art director – Sanat yönetmeni
    Eskilerde “set designer” (set tasarımcısı) olarak geçen “Art Director”, günümüzde set tasarımcısının şefi, prodüksiyon tasarımcısının ise asistanı konumunda. Setteki yapılar, dekor ve aksesuarların konseptini takip ediyor. Art director, bunların nasıl görünmesi gerektiğine karar veriyor, yani filmin görsel tarzını belirliyor. Filmin hazırlık aşamasında ve daha sonra resijör ve kameramanla çok yakın çalışıyor.
  5. Atmospheric effects specialist – Atmosferik efekt uzmanı
    Rejisörün yağmur, gök gürültüsü, şimşek ya da dolu gerektiren sahnelere ihtiyaç duyduğu zamanlar için hava şartlarını beklemek çekimlerde zaman ve maliyet anlamına geliyor. Böyle sorunlar için iklim (hava koşulları) efekti uzmanı çözüm buluyor. Rüzgar, yağmur ve bulut makinalarıyla özel hava koşullarının nasıl oluşturulacağını belirler ve teknik ekibi yönetirler.
  6. Best boy – Işıkçı
    Harika çocuk’ baş ışıkçının (gaffer) yardımcısı olarak çalışıyor. Film ister dışarda çalışılsın ister stüdyoda, ortamdaki ışık dağılımının nasıl bir mantığa sahip olması gerektiğini bilen ve bu işin eğitimini almış bir elektrikçi olması gerekiyor. Ayrıca filmin çekildiği ortam için gerekli ışıklandırma tesisatını sağlamakla da görevli…
  7. Boom operatorSes asistanı
    Ses asistanı, çekimler sırasında mikrofonu seyircilerin başı üstünde dolaştırıyor. Yapabileceği en korkunç hata, mikrofonu olması gerektiğinden daha alçak tutarak film karesinin içinde görünmesine yolaçmak… Böyle bir hata, ancak sahnelerin yeniden çekilmesiyle telafi edilebiliyor.
  8. Carpenter (Marangoz)
    Film seti için gerekli mobilyalar satın alınmadığı zamanlarda, prodüksiyonun marangozu, Construction Manager’in (…) ver diği talimatlar ve prodüksiyon tasarımcısının hazırladığı taslak doğrultusunda gerekli mobilyaları yapıyor. Filmin ilk sahnesi için kamera karşısına geçildiğinde o, işini çoktan bitirmiştir. Çünkü o, bütçeye onay verilir verilmez işine hemen başlıyor.
  9. Construction manager
    Marangoz ve yapım ekibinin şefi olan set yapımcısı, sahne dekoratörünün planlarının gerçekleştirmesini sağlıyor. İşçiler, onun direktifleri doğrultusunda sahneyi, arka planı ve mobilyaları yapıyorlar.
    Kamera asistanı, birbirini takip eden ve akıcı olması gereken kamera hareketlerinden sorumlu. Kameramanın direktiflerinin yerine getrilip getirilmediğini kontrol ediyor, görüntülerin istenilen şekilde alınıp alınmadığına bakıyor. Doğru objektifi seçiyor ve görüntü netliğini ayarlıyor. Kamera magazinini dolduruyor ve üzerine kesitlerin ve notların yeraldığı “camera Sheeflerini yazarak klaket tahtasını kapatıyor.
  10. Color timer – Renk teknisyeni
    Filmin en son haliyle renklerini kontrol ediyor. Film materyalinin tamamını inceleyerek kare kare analiz ediyor. Onun görevi filmde istenilen renk kalitesine ulaşmak ve farklı çekimlere ait kareler arasındaki renk bütünlüğünü sağlamak… Özellikle birkaç günde çekilebilen sahnelerde ortam şartlarını sürekli aynı tutmak oldukça zor. Hava bazen açıp, bazen kapatabiliyor. Bu nedenlerle ortaya çıkan renk farklılıklarının ortadan kaldırılması gerekiyor.
  11. Costume designer
    Kostüm tasarımcısı, rollere uygun kıyafetleri tasarlıyor. Hazırladığı kıyafet ve aksesuarların, hikayenin geçtiği devir ve ortama uygun olması gerekiyor. Kostüm tasarımcıları uygun kumaş ve aksesuarları bulabilmek için genellikle kumaş mağazalarını ve bit pazarlarını adım adım gezmek zorunda kalıyorlar.
  12. Casting director
    Casting director, senaryoda yer alan karakterlere uygun oyuncuları arıyor. Başrol oyuncuları genellikle rejisör veya yapımcı tarafından belirleniyor. Casting director’un bu konuda bir fonksiyonu olmamakla birlikte ön görüşmelerde o da bulunuyor ve oyunculara diyalog partneri olarak eşlik ediyor.
  13. Catering
    Çekim boyunca, setteki ekibin yiyecek ve içeceklerini catering firması sağlıyor. Film bütçesinin büyüklüğüne göre öğle yemeğinde özel mönü veya tabldot olabiliyor. Çekimin yapıldığı yere kurulacak masa, bank veya çadırlar catering firması tarafından organize ediliyor.
  14. Composer – Kompozitör
    Kompozitörler, oldukça ince ve hassas bir işe sahip. Hazırladıkları müzik pasajlarının tek tek film karelerine uyumlu olması gerekiyor. Kompozitör, çalışırken, yanında bulunan bir monitörden filmin ham halini izliyor. Orkestrayı genellikle tek başına yönetiyor. Bittikten sonra beyaz perdede oynatılarak filmin kontrolü yapılıyor.
  15. Director – Yönetmen
    Setteki en önemli kişi… Neyin nasıl olacağını o, yani yönetmen belirliyor. Senaryoyu okuyor, hatta bazen yazım aşamasında bile birlikte çalışıyor. Baş rol oyuncularını seçiyor. Hikayeyi hangi yolla ve ne tarzda işleyeceğine karar veriyor. Çekimin yapılacağı ortamda oyuncularla prova yapıyor, kameranın pozisyonlarını belirliyor ve sahnelerin ne zaman yeteri kadar iyi oynandığına karar veriyor.
  16. Director of photography  – Görüntü yönetmeni
    Kameraman, sette rejisörden sonra ikinci sanatsal otorite olarak kabul ediliyor. Kamera ve ışıklandırma ekibini yönetiyor. Filmin görsel tarzını belirliyor. Yüksek teknolojiyle çalışacağı için eğitimli olması gerekiyor.
  17. Editör
    Hollywood’da cutter, ‘editör’ olarak geçiyor. Yani, binlerce metre filmi, dramatürjik sıraya koyan kişi… Çekimi tamamlanan filmin önce bir çalışma kopyası alınıyor. Editör, yönetmenle birlikte uygun sahneleri seçerek bu çalışma kopyası üzerinde görüntü ve ses senkronunu ayarlıyor. Daha sonra görüntülerin tek tek birbirini takip ettiği, önce kaba dekupajını yapıyor. Orijinal filmin nasıl kesilmesi gerektiğini gösteren bu çalışma kopyası negatif editörüne gönderiliyor.
  18. Dolly grip
    Kameranın üstünde bulunduğu ve hareketini sağlayan araca ‘Dolly’ adı veriliyor. Bu aracın büyüklüğü kameraman ve yardımcı ekibin sayısına göre değişiyor. ‘Grip’ ise yardımcı anlamına geliyor. Bu kişi kamera aracının hareketini sağlıyor. Kamerayı taşıyan araç, ya lastik tekerlekler, yada dolly grip’in önceden döşediği raylar üstünde hareket ediyor. Dolly grip bazen, kamerayı takip ederek oyunculara mikrofon tutan ses asistanının üstünde bulunduğu platformu da hareket ettiriyor.
  19. Extra – Figüranlar
    ‘Extra’ yada figüranlar, arka plandaki isimsiz oyunculardır. Örneğin baş rol oyuncusu taksiye binerken figüranlar da caddeleri dolduruyor. İzleyicileri etkileyebilmek ve hikayenin gerçekliği açısından figüranlar oldukça önemli…. Aracı firmalar, farklı niteliklere sahip figüranların fotoğraflarının olduğu kataloglarla müşterilerine seçme şansı sunuyorlar. Çoğunlukla harçlıklarını kazanmak isteyen emekli, öğrenci ve ev hanımları figüran olmak için başvuruyorlar. Günlük ücretleri Almanya’da 100-130 DM arası…
  20. Foley artist
    Hollywood’da ses editörü olarak çalışan Jack Foley, sesleri, çekildikten sonra filme ilave edebilen bir sistem geliştirmişti. Jack Foley’i onurlandırmak amacıyla Amerika’da ses editörlerine ‘Foley artists’ adı verildi. Filmdeki orjinal ses sağlıklı olmadığı ve ses efektlerinin yeniden yapılması gerektii zamanlarda ses editörleri devreye giriyorlar. Ellerindeki malzemelerle, her türlü sesin gerçeğe uygun imitasyonunu gerçekleştirebiliyorlar.
  21. Make-up artist – makyöz
    Make-up artist, yani makyöz genellikle oyuncuların normal makyajlarından sorumludur. Ancak zaman zaman oyuncuların yaralı, yaşlı veya genç görünmeleri için özel makyajlar da yapıyorlar. Makyözlerin de sürekli sette bulunmaları gerekiyor. Her an oyuncuların makyajlarıyla ilgili bir sorun çıkabiliyor.
  22. Location scout
    “Location scout” film çekiminin yapılabileceği uygun yerlerin araştırılması anlamına geliyor. Bu işle görevli kişi, filmin otantik bir atmosfere sahip olabilmesi için orjinal mekanları arıyor. Bulduğu yerlerin listesini yapıyor, görüntülerini çekiyor ve bölgeyle ilgili bilgileri toplayarak seçim yapması için yönetmene sunuyor.
  23. Producer – Prodüktör
    Film projesinin ilk fikirsel oluşumundan gerçekleşmesine kadar her aşamasında yeralıyor. Filmin finansmanını sağlıyor, senaristi ve yönetmeni seçiyor. Nasıl yönetmen, filmin sanatsal çalışmalarından sorumluysa, prodüktör de parasal işlemlerinden sorumludur. Son zamanlarda trend, yönetmenlerinin çektikleri filmin prodüktörlüğünü de yapmaları yönünde ağırlık kazanıyor. Executive Produkcer, prodüksiyonun genellikle oluşum safhasında bulunuyor.
  24. Hair stylist – Kuaför
    Her Hollyvvood yıldızının genellikle kendi özel kuaförü vardır. Film sonundaki jenerikte de “Mrs. Stone’un kuaförü” olarak karşımıza çıkıyorlar. Kuaförler, oyuncuların saçlarının, peruklarının veya saç eklerinin yapımından sorumlular. Her an bir düzeltme gerekebileceği için o da sette sürekli bulunuyor.
  25. Production manager – Prodüksiyon amiri
    Prodüksiyon amiri, hem yönetmene, hem de prodüktöre bağlı çalışıyor. Bütçeyi hesaplıyor, çekim çalışmaları için zaman planını oluşturuyor, ekipteki görev dağılımını sağlıyor ve sözleşmeleri yapıyor. Prodüktöre karşı sorumlu olduğu konuların başında çalışmaların günlük zamanlama planına uygun yürümesini takip etmek ve belirlenen bütçe sınırının aşılmamasını sağlamak geliyor.
  26. Pyrotechnical specialist
    Ateş ve ateşleme efektlerinden sorumlu uzmandır. Patlayıcı maddeler ve figüranların alevlerden zarar görmemeleri için gerekli donanımlar konusunda bilgi sahibidir. Özellikle vuruşma sahnelerinde kıyafetleri giydiren garderobier ve makyözle sıkı iletişim halindedir. Patlayıcılarla çalışabilmesi için devletin vereceği izin belgesine sahip olması gerekiyor.
  27. Grip
    Setteki yardımcı personele “Grip” adı veriliyor. Şefleri olan “Key Grip”in yönetiminde, tonlarca ağırlıktaki film donanımlarını araçlara yüklüyor veya indiriyorlar. Bu meslekte teknik bilgi ve el becerisi çok önemli… Çünkü bu yardımcılar, sık sık kamera için gerekli platformları kuruyor, küçük arızaları gideriyor ve başka yardımlar için sürekli sette hazır bulunuyorlar.
  28. Music editör – Müzik Editörü
    Müzik editörü, yönetmen ve kompozitörle bir araya gelip filmin hangi bölümlerinin müzikle desteklenmesi gerektiğine karar veriyor. Film kesitleri için hazırlanan birebir zaman tablolarıyla kompozitöre asistanlık ediyor. Ama onun asıl işi postproduction, yani filmin çekiminden sonra başlıyor. Ses mühendisiyle birlikte müzik ve ses efektlerinin eşlenmesini sağlıyor.
  29. Model maker – Model Yapımcısı
    Minyatür tasarımcısına bağlı çalışıyor ve onun direktifleri doğrultusunda minyatür modeller yapıyor.
  30. Negative editör – Negatif editörü
    Negatif editörü, editör ile yönetmenin, istenilen kesitleri bir araya getirerek hazırladıkları çalışma kopyasını baz alarak orijinal film kesimini gerçekleştiriyor. Sonuçta elde edilen orijinal film montajının yüzde yüz doğru çalışılmış olması gerekiyor.
  31. Re-Recording specialist
    Ses miksajını gerçekleştiriyor. Stüdyoda, farklı bantlardaki sesleri dengle- yerek hepsini masterbant adı verilen tek bir bantta topluyor. Gerektiği zaman efektler üzerinde oynamalar yapabiliyor. Örneğin bir sesi, çok uzaktan veya telefondan geliyormuş gibi düzenleyebiliyor. Bu çalışma yapılırken yönetmen ve ses editörü de stüdyoda hazır bulunuyor.
  32. Miniature designer – Minyatür tasarımcı
    Independence Day’ filmindeki dünya dışı varlıkların uzay gemileri, Blade Runner’ filmindeki Los Angeles kenti veya birçok filmde infilak eden uçaklar aslında, beyaz perdede göründüğünden çok daha küçük… Model yapımcılarının şefi olan minyatür tasarımcı, cisimlerin daha küçük ancak gerçeğe uygun modellerinin yapımını sağlıyor. Cisimlerin küçülme oranı 1/16 yı geçmemelidir. Geçtiği takdirde detaylar beyaz perdedeki etkileyiciliğini kaybediyor. Mükemmel bir illüzyon için minyatürlerle gerçek cisimlerdeki ayrıntıların aynı olması çok önemli…
  33. Scenic artist
    Sanat yönetmenine bağlı olarak çalışan scenic artist, sanat departmanında yeralıyor. Sahne duvarlarının boyanması, malzemelerin üzerine resim çizilmesi, sanatsal bir arka planın hazırlanması veya sahne için yapay gökyüzünün çizilmesi gibi konulardan o sorumlu…
  34. Property master, Property maker – Malzeme müdürü, malzeme yapımcısı
    Malzeme müdürü, çekim için kullanılan ve taşınabilir olan tüm malzemelerin takibinden sorumludur. Oyuncuların kullanması gereken silah, çanta, otomobil anahtarı, tencere, tabak v.b. malzemelerin kaybolmaması veya zarar görmemesi için takibini sağlıyor. Malzeme müdürüne bağlı olarak çalışan malzeme yapımcısı ise gerekli malzemelerin alınması veya kiralanmasının olanaksız olduğu durumlarda onları yapmakla görevlidir.
  35. Production designer- Yapım tasarımcısı
    Yapım tasarımcısı, film için gerekli sahnelerin tasarımını yapıyor. Dekor bölümünün şefi ve sanat yönet¬meninin amiridir. Filmdeki bina ve yapıların nasıl görünmesi gerektiğini tasarlarken kameraman ve kostüm tasarımcısıyla çok yakın çalışıyor. Sonuç olarak kostümler ve sahnedeki renklerin birbiriyle uyumlu olması gerekiyor.
  36. Screenplay writer
    İyi bir senaryodan kötü bir filmin ortaya çıkma olanağı herzaman vardır, ancak kötü bir senaryodan iyi bir sonuç hiçbir zaman beklenmemeli. İyi bir film için senarist çok önemli… Senaryoyu hazırlarken kendine ait bir fikirden de yola çıkabilir, yapımcıdan aldığı bilgi veya malzemeleri de kullanabilir.
  37. Special effects – Özel efektler
    Kısaca FX olarak da geçen özel efektler olmasaydı Independence Day’ ve Yıldız Savaşları’ gibi filmler hayal bile edilemezdi. Özel efektlerden sorumlu olan uzmanın, minyatür modeller, mekanik efektler, patlama efektleri, bilgisayar animasyonları, modelcilik ve özel fotoğrafçılık konularının hepsinde bilgi sahibi olması gerekiyor. Titanic’ gibi dev projelerde özel efektleri gerçekleştiren birkaç stüdyo birden bulunuyor. Amaç, mükemmel bir illüzyon sağlayabilmek…
  38. Script/Script supervisor
    Bu görev daha çok kadınlar tarafından yapıldığı için Scriptgirl’ olarak da geçiyor. Kameranın yanıda yeralıyor. Oyuncuların aksiyon ve pozisyonları, kameranın hareketleri, kullanılan objektif ve filtreler, sahnelerin oynanma sayısı ve süresiyle ilgili notlar tutuyor. Yönetmen, daha sonra bu notları kullanarak gününün akışını kontrol edebiliyor.
  39. Stand-in – Işık dublörü
    Oyuncuların uzun süreli ışık altında kalmaları gerektiği sahnelerde oyuncuları fazla yormamak için ışık dublörleri kullanılıyor. Oyuncuyla aynı boyda ve yapıda oluyor ve aynı kostümü giyiyorlar. Rahatsız edici ışıklandırma sırasında oyuncuların yerine geçiyorlar.
  40. Stunt/ Siunt coordinator
    Dublör koordinatörü, figüranların ayarlanmasıyla ilgileniyor. Sahnelerin tamamını oyuncuların kendisi oynamıyor. Başlıca nedenleri, tehlikeli sahnelerde oyuncuyu riske atmamak ve yıldızların dev rakamlara ulaşan sigorta ücretleri… Figüran kullanılan film türleri arasında macera ve aksiyon filmleri, savaş ve kovboy filmleri yeralıyor.
  41. Unit publicist
    Basınla ilişkileri sağlıyor. Basın bültenlerini ve oyunculara ait kısa biyografileri yazıyor, basın mensuplarını, çekimler hakkında bilgi sahibi olmaları için sete davet ediyor, oyuncularla röportaj yapmalarına yardımcı oluyor ve görsel malzeme sağlıyor.
  42. Unit manager
    Unit manager, Çekimin yapılacağı yerin kullanımı için gerekli izni alıyor, yerin kullanım ücretini ödüyor, gerekirse yiyecek siparişini veriyor veya kıyafet değiştirme aracını ayarlıyor.
  43. Set fotoğrafçısı
    Tanıtım çalışmaları filmin başarılı olmasında büyük rol oynuyor. Set fotoğrafçısı basına dağıtılabilecek fotoğrafları çekiyor. Sette bulunuyor ve güzel görüntü veren anları görüntülemeye çalışıyor. Çalışmaları izlememesi gerektiği için sahne çekiminin ardından, oyunculardan onun için özel poz vermelerini ister. Bu nedenle basında yer alan fotoğraflar, filmdeki sahnelerle birebir uyumlu olmayabilir.
  44. Sound editör, Sound engineer – Ses editörü, Ses mühendisi
    Ses editörü filmde, tonmayster olarak da geçiyor. Ses efektleri ve müziğin istenilen şekilde miksini yapıyor. Ses editörü bu işlemi yaparken, kendisine bağlı olarak çalışan ses mühendisinin çekimler sırasında aldığı orijinal sesleri baz alıyor. Ses editörü bir ön çalışma hazırlıyor ve daha sonra yönetmene dinletiyor. Gerekirse yönetmenin isteği doğrultusunda değişiklikler yapıyor.

This entry was posted in Blog

360 Derece Sanal Tur Nasıl Yapılır?

Bir çok fotoğrafçının merak ettiği bir konuyu tüm detaylarıyla anlatmaya çalışacağız. Öncelikle sanal tur yapmak için gerekli olan ekipmanları anlatarak başlayalım.

  1. Dslr fotoğraf makinesi croplu veya fullformat olabilir
  2. Balıkgözü lens (croplu makinelerde 8 veya 10mm , Fullformat makinelerde 15 veya 16mm) ben şahsen sigma 15mm kullanıyorum performansının canon ef 15mm’den daha iyi olduğunu düşünüyorum.Balıkgözü olmadan da genişaçı bir lens ile doğru açılarla çekim yaparsanız sanal tur oluşturabilirsiniz fakat çok adet fotoğrafı çekmek ve birleştirmek bihayli zaman alacaktır ve yanlış yapma riskiniz bir o kadar artacaktır.
  3. Panoramik çekim kafası (panoramikhead)Manfrotto Sph303 Plus- MA-303 plus- Nodal Ninja MkII yada Greigwired Panosaurus
  4. Yere sağlam basan ve su terazisi olan bir tripod.manfrotto öneririm.
  5. Fotoğraf makinesine uygun kablolu veya kablosuz tetikleyici

sanal-tur nasıl yapılır

Şimdi ise sanal turu nasıl yapacağımıza gelelim:

Öncelikle kullandığımız lensin nodal noktasını bilmemiz gerekmektedir.Nodal nokta bu işin en can alıcı noktasıdır.Bunu bilmeden tam ve sorunsuz çekim yapamazsınız.En basit anlatım ile Nodal nokta lensin içinde ışığın kırıldığı noktadır.Nodal nokta’nın yeri markaya ve lensin mm’sine göre değişiklik gösterebilir. Lensinizdeki nodal noktayı bulmak için internette biraz araştırmanız yeterli.sanal-tur-nasıl-yapılır

Bunu belirledikten sonra panoramik kafada şekilde gözüktüğü gibi eksenleri doğru olarak ayarlayınız

sanal-tur-nasıldır

 

Bu ayarlamaları yaptıktan sonra artık çekim yapmaya hazır sayılırız.

Çekim yapacağımız noktaya tripodumuzu kuruyoruz ve terazisini kabarcık çemberin içinde kalacak şekilde ayarlıyoruz.( bu kısmı çok önemli eğer düzgün terazide bir çekim olmazsa birleştirmede sorunlar yaşanır ve paralaks hataları doğabilir )daha sonra makinemize titremeleri engellemek için uzaktan tetikleyiciyi takıyoruz.Kameramızı  manuel moda alıp doğru pozlama ayarlarını yaptıktan sonra en yakın noktayı netliyoruz.(diyaframı 8 ve üstünde tutmamız fotoğraflarımızın keskinliği için önemlidir.)ve lensimizi af’den mf moduna geçiriyoruz.60 derecelik açılarla 6 fotoğraf ile beraber tavan ve tabanın birer fotoğrafını çekiyoruz.Çekim işlemimiz tamamlandıktan sonra sıra geldi birleştirmeye.sanal-tur-hileleri

 

  • PANAROMİK FOTOĞRAF

 

Fotoğrafları birleştirmek için genellikle Ptqui , Panoweaver veya Autopanogiga programlarını kullanıyorum.Bu programlardan edinerek çok rahat fotoğraflarınızı birleştirebilirsiniz.

Birleştirdiğiniz fotoğraflarıda  Tourweaver , Panotour , Flash Panorama Player , Pano2vr gibi yazılımlarla sanal tur’a dönüştürebilirsiniz.

Hazırladığınız 360 derece sanaltur larda tabanda tripod görüneceği için photoshop yardımı ile temizleyebilirsiniz veya nadir pach dediğimiz kendi logonuzu ekleyebilirsiniz.Stitched Panorama

  • UYGULAMA ALANLARI

Mekan tanıtımının önemli olduğu birçok iş kolunda sanal tur çekimleri yapılabilmektedir. Örnek vermek gerekirse aşağıdaki gibi çok farklı sektörlerden açık ve kapalı mekan sanal turları hazırlanabilmektedir.

    1. Özel okul sanal turu
    2. Anaokulu sanal turu
    3. Toplantı merkezi sanal turu
    4. Kültür merkezi sanal turu
    5. Örnek daire sanal turu
    6. Otel sanal turu
    7. Eğlence merkezi sanal turu
    8. Düğün salonu sanal turu
    9. Yurt sanal turu
    10. Mimari proje sanal turu
    11. Restorasyon sanal turu
    12. Showroom sanal turu
    13. Fuar sanal turu
    14. Restaurant sanal turu

Ünlü Yönetmenlerden Sözler

  • Sinema sirke çok benzer. Sinema olmasaydı bir sirk yöneticisi olabilirdim.Sirk de sinema gibi katıksız bir teknik, kesinlik ve doğaçlama karışımıdır.Prova edilmiş gösteriyi yaparken bile hala tehlikeyi göze alıyorsunuzdur. Böyle aynı zamanda yaratma ve yaşatmayı seviyorum. Bir yazar ya da ressamın çalışmasındaki kısıtlamalar olmaksızın doğrudan eylemin içine dalarak.

Federico FELLINI

  • “Sinema Nedir? Bu sorunun yanıtı göründüğü kadar kolay değil… Sinema diğer görsel sanatlara benzer. Sinemanın yazınsal özellikleri vardır, resim ve heykel sanatlarına yakınlaştığı zamanlar olur, müziksiz bir sinema düşünülemez. Ancak sinema sonunda yine sinemadır.”

Akira KURUSAWA

  • Sinema endüstrisinin bu şan-şöhret odaklı işleyişi karşısında çok naif kaldığımı fark ettim. Oscar bana kendimi herkesin önünde çırılçıplak kalmış gibi hissettirdi, herkesin benden büyük beklentileri vardı ama sanırım benim büyük beklentilerim yoktu.”

Marisa TOMEI / Oyuncu

  • Film çekmek karanlığa doğru yol almak gibi. En zor şeylerden biri film yapmaya neden olan ilk dürtüleri, tüm pratik engellere rağmen koruyabilmek.

Nuri Bilge CEYLAN

  • Yeni Dalga, Fransız sinemasını gerçekten çok kötü etkiledi. Yaşım ilerledikçe, tüm o üzücü hikayelerden, iki saat boyunca mutfakta kavga eden çiftlerden sıkılır oldum. Lütfen, yeter artık!

Jean-Pierre JEUNET

  • Fotoğrafçılık yaptığım yıllarda uzun-ince boylu bir delikanlı olduğum için kendimi flamenko dansçısı olabilecek potansiyelde görüyordum ve Kika adlı bir çingene dansçıya giderek Flamenkocu olmak istediğimi söyledim. Kika, bana bir müzik çalarak dans etmemi söyledi. Ben de bildiğim kadarıyla flamenko yapmaya çalıştım. Dansımı bitirdiğimde Kika, başka bir işle uğraşmamın daha iyi olacağını söyledi ve belki de bu yüzden içimde ukde kalan dans filmlerimin baskın motifi olarak kullanmaya karar verdim.

Carlos SAURA

  • Fransızların sıcak ve samimi ilgileri yıllardır bana hep destek oldu. Şimdi onlara olan gönül borcumu ödemek istiyorum. Bu film ise bunu yapabilmek için çok uygun.

Woody ALLEN

  • Bu rolde karakterin kendi içindeki dev dönüşümü çok ince bir şekilde vermem gerekiyordu. Basit Bir Plan’ın dışında bu filmdeki her sahne daha önce çektiğim filmlerden kat kat zordu. Hayatımda ilk defa aklımı kaçırdığımı sandım.

Bob THORNTON / Oyuncu

  • Sinemacının Aklının Tavanı Yoktur.

Yılmaz Güney

  • Dünyanın sinema tarafından kurtarılabileceğine inanmak isterim

Theo Angelopoulos


  • Günümüzde yapılan filmlerin çoğunda çok az sinema var. Bunlara ‘konuşan insanların fotoğrafları’ diyebilirim. Sinemada bir öyküyü anlatırken ancak başvurulacak başka bir yol kalmadığında diyalog kullanılmalıdır. Ben daima bir öyküyü öncelikle sinemaya özgü bir yöntemle anlatmaya çalışıyorum.
  • Katıksız sinema müzik notalarından bir melodi yapar gibi filmin parçalarınıbir araya getirmektir.
  • Önceleri keyfi, sonra uğur, son zamanlarda da zorunluluktan yapıyordum. Seyirci alıştığı için beni arayıp duruyor ve filmi kaçırıyordu. Bu yüzden bende genellikle filmin başlarında görünmeye özen gösterdim ki seyirci görsün rahatlasın ve filmi rahat izlesin.
  • Başkaları insanlara hayattan dilimler sunabilirler.Ben onlara pasta dilimleri veriyorum
  • Sinemaya duyduğum aşk, ahlaksal değerlerimden çok daha önemlidir.
  • Drama, sıkıcı ve boş anları gösterilmeyen bir hayat demektir. Görüntüler, kamera hareketleri, ritim, efektler, hepsi konuya bağımlı olmalıdır.
  • İki aktör benzer giysiler giymişlerse, seyirci onları ayıramaz. Eğer mekan açıkça belirlenmezse, izleyici olayın nerede geçtiğini merak edebilir. O bütün bunları kafasında bulmaya çalışırken çok önemli bir olay meydana gelirse,duygusal çarpıcılık sağlanamaz. Bu nedenle açıklamak, her şeyi sürekli berraklaştırmak önemlidir.
  • Oyuncunun aklından geçen düşüncelerin izleyiciye yüz ifadeleri ile iletilmesine karşıyım. Gerçek yaşamda insanların yüzleri, ne düşündüklerini yansıtmaz. Bir film yönetmeni olarak ben bunu izleyiciye sinemasal yöntemler kullanarak yansıtmalıyım.
  • Perdede cinselliğinde gerilim unsuru olması gerektiğini düşünüyorum. Eğer cinsellik aşırı derecede belirginse, gerilim olmaz. Filmlerimde hep soğuk sarışınları seçmemin nedeni ne biliyor musunuz? Biz,ancak yatak odasına geçtikten sonra fahişeleşmeye başlayan,gerçek hanımefendilerin peşindeyiz. Zavallı Marlyn,cinselliğini yüzünde bir bayrak gibi taşıyordu
  • Bir sahnenin uzunluk ya da kısalığını izleyiciyi kavrama derecesi ile ölçerim. Eğer tümüyle kavrıyorsa, sahne kısadır. İzleyiciyi sıkıyorsa,o sahne dayanılmayacak kadar uzundur.

Alfred HITCHCOCOK


This entry was posted in Blog

Ekipman Kiralama Prosedürü Nedir? Nasıl Yapılır?

  • NASIL KİRALANIR ?
  1. Nasıl ekipman kiralayabilirim? Kiralamak istediğiniz film ekipmanlarını sitemizden seçiniz. Kiralamak istediğiniz tarihlerle beraber bize mail, telefon ya da sitedeki iletişim kutusundan ulaşınız. En geç 120 dakika içerisin de ekipmanın uygunluk durumu hakkında size geri dönüş yapmaktayız.
  2. Kiralamak için neler istiyorsunuz? Bireysel başvurularda kimlik fotokopisi ve adınıza kayıtlı iki farklı fatura yada ikametgah istemekteyiz. Kurumsal başvurularda vergi levhası, imza sirküleri vb. belge istemekteyiz. Ayrıca kiralama bedelini peşin olarak ödemeniz gerekmektedir.
  3. Rezervasyon yaptırabilir miyim? Kiralama bedelinin yarısı kadarını banka hesabımıza yatırıp veya web sitemiz üzerinden online olarak kredi kartınız ile ödeme yapıp, dekontu bize ileterek rezervasyon yaptırabilirsiniz. Kiralamak istediğiniz ekipmanların uygun olup olmadığı hakkında telefonla(08505321201) veya bilgi@ekipmanlazim.com mail adresimizden bilgi almayı unutmayınız.
  4. Rezervasyon yaptırmazsam ne olur? Ekipmanlar sizin için ayrılmayacağı için rezervasyon yapmadan ofisimize geldiğiniz de istediğiniz ekipmanı müsait olmadığın da kiralayamayabilirsiniz.

 

  •   ÖDEMELER NASIL YAPILIR ?
  1. Ödemeler peşin mi yapılıyor? Kiralama öncesinde kiralama bedelini peşin olarak ödemelisiniz.
  2. Kredi kartı geçerli mi? Evet, kredi kartı geçerlidir. Kredi kartı ile sadece online olarak web sayfamız üzerinden ödeme yapabilirsiniz.

 

  • NASIL TESLİM ALACAĞIM veya EDECEĞİM ?
  1. Kiralamak istediğim film ekipmanını nasıl alacağım? Belirtilen adreste ki ofisimize gelip kiralama sözleşmesini imzalayarak ekipmanları asistanı ile birlikte teslim alabilirsiniz. Kiralama için istediğimiz belgeler olan kimlik fotokopisi ve adınıza kayıtlı iki farklı fatura ya da firmanıza ait bir belge getirmeyi unutmayınız.
  2. Kiralama Sözleşmesi nedir? Karşılıklı hakları korumak amacıyla düzenlediğimiz prosedür’dür.
  3. Ekipmanın kullanımı hakkında bilgi veriyor musunuz? Kiraladığınız ekipman hakkında bilginiz yoksa, teslim sırasında genel hatlarıyla kullanımını anlatmaktayız. Sizinle birlikte sete gelen asistanımız size sette gereken kolaylığı sağlayacaktır. Size ise sadece çekiminizi yapmak kalır.
  4. Kiraladığım ekipmanı nasıl teslim edebilirim? Ekipmanı ofisimize elden teslim edebilirsiniz yada asistanımız aracılığıyla yol masrafları ( Nakliye , Taksi ) karşılandığı takdir de, sözleşmeler iş bitimin de karşılıklı iptal edilerek, ekipmanları asistanımıza teslim edebilirsiniz.
  5. Kiraladığım süreyi uzatabilir miyim? Elbette mümkün, durumu telefon veya mail aracılığıyla bize bildirerek asistanımız vasıtasıyla yeni bir sözleşme imzalanıp uzatılabilir. Ancak ekipmanın uygunluk durumunu sormayı unutmayınız.
  6. Ekipmanı kullanırken bir hasar oluşursa ne olacak? Kullanım sırasında düşme, çarpma, kırılma ve bozulma gibi tüm hasarlardan kiralayan sorumludur. Böyle bir durum olduğun da ekipmanın hasarı tarafımızdan tespit edilip ona göre tamir bedelinin ve ekipmanın yatış bedelinin ücreti talep edilir.

Dünyanın En Hızlı Bellek Kartı : Cfast 2.0

Depolama çözümleri sunan flash bellek teknolojisi oldukça büyük önem taşıyor. Bu alanda dünya lideri olan SanDisk; profesyonel yayın, sinematografi ve yeni nesil profesyonel fotoğrafçılık için tasarladığı SanDisk Extreme Pro  CFast 2.0 bellek kartını tanıttı.

120GB SanDisk Extreme Pro CFast 2.0 bellek kartı; dünyanın en hızlı bellek kartı; okuma hızı 450MB/s (3000X) seviyesine kadar çıkabiliyor, maksimum iş akışı verimliliği ve yazma hızı sağlayacak şekilde 350MB/s (2333X) seviyesine kadar kayıt performansını mümkün kılıyor.

  • Rakiplerini ikiye katlıyor1380104218_cfast-2.0.jpg

SanDisk Extreme Pro CFast 2.0 bellek kartının sektöründe lider aktarım hızı, bugünün en hızlı kartlarını ikiye katlıyor. Bu yeni kart ile sektördeki profesyonel kullanıcılar büyük dosyaları her zamankinden daha hızlı düzenleyebilecekler. Örneğin, 100GB’lık bir dosyanın 90 MB/s hızdaki CompactFlash’tan aktarımı yaklaşık 20 dakika sürmekte. SanDisk Extreme Pro CFast 2.0 bellek kartı ile yalnızca 4 dakika sürmekte ve 450MB/s hızında çalışmakta

 

  • Yüksek kalite 4K video için görülmemiş dijital çözüm olanakları

SanDisk Ürün Pazarlama ve Başkan Yardımcısı Dinesh Bahal; yeni ürünle ilgili şunları söyledi: “SanDisk Extreme Pro CFast 2.0 kartı ile yeni nesil kart formatını, en yüksek kalite profesyonel sinematografi ile buluşturma olanağı sağlıyoruz Flash bellek depolamada SanDisk yenilikçiliği ve liderliğinin bir başka örneği olan bu kartlar, yüksek kalite 4K video gibi teknolojileri kullanmak isteyen profesyonel film yapımcıları için görülmemiş dijital çözüm olanakları sağlayacak.”

SanDisk Extreme Pro CFast kartı, CFast 2.0 özelliğinden yararlanan ilk kartt. Bu özellik, müşterilerin profesyonel video ve fotoğraf uygulamalarındaki gereksinimleri karşılamak için önde gelen CompactFlash Association üyelerinin işbirliği ile geliştirildi. İlk benimseyenler ve onaylayanlar SanDisk, Canon, ARRI ve Codex’tir. Bu işbirliğinin sonucu olarak CFast 2.0 özelliği, yeni nesil profesyonel video ve fotoğraf kameraları için görülmemiş bir performans seviyesi sağlıyor.

Önde gelen bir sinema ekipmanı üreticisi ARRI, CFast 2.0‘ı kamera kayıt ortamında uygulayacak ilk firma olacak. Yeni belgesel tarzı ARRI AMIRA, dahili CFast 2.0 kartlarında kayıt yapacak ve ALEXA XT kamera kullanıcıları yeni Cfast 2.0 adaptörü kullanabilecek, böylece ALEXA Classic kameraları gibi ALEXA XT kamerası kullanıcıları da aynı işlemi yapabilmek için XR modülü ile güncellenmiş olacak.

  • Canon da Cfast 2.0’ı destekliyor

Canon da CFast 2.0 standartını destekliyor. Canon Görüntü İletişim Ürünü Çalışmaları Yöneticisi ve Başkanı Masaya Maeda şunları söyledi: “Çok hızlı performansları ile CFast 2.0 bellek kartları, geleceğin 4K Ultra HD video kayıt yeteneğini sağlayan daha güçlü özelliklerle yeni nesil kameralar geliştirme olanağı sağlayacak”

SanDisk Extreme Pro CFast 2.0 bellek kartları ABD ve Avrupa’da seçkin fotoğraf mağazalarında ve yetkili ARRI mağazalarında 60GB ve 120GB kapasiteli ürünleri ile satışa sunulmuştur.

Kiralık Blackmagic Ursa Kamera ‘da Cfast 2.0 ile kayıt yapmaktadır.

Fotoğraf , Film ve Greenbox Stüdyo Kiralama

  • Sonsuz fon Perdesi  ( 4m tavan, 4.5m En, 6m Genişlik
  • Greenbox Veya İsteğe Bağlı Her Renge Boyanabilir. ( 32 m2 )
  • 4 Adet Kino Tipi Cool Light Işık
  • 3 Adet 800 Watt Işık
  • Ürün Çekim Çadırı ( 60×60 )
  • Phottix Reflektör 5in1
  • Tavanda Işık Ray Sistemi
  • Vantilatör (Kliplerde kullanılması üzerine tahsistir.)
  • HP ve Canon Yazıcı
  • Kadın / Erkek 3 Adet Wc + Duş Alanı + Mutfak + Bar
  • Loby ( TV+Playstation )
  • Oturma Alanı
  • Toplantı Odası ( 10 Kişi Kapasite )
  • Soyunma Kabini
  • Makyaj Odası ( 2 Aynalı ve Çalışma Alanı )
  • Ürün Çekimleri İçin Turn-Table
  • Fon Araç Girşine Uygun ( Maksimum Örnek : Mercedes Vito )
  • Otopark İmkanı
  • Sanayi Tipi Elektrik ve Jeneratöre Uygun Ekeltrik Sistemi
  • Sonsuz fon Perdesi  ( 4m tavan, 4.5m En, 6m Genişlik
  • Greenbox Veya İsteğe Bağlı Her Renge Boyanabilir. ( 32 m2 )
  • 4 Adet Kino Tipi Cool Light Işık
  • 3 Adet 800 Watt Işık
  • Ürün Çekim Çadırı ( 60×60 )
  • Phottix Reflektör 5in1
  • Tavanda Işık Ray Sistemi
  • Vantilatör (Kliplerde kullanılması üzerine tahsistir.)
  • HP ve Canon Yazıcı
  • Kadın / Erkek 3 Adet Wc + Duş Alanı + Mutfak + Bar
  • Loby ( TV+Playstation )
  • Oturma Alanı
  • Toplantı Odası ( 10 Kişi Kapasite )
  • Soyunma Kabini
  • Makyaj Odası ( 2 Aynalı ve Çalışma Alanı )
  • Ürün Çekimleri İçin Turn-Table
  • Fon Araç Girşine Uygun ( Maksimum Örnek : Mercedes Vito )
  • Otopark İmkanı
  • Sanayi Tipi Elektrik ve Jeneratöre Uygun Ekeltrik Sistemi
  • Projeksiyon
  • Logitech Ses sistemi
  • Kurgu Odası
  • Sonsuz fon Perdesi  ( 4m tavan, 4.5m En, 6m Genişlik
  • Greenbox Veya İsteğe Bağlı Her Renge Boyanabilir. ( 32 m2 )
  • 4 Adet Kino Tipi Cool Light Işık
  • 3 Adet 800 Watt Işık
  • Ürün Çekim Çadırı ( 60×60 )
  • Phottix Reflektör 5in1
  • Tavanda Işık Ray Sistemi
  • Vantilatör (Kliplerde kullanılması üzerine tahsistir.)
  • HP ve Canon Yazıcı
  • Kadın / Erkek 3 Adet Wc + Duş Alanı + Mutfak + Bar
  • Loby ( TV+Playstation )
  • Oturma Alanı
  • Toplantı Odası ( 10 Kişi Kapasite )
  • Soyunma Kabini
  • Makyaj Odası ( 2 Aynalı ve Çalışma Alanı )
  • Ürün Çekimleri İçin Turn-Table
  • Fon Araç Girşine Uygun ( Maksimum Örnek : Mercedes Vito )
  • Otopark İmkanı
  • Sanayi Tipi Elektrik ve Jeneratöre Uygun Ekeltrik Sistemi
  • Projeksiyon
  • Logitech Ses sistemi
  • Kurgu Odası
  • LCD-Hdmi Monitör (Stüdyoda, Çekim için kullanılması üzerine tahsistir.)
  • Sonsuz fon Perdesi  ( 4m tavan, 4.5m En, 6m Genişlik
  • Greenbox Veya İsteğe Bağlı Her Renge Boyanabilir. ( 32 m2 )
  • 4 Adet Kino Tipi Cool Light Işık
  • 3 Adet 800 Watt Işık
  • Ürün Çekim Çadırı ( 60×60 )
  • Phottix Reflektör 5in1
  • Tavanda Işık Ray Sistemi
  • Vantilatör (Kliplerde kullanılması üzerine tahsistir.)
  • HP ve Canon Yazıcı
  • Kadın / Erkek 3 Adet Wc + Duş Alanı + Mutfak + Bar
  • Loby ( TV+Playstation )
  • Oturma Alanı
  • Toplantı Odası ( 10 Kişi Kapasite )
  • Soyunma Kabini
  • Makyaj Odası ( 2 Aynalı ve Çalışma Alanı )
  • Ürün Çekimleri İçin Turn-Table
  • Fon Araç Girşine Uygun ( Maksimum Örnek : Mercedes Vito )
  • Otopark İmkanı
  • Sanayi Tipi Elektrik ve Jeneratöre Uygun Ekeltrik Sistemi
  • Projeksiyon
  • Logitech Ses sistemi
  • Kurgu Odası
  • LCD-Hdmi Monitör (Stüdyoda, Çekim için kullanılması üzerine tahsistir.)
  • + Canon 5d Mark II + 24-105 f4 + 50mm Objektif
  • + Shoulder Ring
  • + Dolly Şaryo
  • + Renkli Led ve Işık Sistemi

Sony Fs700 Kamera Hakkında Bilmeniz Gerekenler

  • Sony NEX FS700 Super Slow Motion Kamera

4K Super 35 CMOS sensörü, dahili ND filtreleri ve yakın bir gelecekte piyasaya çıkacak yazılım güncellemesi ile HD-SDI çıkışından 4K çözünürlüğünde görüntü çıkışı verecek olmasının yanı sıra, saniyede 960 (fps) kareye kadar çıkabilen ağır çekim yapabilmesi, kameranın kendi sınıfındaki ürünler arasında bir ilk olmasını sağlıyor.

  • Super Slow Motion

E-mount lens sistemi, Super35 sensörü, AVCHD kayıtçı teknolojisiyle kompakt ve modüler bir gövde içinde profesyonel kullanım ihtiyaçlarına cevap verebilmektedir. FS700′ün en önemli özelliklerinden biri ise Super Slow Motionkabiliyetleridir. Full HD çekimlerde 120 fps veya 240 fps, daha düşük çözünürlükte 960 fps değere kadar ulaşabilen FS700 kamerası sunduğu başarılı Slow Motion çözümü ve fiyat performans oranı ile rakiplerinin bir adım önünde yer almaktadır. (Super Slow Motion için yazının altındaki tanıtım video’sunu mutlaka izleyiniz) FS700 modeli profesyonel video kamera dünyasında Slow Motion kabiliyetine sahip çözümlerin yanında çok daha ekonomik ve avantajlı konumda yer almaktadır.

Günümüzde, her türlü film ya da video projesine görsel zenginlik katmak ve benzerlerinden farklı kılmak için değişik yaratıcı çekim tarzları kullanılıyor. Bunlar arasında, verimli kullanıldığında, belki de en etkili olanı ağır çekim. Bugün piyasada olan birçok video kamerada saniyede ulaşacağınız maksimum kare hızı 50 ya da NTSC sisteminde en fazla 60’tır ve bu kare hızlarına HD’den daha düşük bir çözünürlükte ulaşabilirsiniz. Genellikle, birçok yaygın uygulama için yeterli sayılabilecek bu değerler, daha özel ve HD çözünürlüğünde olması istenen bazı çekimler için yetersiz kalmaktadır. İşte bu noktada, saniyede 1000 kare hızına ulaşabilen ama fiyatları son derece pahalı olan özel ağır çekim kameralarını kullanmak gerekmektedir. Ancak kiralık sony FS700 ile hem büyük sensörlü bir 4K video kamerayı, hem de bir ağır çekim kamerasını birleştirmiş bulunuyor.

Sony NEX FS700, tam HD olarak NTSC sisteminde saniyede 960, PAL sisteminde ise 800 kare gibi son derece yüksek bir hıza ulaşabiliyor. Ayrıca bu kaydı, düşük maliyetli SD (minimum class 10 tavsiye ediliyor) kartlara da yapabiliyor.

  • 4K Hazır

NEX-FS700 kameranın en önemli özelliklerinden biri ise kullandığı geliştirilmiş 4K Exmor Super 35mm CMOS sensörüyle (4352 x 2662 toplam 11.6 milyon piksel) 4K Ready – 4K Hazır (4096 x 2160) olarak gelmesidir. Şu anda 1080p çözünürlükte kayıt gerçekleştirirken gelecekte yapılacak bir firmware güncellemesi ile NEX-FS700E 4K RAW veriyi 3G HD-SDI üzerinden harici 4K kayıtçısı kullanarak işleyebilecektir.

  • Dahili ND Filtreler

FS700′ün sahip olduğu bir diğer önemli özellik ise NEX FS700′ün dahili ND (Neutral Density) filtreler ile gelmesidir. Dahili ND filtreler ile dış mekan çekimlerine kolay adaptasyonu ve alan derinliği sağlarken kamera operatörünü harici ND filtre taşıma ve kullanım sıkıntılarından kurtarmaktadır.

  • E-Mount ve A-Mount Lens Sistemi

Sahip olduğu E-Mount lens sistemi ile Sony’nin NEX yelpazesindeki bir çok lensi kullanabilir veya ek olarak takılacak lens adaptörleri (LA-EA2) ile A-Mount sınıfında geniş bir lens kullanım yelpazesi sağlayabilmektedir.

  • Resim Dosyası Kayıt

Exmor Super35 CMOS sensör sayesinde yüksek kalitede 8.3 M resimler çekebilmekte ve resimlerin en boy oranlaması (aspect ratio) 16:9′dan 3:2′ye kadar seçilebilmektedir. Ayrıca kamerada yüz tanıma ve otomatik odaklanma (auto focus) özelliği bulunmaktadır.

  • 3G HD-SDI ve HDMI Çıkışları

Kamera 3G HD-SDI çıkışları ile yüksek kalite formatların kaydedilebilme entegrasyonunu kolaylaştırmaktadır. Çıkış sinyali kamerada seçilen kayıt moduyla aynı formatta gerçekleşmektedir. Kullanıcı 4:2:2 sıkıştırmasız (uncompressed) sinyallere gömülmüş timecode’lu görüntüyü HDMI çıkış alabilmektedir. 3G HD-SDI ve HDMI çıkışlarından alınan eşzamanlı çıkış sinyalleri 3G HD-SDI ve HDMI harici hedeflere yedekli olarak kayıt edilmesi sağlanabilmektedir.

  • Karma (Hybrid) Kayıt Medyası

1GB Memory Kart – 32GB Memory Kart yelpazesindeki medyalara HD veya SD olarak çeşitli kayıt parametrelerinde kayıt yapabilmektedir. Ayrıca kamera sistemine dahil edilecek HXR-FMU128 Flash Memory ünitesi ile kesintisiz 10 saat’e kadar kayıt yapılabilmektedir. Kamera hem memory kart’a hem de HXR-FMU128 ünitesine eş zamanlı kayıt yapabilmektedir. Bu da aslında yapılan çekimin 2 kopyasının oluşturularak çok daha güvenli bir kayıt ortamı sağlayabilmektedir. Ancak HD ve SD kalitelerin ayrı kayıt medyalarına kayıt edilemeyeceğini not etmekte fayda olacaktır.

Sonuç olarak Sony NEX-FS700 kameranın teknik özellikleri ve sunduğu teknolojik avantajları değerlendirdiğimizde Super Slow Motion sağlayabilen 4K’ya hazır, dahili ND filtreler sağlayan, E-mount ve A-mount lensleri kullanabilen ve karma kayıt medyası kullanabilen çok özellikli güçlü bir kamera, fiyat performans oranını değerlendirdiğimizde rakiplerini geride bırakacak bir çözüm olduğunu söyleyebiliriz.

Kiralık Sony FS700 Super Slow Motion Kamera Kiralama

Ekipmanlazim.com’dan Film ekipmanları kiralamada çok iyi kampanya!

Kiralık Kamera Sahibinden Header 1


Sinema, klip , kısa film, tanıtım filmi, reklam vb. diğer çekimleriniz için sizlere harika olmazsa olmaz bir paket hazırladık. Geçmiş zamanda yaptığımız kampanya ve sponsor çalışmalarımızdan dolayı daha öncesinde de adımızdan sık sık söz ettiriyorduk. Şirketimizce tekrardan aldığımız kararımızın uzun süre için geçerli olmasını umud ediyoruz. Belirlenen fiyat ve ekipmanlar günlük olarak belirtilmiştir. Rezervasyon yapmanızı Öneririz. Ayrıntılı bilgi için (bilgi@ekipmanlazim.com) ‘a mail atabilir veya 0545 429 3 212 numaralı telefonumuzu arayabilirsiniz.

Toplamda 2050TL değerindeki bu seti, Sadece 750TL ye kiralayabilirsiniz. İşte fırsatını sunduğumuz kampanya detayları;


  • Kamera & Objektif

Canon 5d Mark III
– 4x Batarya
– 4x Cf Kart
Canon 24-70 f2.8 Objektif

    • Ses Ekipmanları

    Zoom H4n Ses Kayıt Cihazı
    2x Sennheiser Yaka Mikrofonu
    Rode Ntg-2 Boom Seti

      • Işık Ekipmanları

      Kino Flo 120 Işık Seti
      2000 Watt 2’li Işık Seti
      800 Watt 3’lü Işık Seti
      Uzatma Kablo ve Filtreler

        • Aksesuarlar

        7” Tepe Monitörü
        Proaim Steadicam (yelekli)
        Proaim Mini Jimmy Jib (2.2metre)
        Dana Dolly Şaryo
        Omuzluk (shoulder)
        Araba Vantuzu
        Mattebox, Followfocus Seti

        Beykoz Kundura Fabrikası’nın akıbeti belli oldu!

        Bugüne kadar büyük dizilerin pek çoğunun set kurduğu, sayısız klibin ve filmin çekildiği Beykoz Kundura Fabrikası’nın akıbeti belli oldu.

        Serpil Yıldırım ismini çoğunuz bilmezsiniz ama dizi sektöründeki hemen bütün yapımcıların yakından tanıdığı biridir… Yıldırım Holding’in 2004’te aldığı Beykoz Kundura Fabrikası arazisini son 10 yıldır dizi sektörünün hizmetine sokan isim o… Bugüne kadar büyük dizilerin pek çoğunun set kurduğu, sayısız klibin ve filmin çekildiği Beykoz Kundura Fabrikası nedir, ne olacak diye merak ettim, Serpil Hanım ilk kez anlattı.

        2004 yılında 30 milyon dolara alındı

        2000 yılına kadar 3000 kişinin çalıştığı Beykoz Kundura Fabrikası, 2000 yılında faaliyetlerine son verdi. 2004 yılının sonunda özelleştirmeyle satışa çıkan araziyi Yıldırım Holding açık artırma sonucunda 29 milyon 750 bin dolara satın aldı.
        Geçen 11 yıl içinde Beykoz Kundura Fabrikası, Türk dizi sektörünün kalbinin attığı yer oldu. Reyting rekorları kıran diziler, ünlü filmler ve dahi pek çok klip ve program, 11 yıl boyunca hep burada çekildi. Arazinin tamamı 182 bin 705 metrekare… Üzerinde 30’a yakın endüstriyel bina var.

        * Serpil Hanım, eşiniz Ali Rıza Yıldırım 2004 yılında burayı aldıktan sonra süreç nasıl işledi?

        – Arazi üzerinde endüstriyel 30’a yakın bina var. Yıldırım Holding’in ilk yaptığı şey buraya Koruma Kurulu’nu çağırmak oldu. Koruma Kurulu’na “Biz burayı satın aldık, burada tarihi değerler var, ağaçlar var, tespitini yapar mısınız?” dedik. Kurul 25 binayı ve 10 bin tane ağacı tescilledi.
        * Yatırımcılardan görmeye pek alışık olmadığımız bir uygulama…

        – Çok haklısınız… Mesela hemen yanımızda Beykoz Rakı Fabrikası vardı. 2012 yılında 200 milyon dolara satıldı o arazi. Koruma Kurulu’nu çağırmadılar. Üzerinde tescilli binalar vardı, hepsini yıktılar. Dümdüz arazi çıktı ortaya… İhalesine biz de girdiğimiz için araziyi gezmiştim, nasıl anason kokuyordu, nasıl güzel binalar vardı anlatamam. Buradan o binaların yıkılışını gözyaşları içinde izledim.

        * Siz burada tarihi binaları yıkmayacaksınız o zaman…

        – Elbette yıkmayacağız. Biz aile olarak buranın tarihi değerini çok iyi biliyoruz. Bu yüzden Koruma Kurulu’nu çağırıp tescillettik zaten… Sonra buraya turizm imarı aldık ve yeni bir imar planı yapıldı. Korunan binalar ve ağaçlar çerçevesinde nereler turizm alanı olacak, nereler yeşil alan kalacak belirlendi. Burada ne yapabiliriz diye projeler yapıldı, çok çeşitli fikirler çıktı.

        * Beykoz Kundura dizilere kapanacak, otel yapılacak haberleri çıkıyor arada bir medyada… Nedir burayla ilgili tasarrufunuz?

        – 182 bin metrekarelik arazide 64 bin metrekare kadar yapılaşma iznimiz var. Bunun 20-30 bin metrekaresini tescilli binalar oluşturuyor. Geri kalan 30 binlik alanda inşaat yapma hakkımız var.

        * Otel mi olacak, AVM mi bu alanlarda?

        – Biz buranın dokusunu bozmayacağız. Hem tarihi kimliğin korunacağı hem de platoların devam edeceği bir plan oluşturduk. İçinde otel de var, arka tarafta villalar da, sanat kompleksleri de…

        * Burayı 5 yıl sonra hayal ediyorum; otel gelmiş, villarak kurulmuş… Setler bunun neresinde olacak?

        – Burası bir film platosu olarak yola çıkmadı, kendi kendine oluştu. Bizim hazırladığımız bir ilk master plan vardı. Ancak burada dizi sektörüne böyle bir hizmet oluşunca projemizi ona göre revize ettik. Proje tamamlandığında birbirini tamamlayacak ve besleyecek bir yapı olacak.

        * Siz aslen nerelisiniz?

        – Samsunluyum…

        * Kaç yıldır Beykoz’da yaşıyorsunuz?

        – 2008’de taşındık buraya… Daha önce Altunizade’de oturuyorduk, buraya haftada iki üç gün geliyordum. 2008’den beri Beykoz Kundura Fabrikası’nın içinde oturuyoruz…

        * “Yıldırım Holding Gayrimenkul Geliştirme Projesi” hayata geçtikten sonra da setler olacak mı burada?

        – Burada film sektörü organik olarak yeşermeye başladı. Kendi kimliğini yarattı burası… Planladığımız bir şey değildi. Projelendirmeyle birlikte organik olarak dizi işi de gelişti. İkisi bir arada gelişti. Burası bir alışveriş sokağı olur. Otel şurada olur, villa tipi evler olabilir. Ama burada turizm yatırımı sonrasında platolar ve sanat faaliyetleri de devam edecek. Biraz daha kurumsal, biraz daha kurallı bir şekilde yürüyecek çekimler.

        Mustafa Altıoklar’ın keşfettiği plato…

        * Burada ilk çekilen dizi hangisi?

        – Burayı ilk keşfeden Mustafa Altıoklar’dır. “Beyza’nın Kadınları”nı çekti burada. 2005 yılıydı… Biz de o zaman dizi, film işlerinde ne olduğunu bilmiyorduk. İzin istedi bizden… Eşim de, “Çeksin, ne olacak” dedi, hiçbir şey talep etmeden izin verdik.

        * Sonra?

        – Arkasından Athena geldi, iki klip çekti. Baktık devam ediyor talepler, ilgi artıyor, haftada iki gün gelmeye başladım buraya. Gelenleri güvenlikteki arkadaşlarla ağırlıyorduk. Sonra araştırıp bir fiyatlandırma yaptık, eşim “sen ilgilen bu işle” dedi. Sonunda evi de taşıdım buraya… Plato dünyasına böyle girdim.

        * İlk çekilen büyük dizi hangisiydi burada?

        – “Hatırla Sevgili”, “Kurtlar Vadisi”… Kurtlar çok çalıştı burada… “Hatırla Sevgili”nin tamamı burada çekildi. O dizi buranın her dokusunu değerlendirdi, müthişti yani… “Eve Giden Yol”, “Eve Dönüş” gibi filmlerin tamamı burada çekildi. “Öyle Bir Geçer Zaman ki” burada çekilmiş en güzel dizilerden biridir.

        * Hiç onay vermediğiniz senaryo oldu mu?

        – Evet, burada çekilmesini istemediğim filmler oldu.

        * Hangisi?

        – Söylemem, o bana kalsın…

        * Burayı daha çok diziler mi yoksa filmler mi kullanıyor?

        – Hepsi… Buraya kısa film çekmeye öğrenci de geliyor, kıyafet çekimi yapmak isteyen blogger da… Burada bir plato hizmeti verilmiyor, sadece mekan kiralanıyor. Boş mekan veriyoruz, herkes hayalindeki neyse onu kuruyor.

        * Niye yıllar içinde ışık, teknik malzeme kiralamak gibi bir hizmetiniz olmadı?

        – Düşündük bunu yapmayı ama sonra vazgeçtik. Her şey dışarıdan geliyor buraya… Bunu özellikle istemedik. Herkes özgür olsun, istediği ışıkçıyı, sesçiyi seçsin… İstediği catering firmasıyla anlaşsın… Bu da yapımcıların, yönetmenlerin hoşuna gidiyor.

        * Herkesin bildiği bir yer oldu Beykoz Kundura Fabrikası…

        – Marka değerini kendi yarattı burası… İran’dan, Atina’dan kapıya gelip dizileri soranlar var.

        Kundura’nın bilinmeyenleri

        * “Öyle Bir Geçer Zaman ki”, “Karadayı” gibi dizilerin kuruldukları sokaklar halen duruyor.

        * “Keşanlı2” için köy kuruldu, dizi yayından kalkınca seti Karadayı’ya dönüştürüldü.

        * “Diriliş”, “Kocamın Ailesi”, “Güneşin Kızları” halen çekimleri burada devam eden diziler…

        * “Bugünün Saraylısı”nın yalısı halen duruyor.

        * Sadece Türk yapımcılar değil Hollywood’dan ve Arap dünyasından çekim için gelen ekipler de var. Arap dünyası daha çok klip çekmek için tercih ediyor burayı…

        * Beykoz Kundura Fabrikası’nın içinde çok güzel bir butik otel var. Onur Ünlü, geçen hafta bir hafta otele kapanarak yeni filminin senaryosunu orada tamamlamış.

        * Beykoz Kundura Fabrikası, yapımcılarla anlaşma yaparken “Sponsorlarınız haricinde lütfen Beykoz esnafından alışveriş yapın” tavsiyesinde bulunuyor.

        Öğrencilere ücretsiz plato hizmeti…

        Beykoz Kundura Fabrikası platosunu yöneten Serpil Hanım, “Buraya gelip çekim yapmak isteyen öğrencilerden para almıyoruz” dedi.

        Bakın bunu yazarım, bütün öğrenciler buraya doluşur” deyince de “Yazın, seve seve ücretsiz veririz. Ama bir şartla; bize okuldan kağıt getirecekler. Ne çekeceklerini söyleyecekler. Çünkü bunu istismar edenler de çıktı ne yazık ki” yanıtını verdi. Sevgili öğrenciler buyrun size bedava plato… Kısa film çekmek istiyorsanız çalın Serpil Hanım’ın kapısını…

        Değişmeyecek tek şey Atatürk’ün dev heykeli

        10 yılda şehrin her yerine koca koca binalar dikilirken Beykoz Kundura Fabrikası’na neden çivi çakılamadığını çok merak ediyorum…

        Boğaz’ın en güzel yerindeki bu kıymetli araziyi hiçbir yatırımcı sadece plato olarak kullandırmaz çünkü…

        Hemen yanındaki Beykoz Rakı Fabrikası dümdüz oldu, yerine otel dikiliyor… Uzun süren ziyaretim sonrasında şu izlenimi edindim…

        Yıldırım Ailesi, sahip oldukları arazinin tarihi değerini çok iyi biliyor. Burayı mümkün olduğu kadar koruyarak, her şeyi kuralına göre yaparak dönüştürmeye çalışıyorlar.

        Serpil Hanım’la araziyi gezerken “Şunu görüyor musunuz?” dedi.
        Gösterdiği Boğaz’a bakan kocaman bir Atatürk heykeliydi…
        “Beykoz Kundura Fabrikası’nda her şey değişir, iki şey asla değişmez” dedi:

        “1- Buranın tarihi dokusu… 2- Bu Atatürk heykeli...”

        Beykoz Kundura Sahnesi geliyor

        Beykoz Kundura Sahnesi, sinema salonu, tören ve tiyatro salonu… Eskiden kazan dairesi olan binayı dönüştürüyoruz… Anadolu yakasının en iddialı yerini yapmayı planlıyoruz. Tarihi dokunun içinde tiyatro ve sinema salonu ortaya çıkacak. Şu an devam ediyor burada çalışmalarımız…

        Hürriyet / Cengiz Semercioğlu

         

        Kaynak : http://www.beykozguncel.com/4829-beykoz-kundura-fabrikasinin-akibeti-belli-oldu.html

        Sony Fs7 Kamera Hakkında Bilmeniz Gerekenler

        • Ergonomik tutma yeri tasarımı, ayarlanabilir kol ve Vizör sistemi

          PXW-FS7’nin tutuşu ve kullanımı kolaylaştırmak için tasarlanan tutma yeri, videograflara ve sinematograflara danışıp çeşitli prototipler üretildikten sonra elde edilen, titiz bir çalışmanın ürünüdür. Tasarımı, kameranın saatler boyunca kullanılabilmesini sağlar ve kullanıcıların tutuş tarzlarındaki küçük farklılıklarla uyumludur. Tek bir düğmeye basarak tutma açısı kolayca ayarlanabilir. Tutma yerinde Yakınlaştırma ve Kayıt Başlatma/Durdurma düğmelerinin yanı sıra genişletilmiş odak işlevi gibi diğer işlevlere kolay erişim için özelleştirilebilen çeşitli programlanabilir düğmeler bulunur. PXW-FS7’nin kol bölümünün uzunluğu tek bir düğme çevirerek ayarlanabilir. Ek yerindeki diğer bir düğme, kameranın açısını ayarlamayı kolaylaştırır. Böylece kullanıcı fiziğine ve çekim konumuna uygun rahat bir tarz seçebilir.

        • Tek kullanıcıyla kullanım için kolay ayarlar

          Yükseltme ve Zebra işlevi düğmeleri ile kontrast düğmesi odak, kontrast ve pozlamanın kolayca ayarlanması için PXW-FS7’nin vizörünün yan tarafına yerleştirilmiştir. Ayrıca tek bir düğmeyi çevirerek vizörün konumunu farklı derecelerde kullanım özgürlüğü için ayarlayabilirsiniz. Vizör sistemi, sol gözünü kullanan kullanıcıların bile rahatça kullanabileceği şekilde tasarlanmıştır.

        • Zorlu ortamlarda kullanım için toza ve su sıçramasına dayanıklı tasarım

          PXW-FS7’nin gövdesi zorlu koşullara dayanıklıdır: Düğmeleri, kadranları ve diğer parçaları tozun ve suyun girmesini önlemek için özel olarak yalıtılmıştır. Ayrıca soğutma fanının hava geçiş yolları kameranın iç kısmından ayrılmıştır.

        • Dahili Çoklu Arayüz (MI) Yuvası

          PXW-FS7’de de UWP-D11 veya UWP-D12 gibi kablosuz mikrofon paketleriyle (ayrı satılır) bağlantıyı destekleyen Çoklu Arayüz (MI) Yuvası bulunur. HVL-LBPC ışık (isteğe bağlı) yuvaya bağlandığında kameradan açılıp kapatılabilir ve UWP-D11 veya UWP-D12 ile güç ve ses bağlantıları kablosuz olarak kurulabilir.

        • Çok hassas 4K Super 35 mm Exmor® CMOS sensörle donatıldı

          PXW-FS7’de, yaklaşık 11,6 milyon toplam piksel (4352 x 2662) ve 8,9 milyon efektif piksele sahip Super 35 mm CMOS görüntü sensörü bulunur. PXW-FS7, görüntü sensörünün yüksek görüntü okuma hızı sayesinde 4K video çekimini ve Süper Ağır Çekim özelliğini destekler. Sensör ayrıca ISO 2000 değerinde yüksek hassasiyete ve 14 kademeli geniş dinamik aralığa sahiptir. Piksel gruplama veya karmaşık kamera işlemleri gerektirmeyen tam piksel okuma özelliği sayesinde pürüzler ve moiré efektleri en aza indirilir.

        • 60 fps’ye kadar 4K çözünürlüklü dahili kayıt

          PXW-FS7 çeşitli kare hızlarında (59,94P, 50P, 29,97P, 25P ve 23,98P) 4K çözünürlüklü dahili kaydı destekler. 4K monitörde görüntülendiğinde en ince ayrıntılarına kadar net şekilde üretilen 4K kayıt, izleyicinin kendisini sahnenin içindeymiş gibi hissetmesini sağlar. 4K kayıt Full HD monitörde görüntülendiğinde Full HD kayıtlardan daha yüksek çözünürlüğe sahip olur.

        • Süper Ağır Çekim modunda kesintisiz kayıt yapılabilir

          PXW-FS7 Full HD görüntü kalitesinde 180 fps’ye varan kare hızında kesintisiz kayıt yapma imkanı sunar. Böylece kayıt 23,98 fps’de oynatıldığında 7,5x’e kadar Süper Ağır Çekim elde edilebilir. Dahası, Süper Ağır Çekimde sınırsız çekim yapılabildiği için yanlış zamanlanmış çekimler yüzünden ekstra çekim yapmaya gerek kalmaz. Ayrıca çekimin tam olarak istediğiniz noktasını seçmenizi sağlar.

        • Zengin lens seçenekleri için α Yuva Sistemi ve film çekimine uygun E yuva imkanı

          PXW-FS7 E mount lens yuvası bulunan α mount sistemine sahiptir. Sistem motorlu sessiz otomatik odaklama, iris kontrolü, motorlu yakınlaştırma, SteadyShot görüntü sabitleme ve diğer işlevleri desteklediği için bu özellik özellikle film çekimi için kullanışlıdır. Dahası, E mount sisteminin kısa flanş ardı mesafesi (lens yuvasının yüzeyiyle görüntü sensörü arasındaki mesafe) sayesinde LA-EA4 lens adaptörüyle A mount lensleri ve üçüncü taraf adaptörlerle diğer birçok lensi kullanabilirsiniz. E mount sistemi bu sayede zengin lens kaynaklarından yararlanarak videolarda kendinizi yaratıcı ve çok yönlü bir şekilde ifade etmenizi sağlar.

        • XAVC Intra ve Uzun GOP gibi çeşitli formatları destekler

          PXW-FS7, XAVC ve MPEG-2 HD 422 olmak üzere iki formatı destekler. Uygulamaya uygun formatı seçmek mümkündür. H.264AVC codec’iyle iki XAVC sıkıştırma sistemi (Intra ve Uzun GOP) sağlanmıştır. Intra, 4K ve Full HD için 4:2:2 10 bit örneklemeli kayıt yapma imkanı sunar ve 600 Mb/sn’ye varan yüksek bit hızlarını destekler. Yalnızca 50 Mb/sn’de 4:2:2 10 bit örneklemeli 1080/50P Full HD çekim için görüntü kalitesi ve kayıt süresinin dengelendiği Uzun GOP formatı, uzun çekimler için idealdir. Ana olarak yayın istasyonlarında kullanılan MPEG2 HD 422 kayıt formatı da desteklenir. Desteklenen formatlar ve bit hızları aşağıda sunulmuştur.

        • S-Gamut3.Cine/S-Log3, SGamut3/S-Log3 ve diğer log eğrileri desteği

          PXW-FS7 S-Gamut3.Cine/S-Log3 ve S-Gamut3/S-Log3 gibi log gama eğrilerini destekler. %18 gri, parlak bir seviyeye ayarlandığı için S-Log3, NEX-FS700 gibi kameralarda bulunan S-log2’nin ulaştığı %1300’den daha geniş bir dinamik aralık sunar. Aradaki fark 1,5 kademeye eşittir. Log gama, Cineon loga yakındır, böylece renkleri düzeltmek kolaylaşır ve sinematik görüntüye sahip ifadeler elde etmek mümkün olur. Ayrıca dijital sinemada kullanılan DCI-P3 renk aralığının geniş renk gamını üretmeye yatkın olan S-Gamut3.Cine’nin renk gamıyla karşılaştırıldığında S-Gamut3’ün renk gamı, hemen hemen tüm gerçek renkleri üretmeye daha yakındır ve dolayısıyla arşivleme amaçlarına uygundur.

        • Çekim desteği için Genişletme Birimi XDCA-FS7

          Kameradaki XQD kartına Apple ProRes 422 kayıt gibi operatörün çekim tarzını veya iş akışını destekleyen işlevlerin kullanılabilmesi için Genişletme Birimi XDCA-FS7, PXW-FS7K’ye doğrudan bağlanabilir.

        • Dahili ND filtresi birimi

          Dahili ND filtresi biriminde ışık miktarını ayarlamayı sağlayan ND filtreleri bulunur. Bu, parlak ortamlarda bile iris kademesini azaltmadan sığ alan derinliğiyle çekim yapma imkanı sunar. Ayarlar Net, 1/4 (2eV), 1/16 (4eV) ve 1/64’tür (6eV).

        • İki XQD ortam yuvası eşzamanlı ve sıralı kaydı destekler

          PXW-FS7 eşzamanlı ve sıralı kayıt imkanı sunan iki XQD kart yuvasına sahiptir. Sıralı kayıt sırasında ortamlardan biri dolduğunda kayıt otomatik olarak diğer ortamdan devam eder. Eşzamanlı kayıt sırasında aynı kayıt aynı anda iki kanala da kaydedilebileceği gibi kanallardan biri rastgele çekim için kullanılırken diğer kanal yedek olarak kesintisiz kayıt için kullanılabilir.

        • Harici 4K/2K RAW kayıt için RAW çıkışı*

          FXW-FS7’nin FS RAW Arabirimi HXR-IFR5 arabirim birimine ve RAW AXS-R5 kayıt cihazına bağlanarak harici 4K/2K RAW kayıt yapılabilir. Arabirim ayrıca uyumlu üçüncü taraf harici kayıt cihazlarının kullanılabilmesini sağlar. Birimle çekilen Full HD kayıtların zaman kodu, içeriğin çevrimdışı düzenlenebilmesi için senkronize edilir.

          * XDCA-FS7 Genişletme Birimi gerekir.

        • Çoklu kamerayla çekim desteği*

          XDCA-FS7 Genişletme Biriminin Genlock ve Zaman Kodu Girişi/Çıkışı işlevlerinin sağladığı hassas zaman kodu senkronizasyonu, çoklu kameralı kullanıma imkan sunar.

          * XDCA-FS7 Genişletme Birimi.

        • Sony’den Catalyst Browse yazılımı

          Tüm Sony profesyonel formatlarını destekleyen hem PC hem Mac® için ücretsiz klip yönetimi aracı.
          Çekimleri yerinde inceleyin, meta veriler ekleyin ve renk düzeltmelerini gözden geçirin.
          Gelişmiş Catalyst Prepare ortam hazırlama aracına sorunsuz yükseltme.

        • 4 Kanallı Ses Girişi ve Kaydı Desteği

          FS7 4 kanallı ses girişini destekler. Bu işlev, röportaj gibi uygulamalarda ortam seslerinin kaydı için harici mikrofonun, operatörün sesli notları için dahili mikrofonun ve röportajı yapan kişi ve kendisiyle röportaj yapılan kişinin sesleri için isteğe bağlı iki UWP Serisi kablosuz mikrofonun aynı anda kullanılmasına olanak tanır. Ayrıca, 2 ek XLR girişi sunan bir isteğe bağlı “XLR-K2M” veya “XLR-K1M” XLR adaptörünün kullanılması sayesinde kullanılabilir uygulama sayısı daha da artırılmaktadır.

        Blackmagic Production Camera 4K Hakkında Bilmeniz Gerekenler

        Bu kamera için yeni bir kamera değil de, bir önceki modeli sayılabilecek “Blackmagic Cinema Camera”nın upgrade edilmiş hali diyebiliriz. Tasarımı ve birçok özelliği önceki modelle neredeyse aynı olduğu için fazla ayrıntıya girmeden yeni özelliklere ve farklara değineceğim.

        Önceki modele göre yapılan en büyük iyileştirme bana göre UltraHD (4K) çözünürlükten ziyade sensörün MFT’den super35 ölçüsüne çıkarılması. Böylelikle firma büyük bir yanlışı telafi etmiş oldu. Artık eskisi gibi 2.3X crop sorunu yok, normal super35 ölçüsü olan 1.5X crop boyutuna sahip.

        Kameranın mount’u artık sadece EF ve yine önceki modelde olduğu gibi elektronik EF lenslerin iris’ini kameradan ayarlamak mümkün. Yine IS özelliğine sahip lenslerin bu özelliğinden de yararlanabiliyorsunuz. Üçüncü parti Nikon F yada PL mount adaptör takılabiliyor tabi ki.

        Kamera 4K çözünürlükteki RAW görüntüleri “görsel olarak kayıpsız” (Visually Lossless) sıkıştırma ile kaydediyor. Bu noktada sıkıştırmayla ilgili bilgi verecek olursak; kayıpsız sıkıştırmada, görüntünün yeniden oluşturulması aşamasında orijinal data kayıpsız olarak üretilebilirken, visually lossless (lossy olarak da anılır) sıkıştırma sonucu az da olsa data kaybı meydana geliyor. Yani veri anlamında tam kayıpsız bir sıkıştırma değil, fazla kayıp olmadan gerçekleşen bir sıkıştırma söz konusu. Elde edilen nihai veri ise görüntü bilgisi açısından değerlendirildiğinde hem görsel, hem de teknik açıdan fazla kayıp olmadığı için, bu yöntem “görsel olarak kayıpsız” olarak adlandırılıyor. 4K RAW datanın devasa boyutları düşünüldüğünde sıkıştırma işlemini yadırgamamak gerek.

        Bu arada tıpkı HD ile 2K da olduğu gibi 4K ile UltraHD arasında da küçük bir çözünürlük farkı var ve kamera 4K DCI (4096 x 2160) yerine UltraHD (3840 X 2160) spesifikasyonunu karşılasa da 4K olarak lanse ediliyor. Biz de 3-5 pikselin lafını etmeyelim 🙂

        Sensördeki yeniliklerden biri de “global shutter”a sahip olması. Bunun anlamı normal (rolling shutter) CMOS sensörlere sahip kameralarda, özellikle hızlı pan hareketlerinde meydana gelen ya da hızlı hareket eden nesnelerde görülen “eğilme” etkisinin (jello/rolling shutter effect) ve bazı diğer bozulmaların görülmemesi.

        CinemaDNG-RAW dışında 4K kayıt için ProRes 422 (HQ) kullanılabiliyor. Avid’in DNxHD codec’i 4K çözünürlüğü desteklemediği için eski modelde var olan bu özellik Production Camera’da yok. Avid bu konuda geride kaldı malesef.

        Kayıt medyası yine SSD. GB başına maliyetinin CF kartlara göre ortalama 5 kat daha ekonomik olduğu düşünülürse SSD kullanıcı açısından hızlı ve çok ekonomik bir çözüm ama boyut açısından biraz dezavantajlı. SSD kart seçimi de RAW kayıt için önemli. Blackmagic’in sitesinden kontrol ederek, test edilmiş SSD’lerden birini tercih edebiilirsiniz.

        Kameranın SDI çıkışı 6G-SDI’a yükseltilmiş, böylece tek kablo ile 4K görüntü transferi mümkün.

        Esas mesele olan görüntü kalitesi kısmına gelecek olursak; düşük ışık hassasiyeti ve gürültü seviyesi açısından kayda değer bir gelişme yok. Üstelik önceki modelde var olan ve forumlarda üzerinde çok tartışılan “fixed pattern noise” gibi sorunlar hala mevcut.

        Fixed Pattern Noise: Birçok kamerada ISO çok fazla arttırıldığında ya da bazı durumlarda düşük ISO değerlerinde bile bazı kameraların ürettiği görüntülerde, ekranın tümünü kaplayan ama özellikle orta tonlara yakın-tek renk ve düz yüzeylerde gözle rahatça görülebilen sabit bir noise dokusu oluşuyor. İşin sinir bozucu tarafı ise bu dokunun genelde dikey parçalar halinde ve tekrarlayan bir şekilde oluşması. Bu nedenle bir kere gözünüz takıldığında her baktığınızda görüyorsunuz ve tabi bazı hallerde izleyici için de farkedilebilen bir kusur ortaya çıkıyor. Blackmagic kameralarda malesef bu sorun çok belirgin ama tamamen gözardı etmek de sizin elinizde. İyi aydınlatılmış ortamlarda ve hareketli-karmaşık detaylı görüntülerde, çoğu zaman farkedemiyorsunuz.

        4K-RAW/ProRes, global shutter, nihayet büyüyen sensörü ve cazip fiyatıyla iyi bir seçenek ama ışık hassasiyeti açısından şu an hiçbir DSLR ile kıyaslanamaz. Canon 5D Mark III’e göre en önemli avantajı profesyonel ses girişine sahip olması diyebiliriz. DSLR ile çekim yaparken ses konusunu bir şekilde halledebiliyorsanız, Blackmagic 4K çözünürlük dışında size ekstra hiçbirşey sunamayacaktır. 4K için de çok acele etmeye gerek yok, çünkü ilerleyen dönemde DSLR’lerde de bu çözünürlük standart hale gelecektir.

         

        Kaynak : http://www.ahmetkavi.com/blackmagic-production-camera-4k.html#more-564

        Zeiss Compact Primes CP.2 Hakkında Bilinmesi Gerekenler

        HDSLR ile tam anlamıyla “profesyonel” video çekmek isteyenler için, dünyanın en iyi optik üreticilerinden biri olan Zeiss’tan, özel bir lens serisi. Profesyonel derken, mevcut sinema lenslerinin sahip olduğu özelliklere sahip olmasından bahsediyoruz. Bu özellikler öncelikle, lens üzerinde tam kontrol ve sinema ekipmanlarıyla uyumlu çalışabilme… Tabi ki stabilite, sağlamlık, ergonomi ve yüksek optik kaliteyi de hatırlatmak gerek. Üstelik herhangi bir PL adaptör vs. gerektirmiyor. Doğrudan DSLR’nize takabiliyorsunuz.

        Bu lensler aslında tamamen yeni değil. Zeiss’ın, fotoğraf makineleri için ürettiği (Nikon için ZF, Canon için ZE) lensleri baz alarak, sinematografik ihtiyaçlar doğrultusunda yeni bir yapıya kavuşturduğu lensler bunlar. Fotoğraf makinesi lenslerinden adapte edilmesi sayesinde, full frame (36×24) HDSLR makineler ile de kullanılabilecek bir çözüm üretilmiş. CP.2 lenslerin biri hariç (18mm) hepsi full frame fotoğraf makineleri ile de kullanılabiliyor.

         

        Lens ailesinin en ilginç özelliği ise değiştirilebilir monte etme sistemi (interchangeable mount) sayesinde hem DSLR’lerde hem de sinema kameralarında kullanılabilmesi. Mount seçenekleri; Canon için EF, Nikon için F ve başta Arri olmak üzere birçok sinema kamerası için PL. Yani aynı lensleri ister Canon 5D MkII, isterseniz Sony F3/RED gibi kameralarda rahatlıkla kullanabilirsiniz. Yalnız mount adaptörünü değiştirmenin ayaküstü yapılacak bir şey olmadığını hatırlatalım. Küçük vidaları ve adaptörün parçalarını dikkatlice söküp takmak zorundasınız. Ayrıca “back focus” ayarı için farklı kalınlıktaki pullar sökülüp takılıyor. Öyle ki, bu işlere eliniz pek yatkın değilse ve tecrübeniz yoksa uzman bir serviste yaptırmanız tavsiye ediliyor. Yani bu işlemi sıkça yapmak pek mümkün görünmüyor. Yalnızca lensi uzun vadeli ve geniş kullanım alanlı bir yatırım haline getiriyor desek yanlış olmaz. Bu arada otomatik netlik/iris gibi özellikler tabi ki yok.

        Bu lensleri, profesyoneller için uygun hale getiren ve normal fotoğraf lenslerinden ayıran özelliklerine değinecek olursak;

        • En başta yaklaşık 300 derece dönebilen, hassasça kalibre edilmiş netlik halkası geliyor. Netlik halkası doğru yönde, yani sağa (fotoğraf makinesi lenslerinin tersine) doğru çevirdikçe yaklaşan değerlerle dönüyor ve üzerindeki mesafe değerleri mümkün olduğu kadar sık ve fazla sayıda yazılmış.
        • Diyafram(iris), lens üzerinde ve “adımsız” yani sıçrama olmadan, yumuşak bir şekilde ayarlanabiliyor.
        • Netlik ve iris halkaları üzerindeki dişli aralığı standart Arri/Zeiss sinema lensleri ile aynı. Bu sayede netlik takip (follow focus) ekipmanları ve motorlu kontrolörler ile tam uyumlu.
        • Lensler birbiri ile aynı ebatlarda ve netlik/iris dişlileri de aynı konumda. Lenslerin ön çapı da (114mm) birbiri ile uyumlu. Tüm bunlar sayesinde lens değiştirdiğinizde rod uzunluğu, matte box ya da follow focus’u da değiştirmeden/fazla ayar yapmadan kullanabiliyorsunuz.
        • Çok sağlam gövde malzemesi ve stabil yapı.
        • Birbiri ile renk açısından uyumlu.
        • 14 Bıçaklı diyafram sayesinde net olmayan bölümlerde organik ve yumuşak bir doku sağlıyor, parlak noktalar da tam yuvarlak ve hoş görünüyor.
        • Azaltılmış “soluma”. (netlik yapma sırasında çerçevenin zoom-in/out gibi değişmesi)

        CP.2 lenslerin kapsadığı odak aralığı ve bazı teknik özellikleri;

        T-stop meselesini kısaca açıklamak gerekirse; “f ” objektifin odak uzaklığının, diyaframın çapına bölünmesi ile elde edilen bir değerken, “T” objektifin belli “f” değerindeki ışık geçirme miktarını ifade eder. Uygulamada f değerine göre kabaca %10 daha büyük bir değer ortaya çıkıyor. Mesela f/1.2 değerinde T/1.3…

        Bu lensler, HDSLR’ler için şu anda adaptörsüz ve modifikasyonsuz kullanabileceğiniz en üst seviye lensler. Normal SLR lenslere göre belki de en önemli özellikleri, hata kaldırmayacak profesyonel uygulamalarda ihtiyaç duyulan hassas netlik takibi yapabilmeye imkan vermesi ve tasarımı. CP.2 lensler çoğu kullanıcı için son derece lüks olsa da, sinema lensleriyle kıyaslandığında ancak giriş seviyesi olabiliyorlar. Fikir vermek gerekirse, sadece bir tane Arri/Zeiss Master Prime lensin fiyatına tüm Zeiss CP.2 seti alabiliyorsunuz. Sinema lenslerine göre gerçekten “compact” ama aynı odak uzaklığındaki bazı standart SLR lenslere göre çok büyükler. PL mount opsiyonu ise bu lensleri özellikle RED ve Sony F3 kullanıcıları için en iyi seçeneklerden biri haline getiriyor. Fiyatları her biri için ortalama 4000$. Set halinde alındığında çok ufak bir indirim oluyor.

         

        Bu arada yeri gelmişken Zeiss’ın Lightweight Zoom LWZ.2 modeline de kısaca değinelim ki hatırı kalmasın. Önceleri steadicam kullanımı için ideal olarak öngörülen ve doğrudan sine lens olarak tasarlanan LWZ, şimdi 2. versiyonu ve değiştirilebilir mount sayesinde HDSLR’lerin kullanımına da açılmış oldu (EF mount). Hem APS-C hem de full frame gövdeler için çok iyi bir odak aralığı sunan lensin diyafram değeri T2.6, ağırlığı 2kg. Fiyatı ise sudan ucuz; 32.000$ :)

        Zeiss CP.2 ile ilgili noktayı koyduktan sonra “ucuz” alternatifine de değinelim. İki asırlık bir marka olan Zeiss’ın yaptığını Mathew Duclos adında bir arkadaş da yapmaya çalışıyor ve başarılı olmuş gibi görünüyor.

        Zeiss ZF lensleri alıp CP.2’lere benzer özellikler kazandırıyorlar. Tabi ki tamamen aynı kalitede ve özellikte değil ama eski haline göre çok daha iyi. Fiyatları Zeiss’ın yarısı. Üstelik sadece Zeiss değil bazı Nikon ve hatta Tokina 11-16 lensi de modifiye ediyorlar. İsterseniz kendi lensinizi gönderip “sine lens” halinde geri alıyorsunuz, isterseniz doğrudan modifiye edilmiş sıfır lens de alabiliyorsunuz. Bir süredir 70-200 lensi modifiye etme üzerine çalışıyorlarmış. Garaj üretiminden çıkıp işi daha da ilerlettiklerinde çok başarılı olacak gibi. Şimdilik Zeiss güvencesi daha mantıklı…

         

        Kaynak : http://www.ahmetkavi.com/zeiss-compact-primes-cp-2.html


        This entry was posted in Blog

        HDSLR’de Beyaz Ayarı

        Videodaki renklerin doğru ayrıştırılması ve gerçeğe en yakın haliyle görülebilmesi için çoğu durumda beyaz dengesi ayarı (kısaca; beyaz ayarı) yapmamız gerekir. Bunun için otomatik beyaz ayarını kullanmak her zaman iyi bir sonuç vermez. Fotoğrafta sorun olmasa da, video çekimi sırasında beyaz dengesi değişirse daha da kötü bir sonuç ortaya çıkacaktır. Bir diğer sorun da, bir arada kurgulanacak birçok görüntü arasında renk tutarlılığını sağlamak gerekliliğidir. Eğer bu tutarlılık olmazsa bilgisayarda renkleri eşleme işi de çok zaman alacaktır. Otomatik beyaz ayarı görüntüdeki birçok unsurdan ve ışık koşullarından etkilenerek çok kolayca yanılabilir. Bu yüzden kameranızdaki hazır ayarları ortama uygun olarak seçmeli ya da daha iyisi kendiniz beyaz ayarı yapmalısınız.

        Renk, nesnelerin kendi üzerine düşen ışığı yansıtmasıyla meydana gelir. Bu yansıtma miktarı, nesneyi oluşturan materyal ile ilgili olarak farklılık gösterir. Buna göre her nesne üzerine düşen ışığın farklı dalga boylarını farklı oranda emer ve yansıtır. Böylelikle renkler oluşur. Nesnelerin üzerine düşen ışığın “renk ısısı” ise koşullara göre farklılık gösterir. Renk ısısı göreceli bir kavramdır ve ışığın renginin soğuk veya sıcak olarak yorumlanması için kullanılır.

        Renk ısısı kavramı biraz kafa karıştırıcı olabilir. Kısaca anlatmak gerekirse fizikte “black body” olarak anılan ve tüm dalga boylarını emen ve en verimli şekilde yayan cisim ısıtılmaya başladığında yaydığı ışığın rengi, ısı arttıkça farklılaşıyor. Bu oluşan renkler ile o andaki ısının Kelvin cinsinden değeri, o rengin renk ısısı olarak kabul edilmiş ve standartlaşmış. Birim olarak Kelvin kullanılmasının sebebi, ifade açısından kolaylık sağlamak. (Kelvin – 273 = Celsius) Buna göre yaklaşık 1.000Kelvin ısıda kırmızıya yakın bir renk oluşurken, ısı arttıkça renklerdeki mavi oranı yükseliyor, 5.000Kelvin civarında günışığına yakın bir renk ortaya çıkarken, 10.000Kelvin’e kadar ısıtıldığında ise mavimsi bir gri renk elde ediliyor.

        Yapay ışık kaynakları, ışığı oluşturma biçimi ve kullanılan malzemeye göre farklı renk ısısına sahip ışık üretirken, güneş ışığı ise atmosferik koşullara göre farklılık gösterir. Uygulamada karşımıza çıkan bazı ışık koşulları ve ortalama Kelvin değerlerini ifade eden bir tablo şu şekildedir.

        1200 –  2000K  Mum ışığı, ateş, gaz lambası, bazı el fenerleri
        2200 –  3000K  Tungsten ampul (ev tipi)
        2800 –  3400K  Tungsten ampul (stüdyo tipi)
        2000 –  4000K  Gündoğumu ve gün batımı
        4000 –  5500K  Florasan lambalar
        5000 –  6000K  Flaş ışığı
        5000 –  6300K  Gün ışığı (açık hava – güneş tepede)
        6300 –  8000K  Kapalı hava
        8000 –  9000K  Gölge, çok kapalı hava
        10000K+         Mavi gökyüzü, çok yüksek rakımlar, karlı ve kapalı havada gölge…

        İnsan gözü renk ısısı farkını kolayca ve çok hızlı bir şekilde tolere edebilir, kameralarda bunu yapabilmek için ise ortamdaki renk ısısının belirlenmesi gerekir ki, renklerdeki kaymalar düzeltilebilsin.

        Videoda kullanılan renk sistemi toplamsal renk sistemi de denen ve üç ana renge dayalı RGB sistemidir. (Bant genişliği sorunu nedeniyle, iletim ve işlemenin büyük kısmı çoğunlukla component video sinyali şeklindedir fakat bu ayrı bir konu, burada bahsedilen görüntünün ilk oluşturma aşamaları.) Toplamsal denmesinin nedeni tüm renklerin bu üç ana rengin belli oranlarda karışımından elde edilmesidir. Beyaz renk ise videoda maksimum parlaklık seviyesini ifade eder ve üç ana rengin eşit birleşiminden oluşur. Bu yüzden beyaz, renk ısısını belirlemek ve renkleri doğru oluşturabilmek için nötr bir yüzey sağlar. Beyaz ayarı için fotoğrafçılar genelde nötr gri yüzey kullanır, sonuç ise değişmez. Nötr gri, parlaklık seviyesi beyaza göre düşük fakat RGB değerleri birbirine eşittir. Gri yüzeyin kullanılma sebebi beyaza göre daha kolay pozlanabilmesidir. Çünkü fazla pozlanmış bir beyaz, o bölgede görüntü bilgisi olmaması anlamına gelir. Fakat nötr griyi her zaman bulamayabilirsiniz, ayrıca çıplak gözle de nötr olup olmadığını anlamak zor olabilir.

        Özetle, çekim yapılacak sahneye yerleştirilmiş beyaz bir yüzeyden alınan görüntü, varsayılan değerler ile karşılaştırılır, böylece yüzey üzerine düşen ışığın “renk ısısı” belirlenir ve buna göre tüm renkler doğru bir şekilde oluşturulabilir.

        Canon DSLR’lerde beyaz ayarı için otomatik seçeneği dışında, en çok karşılaşılan durumlar için hazırlanmış hazır ayarlar ve elle beyaz ayarı yapmaya imkan veren bir seçenek bulunur. Ayrıca (en alt modeller hariç) Kelvin değerini kendiniz belirleyerek beyaz ayarı yapabileceğiniz çok faydalı bir seçenek de mevcuttur.

        Canon White Balance menüsündeki hazır ayarların (presets) Kelvin değerleri ile yukarıdaki tablodaki durumların Kelvin değeri birbirine yakındır.

        Elle beyaz ayarı yapmak için izlemeniz gereken adımlar şunlardır;

        – Çekim yapacağınız ortamda beyaz bir yüzeyin fotoğrafını çekin. Tabi bu beyaz yüzey üzerine düşen ışık, çekim yapacağınız ortamda hakim olan ışığı temsil edebilmelidir. Örneğin florasan lambalarla aydınlatılmış bir odada küçük bir tungsten masa lambasının altına bir beyaz kağıt yerleştirip, beyaz ayarını buna göre yaparsanız, odanın diğer yerleri tamamen mavi görünecektir. Yada beyaz ayarını yaptıktan sonra sahneye farklı renk ısısına sahip bir ışık kaynağı eklerseniz beyaz dengesi yine bozulacaktır. Bu arada mümkünse beyaz yüzeyin karenin tamamını kaplamasında fayda var. (Güncel video kameralarda ekran ortasındaki %20′lik bölümden ölçüm yapılıyor, fotoğraf makinelerinde ise daha geniş bir alandan ölçüm yapılıyor.)
        – Makinenizin menüsünden Custom White Balance (ya da beyaz dengesi) seçeneğine girin ve çektiğiniz beyaz yüzeye ait fotoğrafı gösterin. Bu veriyi beyaz ayarı için kullanmak isteyip istemediğinize dair soruyu onaylayın.
        – Makinenizin beyaz ayarını Custom White Balance (üstteki resimde kırmızı daire içindeki seçenek) konumuna getirin.

        Bazı durumlarda en uygun beyaz ayarını yapmak mümkün olmayabilir. Örneğin, bir konser sahnesinde sürekli ışıklar değişiyorsa ve/veya hem tungsten hem HMI ışıklar birlikte kullanılıyorsa, ortalama bir Kelvin değeri seçebilir ya da hangi ışık tipi baskın ise o renge yakın bir değer seçebilirsiniz. Biraz da tercihinize kalmış. Başka bir örnek; tungsten aydınlatılmış bir sahne fakat 6000K’lik bir takip spotu altındaki bir sanatçıyı çekmek için uygun değer 6000K olabilir. Bir de ortamdaki ışık kaynağının geniş bir spektruma sahip olamaması gibi bir durum var. Mesela sarı (hatta turuncu) renge sahip sokak aydınlatma lambaları altında beyaz ayarı yapsanız da görüntüde ciddi bir sarı renk hakim olacaktır. Mum ışığı altında da tüm renklerin doğal ışık altındaki gibi görünmesini bekleyemezsiniz.

        Tabi her zaman gerçeğe en yakın görüntüyü elde etmek istemeyebilirsiniz. Fakat ana materyali gerçeğe en yakın haliyle elde edip sonraki tüm düzenlemeleri bilgisayarda yapmak en güvenli yoldur. Yine de olduğundan daha “sıcak” ya da daha “soğuk” görünen bir görüntü istiyorsanız beyaz ayarını yaparken makineyi yanıltabilirsiniz. Bunun için tam beyaz yerine hafif mavi bir yüzey (daha sıcak renkler için), ya da hafif sarı bir yüzeyden (daha soğuk renkler için) beyaz ayarı yapabilirsiniz. Mavimsi yüzeyi gören kamera ortamdaki ışığın yüksek Kelvin değerinde olduğunu düşünecek, aynı şekilde hafif sarı yüzeyde de ışığın düşük Kelvin değerinde olduğunu düşünerek, renkleri olması gerekenden daha sıcak ya da daha soğuk olacak şekilde oluşturacaktır. Bunun gibi bir etkiyi beyaz ayarı yapmadan hazır ayarları kullanarak da yapabilirsiniz. Daha sıcak renkler için ortamdakinden daha yüksek Kelvin değerine sahip seçenekleri, daha soğuk renkler için de tersi seçenekleri tercih edebilirsiniz. Bu seçeneklerin Kelvin değerleri ile ortamdaki ışığın Kelvin değeri çok farklı olursa sıcaklık ya da soğukluktan ziyade baskın bir mavi ya da sarı renk efekti elde edebilirsiniz. Eğer makineniz, Kelvin değerini elle belirlemenize imkan veriyorsa görüntünüzün sıcak-soğuk dengesini hassas bir şekilde düzenleyebilirsiniz. Bu arada örneğin; gün batımında çekim yaparken 3000K yada otomatik beyaz ayarını seçerseniz nesneleri gün ışığındakine yakın doğrulukta görüntüleyebilirsiniz ama atmosferin güzelliği yok olup gidecektir. Bu yüzden bazı özel durumlarda en uygun Kelvin değerini sizin tercihiniz belirleyecektir.

        Sonuç olarak, bazı dijital sinema kameralarında tıpkı fotoğraf makinelerinde olduğu gibi RAW (bkz. ARRIRAW, REDCODE RAW) çekim yapmak ve beyaz ayarını çekim sırasında tamamen göz ardı etmek mümkün. HDSLR ve diğer video kameralarla video çekerken ise beyaz dengesi ayarı göz önünde bulundurmanız gereken bir mesele.

         

        Kaynak : http://www.ahmetkavi.com/hdslr_beyaz_ayari.html


        This entry was posted in Blog

        Picture Style Ayarı ve Technicolor CineStyle

         

        Canon DSLR ile “profesyonel” video çekmek için mutlaka yapılması gerekenlerden birisi de uygun bir Picture Style seçmek ve bu profilin ayarlarını uygun şekilde yapmaktır. Fotoğraf çekerken çoğu kullanıcı bu ayarı göz ardı edebilir (standartta bırakarak) ya da tercihine göre  mevcut profillerden birini de seçebilir ama genellikle bu profil ayarlarına elle müdahale etme ihtiyacı pek duyulmaz, çünkü sonuçlar genellikle tatmin edicidir. Daha ileri düzey kontrol isteyen kullanıcılar ise RAW çekmeyi tercih eder. Video konusunda ise iş tamamen değişiyor. Çünkü mevcut Picture Style seçenenekleri (Canon Web sitesindeki ekstra profiller dahil) video modunda aşırı kontrast bir görüntü ve aşırı doygun (saturated) renkler üretiyor. Hele düşük ışık koşullarında yüksek ISO değerleri ile çekim yaptığınızda video kalitesi çok düşüyor.

        Eğer amacınız profesyonel bir video elde etmek ise öncelikle yapmanız gereken şey, kamerada elde edebileceğiniz maksimum dinamik alanı elde etmektir. Geniş bir dinamik alan demek; hem en parlak noktaları kontrol altına almak (patlamayı engellemek/azaltmak), hem de görüntüdeki koyu bölüümlerde mümkün olan en yüksek detay seviyesini yakalayabilmek demektir. Tabi bunun önündeki en önemli sorun aynı zamanda dijital videonun da en önemli sorununu oluşturuyor. En güncel ve en pahalı dijital sinema kameraları bile henüz “film” in sahip olduğu dinamik alana erişemedi. Fakat bu açığın günden güne kapandığını ve özellikle siyah bölümlerdeki detay konusunda dijital kameraların en az film kadar, hatta bazı durumlarda daha iyi sonuç verdiğini söyleyebiliriz. İşte DSLR’nizde video çekerken bu dinamik alanı maksimum seviyeye getirebilmek için yapmanız gereken şey Picture Style ayarlarını düzenlemektir. Yalnız bu aşama aslında post production için uygun bir başlangıç noktası oluşturmaktır. Zira bu yolla elde edilen görüntü soluk (desaturated) ve “düz” (flat) görünecektir ve istenilen şekle getirebilmek için color correction ile düzenlenmelidir. Zaten “film” ile çalışılan sinema dünyasında bu yıllardır böyleydi, bugün ileri düzey dijital sinema kameraları ile de böyle.

        Eğer bu konuyla fazla uğraşmak istemiyorsanız mevcut Picture Style profillerinden hangisini kullanacaksanız onun ayarlarına erişerek Contrast değerini -4 ya da -3 e kadar, Saturation değerini de tercihinize göre belli bir oranda azaltın. Color correction yapmayacaksanız bu iki ayar ile kabul edilebilir bir video elde edebilirsiniz. Ama color correction yapacaksanız daha geniş bir dinamik alan sağlayan özel bir profil kullanabilirsiniz.

        Bu noktada konuyla ilgili yeni bir gelişmeyi aktaracak olursam; Technicolor şirketi, Canon ile bir yıllık ortak çalışma neticesinde özellikle 5D Mark II için hazırlanmış fakat diğer Canon modelleri ile de kullanılabilecek bir Picture Style yayınladı ve önemli bir eksikliği kapadı. Aslında ortalıkta bazı üçüncü parti Picture Style dosyaları dolaşıyordu ama Technicolor gibi bir sektör devinin, Canon işbirliği ile hazırladığı “CineStyle” adlı bu profil şu ana kadar ki en başarılı profil. Üstelik yakında başka profiller de yayınlayacaklarmış. İsterseniz Canon’un Picture Style Editor adlı yazılımıyla, siz de çektiğiniz bir RAW fotoğraf üzerinden kendi Picture Style’ınızı yaratabilirsiniz. Ama maksimum dinamik alan elde etmek için yapılan bu profillere benzer bir profil yaratmak oldukça zor. Daha ziyade görüntülerdeki bazı renk ve tonları canlandırmak gibi amaçlar için profiller oluşturabilirsiniz.

        Technicolor CineStyle profilini bu adresten bir form doldurduktan sonra indirebilirsiniz.

        İndirdiğiniz dosyayı makinenize yüklemek için, bilgisayarınızda EOS Utility programının yüklü olması gerekiyor. İlgili linkte de bulabileceğiniz talimatları buraya da yazacak olursak;

        – Makinenizi USB kablosu ile bilgisayarınıza bağladıktan sonra EOS Utility programını çalıştırın.
        – Remote Shooting mode’una geçin ve çekim penceresinde Camera ikonuna tıklayın.
        – Shooting Menu’den, Register User Defined style’a tıklayın ve User Def. 1, 2 yada 3’ten birini seçin.
        – Open File ikonuna tıklayıp indirdiğiniz CineStyle.pf2 dosyasını gösterin. Bu kadar…

        Technicolor’un bu profille kullanılmasını önerdiği değerler ise şöyle;

        Sharpness 0
        Contrast -4
        Saturation -2
        Color Tone 0
        ISO 160 ve katları
        Son olarak, ben karşılaştırmalı bir test yapmaya ihtiyaç duymadım ama Web’de epeyce karşılaştırma mevcut. CineStyle profili kesinlikle çok başarılı, şu an için Canon DSLR’ler için en geniş dinamik alanı sağlıyor. Hiç düşünmeden yükleyebilirsiniz…

        Kaynak : http://www.ahmetkavi.com/picture-style-ayari-ve-technicolor-cinestyle.html


        This entry was posted in Blog

        Rode Rycote VideoMic Mikrofon Özellikleri

        Rode Rycote mikrofon, Rode firmasının shotgun mikrofonlarından biridir, Bu tarz mikrofonlar daha çok DSLR-Video çekenlerin kullandığı bir mikrofon türüdür ve genellikle konuşmacının sesine odaklanmış bir yapıya sahiptir ve profesyonel seviyede ses kayıtları alabilmeniz için 1/2″ condenser ‘e sahiptir.

        Genel yapısı bakından Rycote entegre shock mount VideoMic kapsülünü ve elektronik aksamı metal shoe mount’tan izole ederek istenmeyen gürültü ve titreşim oluşturabilecek fiziksel etkenlerin mikrofonu etkilememesini sağlıyor. Video çekimleri esnasında sarsıntılar sizin için sıkıntı olmuyor. Son derece yönel bir kapsama alanı sağlayan süper kardioid polar paterni sayesinde sadece kameranın önündeki objelerin sesini alarak çevredeki sesleri en aza indirgemektedir ki buda çekim yaptığınız esnada istenmeyen sesleri ortadan kaldırır. Mikrofonun bir başka özelliklerinden olan 40Hz – 20KHz’lik frekans cevabı yanında opsiyonel olarak  seçilebilir bir 80 Hz filtre bulunmaktadır. Bu filtre sayesinde klima, trafik gürültüsü ve benzeri seslerin kayda girmesi engellenir.

        Rode Rycode dahili Pil yuvası ile içinden kontrol edilebilen -10 dB ve -20 dB kazanç düşürücü devre ile motorsporları ve konserler gibi yüksek ses şiddetine sahip ortamlarda kaliteli sesler kaydetmenize olanak tanıyor.

        İsterseniz Rode Rycode Videomic bir boom mikrofon. Standart boyutlarda olan shoue mount ile birlikte gelen 3/8″‘lik adaptör sayesinde her türlü boom sopası ve stand’a kolaylıkla monte edilebilir. Gerçi Profesyonel Boom mikrofon olan  Kiralık Rode NTG-2 veya Kiralık NTG-3 boom mikrofonlar gibi kalitede olamaz.

        Rode Rycote mikrofon Teknik özellikleri

        Akustik Prensip Line Gradient
        Yönel Pattern Super Cardioid
        Kapsül 1/2″
        Frekans aralığı 40Hz – 20kHz
        Çıkış Empedansı 200 Ohm
        Maksimum SPL 134dB SPL (@ 1kHz, 1% THD into 1KΩ load)
        Hassasiyet -38.0dB re 1 Volt/Pascal (12.60mV @ 94 dB SPL) +/- 2 dB @ 1kHz
        Ağırlık 176 gr
        Boyutlar 65mmY x 102mmG x 250mmD

        Ses mikrofonları için daha fazla seçenek ve uygun fiyatlı ürünler için Ses Ekipmanları kategorimize bakabilirsiniz.

        Kaynak : FotoPAZAR / Blog


        This entry was posted in Blog

        GoPro Hero4’dan Yeni Yazılım

        GoPro firması genellikle CES fuarlarında yeni ürünler tanıtmaktan ziyade yeni yazılımlar duyurmayı alışkanlık haline getirdi. Ve bu sene de GoPro firması böylece çıkardığı güncelleme ile GoPro kameralara ilk yazılım güncellemesini de duyurmuş oldu. GoPro ‘nun bu yıl ki fuarda yaptığı yazılım duyurusunda gelen özelliklere bakalım. Bu yazılımın GoPro Hero4 Black ve Gopro Hero4 Silver modelleri için duyurulduğunu da hatırlatalım.

        GoPro firması yaptığı güncelleme duyurusunda modeller artık time-lapse çekimlerini otomatik olarak videoya dönüştürebilecek. Artık ekstradan PC de zaman harcamanıza gerek duymayacaksınız. Bu da bu işi profesyonelce yapanların işi kolaylaştıracak. Ayrıca GoPro kameralara 6 saniyede 30 fotoğraf çekebilen bir çoklu çekim mod da eklenmiş.
        Bu özelliklerinin yanı sıra GoPro güncellemesinde otomatik döndürme özelliği de kamerayı ters çevirdiğinizde artık GoPro kameralar bunu algılıyor ve videoyu da ona göre çeviriyor.
        Bu özellikler haricinde Kiralık Gopro Hero4 Black modeline ek olarak 240kare/ saniye hızında 720P çekim özelliği ve 60 kare/saniye 2.7K video kayıt özelliği eklendi. Bu güncelleme ile de çektiğiniz videolara etiket atayabiliyorsunuz. Ayrıca GoPro firmasından gelen bilgi de yıl içerisinde diğer modellere de gelebileceği oldu.

        Kaynak : FotoPAZAR / Blog


        This entry was posted in Blog

        ND Filtre Nedir? Nasıl Kullanılır?

        ND Filtrelerle ilgili çok sayıda soru geliyor, bu soruları en iyi şekilde videolarla cevaplayabileceğimizi düşündük, basit şekilde ışığı kıran ND filtre ile 9-10 stopluk ayarlamaların nasıl yapılacağını da videoda göreceksiniz.

        Dilerseniz ND filtre seti kiralama ile bizleri arayarak temin edebilirsiniz.

        Kaynak : FotoPAZAR / Blog


        This entry was posted in Blog

        Blackmagic Ursa 4K Hakkında Bilinmesi Gereken Özellikler

        Dünyanın ilk üst düzey dijital film kamerası setteki iş akışlarında devrim yaratmak üzere tasarlandı. Büyük film ekiplerinin ve tek kişilik kullanımın ergonomisine uygun üretilen URSA 10 inçlik açılan monitör, kullanıcı tarafından yükseltilebilen geniş Super 35 obturatör, 4K görüntü sensörü, 12G-SDI ve dahili çift RAW ve ProRes kaydedici içeriyor. Sensör ve lens yuvası elemanı değiştirilebildiği için EF veya PL lens yuvaları, hatta B4 yuvalı bir yayın video sensörü kullanmak tercih edilebiliyor. Böylece gelecekte en son sensör teknolojisine geçilebilecek ve kamera gövdesine yapılan yatırım korunacak.

        • Profesyonel dijital film kamerası
          Blackmagic URSA üst düzey sinema filmleri, reklamlar, televizyon dizileri, belgeseller, elektronik haber toplama, müzik videoları ve diğer yapımlarda kullanılmak üzere tasarlandı. Büyük ekip çalışmalarında kamera yüksek kaliteli sinema lensleri, raylar, izlemeli odak, matte box gibi aksesuarlarla donatılabiliyor. Pozlama, odak ve ses seviyesi skoplarıyla görüntü yönetmenleri her zaman iyi sonuçlar elde edilebiliyor. Kamera asistanlarına özel ekran, görüntü yönetmeninden bağısız olarak kamera değişkenlerini kontrol edip güncellemelerini sağlıyor. Tek kişi çekim yapılırken katlanır monitör açıldığında dahili skoplar ve kaydedici sayesinde fazladan set donanımı gerekmiyor. Tüm bir film seti kamerada mevcut.
        • Kamera tasarımında yenilikçilik
          Blackmagic URSA kameranın büyük boyutu güçlü bir soğutmaya yer sağlıyor; sessiz fanlarla kasa serin tutularak yüksek kare hızları elde ediliyor. İşlenmiş alüminyum tasarım çok sağlam ve büyük film ekiplerinin kullanımına yönelik, sensörü sahada kullanıcı tarafından yükseltilebilecek biçimde üretildi. Kameranın her kısmı ayrı görüntü yönetmeni, kamera asistanı ve ses mühendisi iş istasyonuna ayrılmış. Görüntü yönetmeni istasyonunda 10 inçlik katlanıp açılan monitör ve ayarlar, durumlar, skoplar için ayrı 5 inçlik bir ekran var. Ses istasyonunda ses göstergeleri, kontrolleri ve ses bağlantıları bulunuyor. Büyük ekran sayesinde fazladan set donanımı gerekmiyor ve böylece çekimler arasında hızla hareket edilebiliyor. Sadece monitör kapanıp gidilebiliyor.
        • Ultra HD kalitesi
          URSA 4K sensör, küresel obtüratör ve 12 duraklı dinamik aralığı ile gerçek bir profesyonel kamera. Geniş dinamik aralığı koyu gölgeler ve parlak ışıklardaki ayrıntıları koruyor ve böylece post prodüksiyonda daha geniş bir parlaklık seviyeleri aralığıyla çalışılabiliyor. Çok geniş Super 35 boyut yaratıcı bir alan derinliğiyle çekim, Ultra HD 12 bit kayıpsız Cinema DNG RAW üstün kalite sağlıyor. Minimum bellek gereksinimleriyle kolay post prodüksiyon iş akışı için Apple ProRes’te Ultra HD veya HD de çekilebiliyor.
        • Aralıksız kayıt için çift kaydedici
          Tarihi bir olay, önemli söyleşi çekerken gerekli bir özellik. İkinci kaydediciye boş bir CFast kart takılırsa, mevcut kart dolduğunda kayıt ikinci kart üzerine devam eder. Dolan kart değiştirilip çekime devam edilir. CFast teknolojisi 350 MB/s’a kadar hızlarda kayda imkan veriyor.
        • Bağlantılar
          Blackmagic URSA’da standart yayın bağlantıları olduğu için pahalı özel kablolar satın almak gerekmiyor. 12G-SDI çıkış çevrilerek HD’ye indirilebiliyor veya doğrudan Ultra HD kalitesinde kullanılabiliyor. Canlı etkinliklerde veya harici bir görüntü kaynağı ile çalışılırken 10 inçlik monitörde geri dönüş görüntüsünü veren bir 12G-SDI girişi de var. Ayrı bir SDI çıkışına harici vizörler ve göz mercekleri takılabiliyor. Ses için 48 Volt fantom güçlü 2 adet profesyonel XLR bağlantısı sayesinde endüstrinin en iyi kaliteli mikrofonları kullanılabiliyor. Kamera, lensler, aksesuarları uzaktan denetlemek için bir LANCV konektörü ve zaman kodu giriş/çıkışı da elde ediliyor.
        • Yayın standardında güç
          URSA’da harici güç kaynaklarına bağlantı için standart bir 4 uçlu 12V – 30V XLR yayın tipi güç konektörü var. Kameranın arkasında başka firmaların V-Mount ve Anton/Bauer Gold Mount plakalarını ve pillerini takmak için montaj noktaları ve güç aktarım konektörü bulunuyor. Pil, kameranın bir parçası olarak bütünleştirilebiliyor. Standart 4 uçlu XLR 12V çıkış güç konektörü sayesinde pahalı özel kablolar gerekmeden başka firmaların çok çeşitli vizörleri kullanılabiliyor.
        • Tercihe göre donatım
          Blackmagic URSA kameranın her tarafındaki çoklu montaj noktaları sayesinde istenen aksesuarlarla donatmak çok kolay. Alt tarafındaki standart tripod hızlı takıp-çıkarma bağlantı noktaları ile endüstri standardında tripod yuvaları kullanılabiliyor. Vizör bağlantısında her türlü bağlantı için standart güç ve BNC SDI bağlantılarından başka kameranın üst kısmında ve tutma yerinde istenen her şeyin takılması için standart 3/8 inç yivli bağlantı noktaları bulunuyor. Standart pil yuvaları kameranın arkasına takılıyor ve kameranın tabanındaki ray yuvalarında standart raylar kullanılabiliyor.

        DaVinci Resolve yazılımı Blackmagic URSA’da Mac ve Windows için eksiksiz DaVinci Resolve 11 yazılımının sağladığı zengin renk düzeltme özellikleri sayesinde URSA’nın büyüleyici görüntü kalitesinin avantajlarından yararlanılabiliyor. Doğrudan kameradan canlı görüntüleri derecelendirmek için Resolve Life özelliği kullanılabiliyor. Aynı zamanda set aydınlatılıp renk derecelendirme yapılabiliyor. DaVinci Resolve’un gelişmiş kurgu özellikleri arasında dalga dalga, rulolu, kayar ve parça parça kırpma ve yazı araçları olan çok katmanlı bir zaman hattı bulunuyor.


        This entry was posted in Blog

        Beyaz Ayarı Nedir, Ne İşe Yarar?

        Bazı fotoğraflarınız değişik renklerde mi çıkıyor?
        Veya akşamüstü fotoğraf çekiyorsunuz ama mavi tonlara mı sahip, ya da gece fotoğraflarınız istediğiniz renklerde çıkmıyor mu, ton farklılıkları canınızı mı sıkıyor? Sorununuz büyük ihtimalle beyaz ayarında. Bu yazımızda fotoğrafın temellerinden olan beyaz ayarını detaylı olarak göreceğiz.Beyaz ayarı, özellikle filmli makineler zamanında fotoğrafa yeni başlayanlar için ciddi bir başbelasıydı diyebiliriz. Çünkü o zamanlar bilgisayar üzerinden beyaz ayarını ayarlamak şimdiki gibi mümkün değildi, fotoğraf çekimi sırasında doğru /veya istediğiniz beyaz ayarını seçmeniz gerekiyordu.

        Aslında çok basit olarak anlatacak olursak, beyaz ayarı; fotoğraftaki beyaz yerin neresi olduğunu makineye söylemektir. Çünkü makineler sonuçta adı üzerinde makine olduğu için görsel olan renkler konusunda hata yapabilirler, ama biz manuel olarak makineye ‘Beyaz burada’ dersek tüm renkleri ona göre düzenler.

        Işık ve ışığın rengi gün içinde güneşin yönüne göre değişir. Örneğin her zaman söylediğimiz bir şey vardır, gündoğumu ve günbatımına yakın zamanlarda fotoğraf çekin. Bunun sebebi bu saatlerde gün ışığının yumuşak olmasıdır, aynı zamanda yine günbatımında ışığın rengi daha turuncuya kaçar ve diğer tüm renkler de böylece sıcak görünür.

        Işığın sıcak veya soğuk olması nedir?

        Işığı makinemizde Kelvin değerleriyle ölçüyoruz. Yani aslında beyaz ayarı dediğimiz bu Kelvin’in derecesi oluyor. Kelvin 2800-10000 arasında değişken bir değer ve 10000’e yaklaştıkça maviye, 2800e yaklaştıkça da kırmızıya dönüyor.

        Makinedeki otomatik olarak gelen beyaz ayarları nelerdir?

        Otomatik: Otomatik ayar, beyaz ayarını makineye bıraktığınız ayardır. Genellikle herkes bu modda kullanır ama bu şekilde çektiğiniz fotoğrafların beyaz ayarlarının aynı olmama durumu yaşanabilir.

        Gün Işığı : 5200 Kelvin’e ayarlanmış beyaz ayarı değeridir. Sıcak tonlara sahiptir.

        Gölge: 7000 Kelvin’e ayarlanmış beyaz ayarı değeridir. Çok sıcak tonlara sahiptir.

        Bulutlu : 6000 Kelvin’e ayarlanmış beyaz ayarı değeridir. Gün ışığı ve gölge arasında tonlara sahiptir.

        Tungsten: 3200 Kelvin’e ayarlanmış beyaz ayarı değeridir. Soğuk tonlara sahiptir.

        Beyaz floresan ışığı: 4000 Kelvin’e ayarlanmış beyaz ayarı değeridir. Tunsgten’e göre daha sıcak olmasına rağmen mavi tonlar ağırlıktadır.

        Kişiye özel: Makineye beyaz nedir öğretmek için beyaz bir nesne fotoğraflanır, ve makineye beyaz budur denerek ayar yapılır.

        Kelvin: Her makinede olan bir ayar değildir. Kelvin değerini kendiniz seçmenize yarar. Çoğu profesyonel kullanıcının seçtiği ayardır.

         

        Gördüğünüz gibi beyaz ayarı fotoğraf üzerinde çok önemli etkisi olan bir ayardır. Bu ayarı düzgün yapmak doğru renklere sahip bir fotoğraf için olmazsa olmazdır.

        Kolay Bir Yolu Var mı?

        Kesinlikle var. Artık makinelerin bir çoğunda RAW (ham) fotoğraf çekmek için gerekli ayarlar var. Şu konuda biraz işlemiştik.

        Raw Fotoğrafların markalardaki isimleri ise şu şekilde:

        Canon : CR2

        Nikon: NEF

        Pentax: PEF

        Sony: SR2

        Ham çektiğiniz fotoğrafları işlerken – hangi programla işlediğiniz önemli değil- mutlaka beyaz ayarını ayarlamanız için bir slider (kayan bar) olacaktır ve bu şekilde istediğiniz beyaz ayarını fotoğrafa uygulayabilirsiniz. Yani bir fotoğraf çektiğiniz ve istediğiniz ayarlarda değilse artık üzülmenize gerek yok, çünkü ham fotoğraflarda herhangi bir renk verisi saklı olmadığı için rahatlıkla değiştirebiliyorsunuz ve bozulma olmuyor.

        Beyaz ayarı (white balance) da bu şekilde, fotoğrafın temellerinden Iso, Diyafram, Enstantane ile birlikte bilmeniz gereken bir başka ayar.

        Kaynak : http://blog.fotografium.com/beyaz-ayari-nedir-ne-ise-yarar/


        This entry was posted in Blog

        Ring Flash Kullanmanız için 6 Sebep

        Genellikle makro çekimlerde adını duyduğumuz ama aslında bir çok alanda kullanılabilen ve de çok faydası olanRing Flash, bu yazımızın konusunu oluşturuyor. Halka Flaş olarak adlandırılsa da; ben şahsen bazı terimlerin orijinalinde kalmasından yanayım.; bu yazıda da ring flash olarak göreceksiniz…

        Ring Flash ?lar bazı noktalarda, kullanıcıya mükemmel ışık oranları sunmaktadır. Aslında moda sektöründe, zarafetli bakış açısı sunduğu için oldukça yaygın diyebiliriz. Objektifin etrafını halka şeklinde saran bu flaşlar aslında pek de ucuz sayılmaz. Makro çekiyorsanız özellikle, bunun gibi bir flaşa eninde sonunda ihtiyacınız olacaktır.

        Neyse ki; bir çok markanın olması, piyasada fiyatları biraz daha aşağı çekme konusunda da yardımcı olmaktadır. Örneğin; Emoblitz ?in ring flash?ı hem Canon hem de Nikon uyumlu olması ile bizlere fiyat konusunda yardımcı oluyor. Elbette ki bu sanat biraz keseyi zorlayan bir sanat. Eğer makroda daha ileri bir bütçe de flash almak istiyorsanız Twin Macro Flash?ları kullanabilirsiniz.Hemen neye benzediğine dair bir örnek veriyorum; CSI:NY dizisini izleyenler, adli tıptakilerin bedenler üzerindeki yaraları/bereleri resimlerken, Nikon objektifin iki yanından çıkan kollarda bulunan flaşları hatırlayacaklardır. İşte bu; Nikon SB R1C1 twin macro flash?tır.

        Sanırım lafı fazlaca uzattım. Hemen konumuza başlayalım. Başlığımızdan da belli olduğu gibi konumuz Ring Flaş kullanmak için 6 sebep. İyi okumalar dilerim.

        • Zarif Dolgular İçin;  Ring Flash?ların en yaygın kullanımlarından biri zarif dolgular oluşturmak içindir. Işık nesne üzerine %100 tam eksenli geldiğinden, sahne üzerindeki etkisi ilave ışıklardan daha az olacaktır.
        • Çerçeveleme İçin;  Çerçeveleme elementi olarak Strobe?dan (elektronik flash) gelen bir ışık halkası kullanırsanız; bu size mükemmel bir beyaz ışık dairesi sunacaktır. Güzel bir nokta da; ultra geniş bir lens kullanarak (8mm geniş açı gibi) bu halkanın kenarlarını, lensinizle arkasından çekim yaptığınızda çerçeve elementi olarak kullanabilirsiniz.
        • Sabit Işıklı Çekimde Detayları Ortaya Çıkarmak İçin;  Strobe ustası David, ring flash kullanmak için en havalı ve ilginç yöntemlerden birini göstermektedir. Sabit ışık olarak birkaç strobe kullanarak önce sabit bir sahne oluşturdu. Daha sonra bir ring flash kullanarak resmin son haline dolgu olarak detayları ekledi. Bu yöntem ayrı bir yazının konusu elbette. Maddelerimizden birini oluşturduğu için şimdilik kısa geçiyoruz.

         

        • İlginç Catchlight’lar İçin; Catchlight teriminin bariz bir Türkçe açılımını ben henüz göremedim. Ama kafada kalması açısından gözlerdeki ışık Yakalama tekniği diyebiliriz sanırım. Ring Flashların en etkileyici özelliklerinden birisi de; ürettikleri eşsiz biçimli catchlight?lardır. John Winter tarafından çekilen bu resim sanırım ne demek istediğimizi anlatmış olacaktır. Buradaki bakışa odaklanacak olursak; dikkat etmenizi gerektirecek tek şey; nesne ile ring flash arasındaki mesafe olacaktır. Yakın mesafeden ring flash kullanırsanız daha etkin bir catchlight etkisi yakalamış olacaksınız.

        * Bunu güneş gözlükleri üzerinde de deneyebilirsiniz.

        • Makrolar İçin; Yazının başında da değindiğim gibi geldik en önemli kullanım alanlarından biri olan; makro?ya. Küçücük nesneleri çekerken ışıklandırmada sorunlar yaşayabilirsiniz. Ama bir Ring Flash ile çok güzel bir ambiyans yakalayabilirsiniz.
        • Softbox İçin;  Off Camera tekniği yazımda bahsettiğim softbox özelliğidir bu. Son olarak; halka flaşınızı off camera tekniğindeki harici şekilde küçük bir softbox olarak kullanabilirsiniz.

        Kaynak: http://digital-photography-school.com/   via Fotografium / Blog


        This entry was posted in Blog

        Parasoley Nedir?

        İngilizce karşılığı Lens Hood olan Parasoley, objektifin uç tarafına takılan ve güneş ya da farklı bir kaynaktan gelen ışığın objektife uç açılardan girerek içeride yansımasını engelleyen bir parçadır. Parasoleylerin, objektifimizi darbelere, temas ve çizilmelere, yağmur taneciklerine ve toza karşı koruma sağlaması nedeniyle de ekstra bir faydası daha vardır. Kullanılması gerekli ve bir o kadar da faydalı bir aparattır. Uç açılardan gelen istenmeyen ışık, optik elemanlardan yansıyarak fotoğrafta zaman zaman parlamalar (flare) oluşmasına neden olabilir. Objektife giren başıboş ışık aynı zamanda fotoğrafın genel kontrastlığını düşürerek elde ettiğimiz görüntüyü olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Plastikten ve yumuşak malzemeden ihtiyaca göre değişik boyutlarda ve objektif çapına göre üretilir. Kanatlı olan ve filitre takılabilen modelleri sadece bir açıdan gelen ışığı da kesebilir. Bunlara Matte Box adı verilir. Parasoley çeşitleri, Düz, dairesel, dikdörtgen ve lale gibi çeşitleri vardır. Parasoleyin büyüklüğü objektifin görüş açısına, dolayısıyla odak uzunluğuna göre değişmektedir.

         

        Parasoley uç açılardan giren ışığı engelleyecek kadar uzun, ama objektifin görüş alanına girmeyecek kadar da kısa olmalıdır. Aksi takdirde elde edilen görüntünün köşelerinde kararmalar  oluşacaktır. Bu yüzden geniş açı objektiflerin parasoleyleri daha kısa, tele objektiflerin ise daha uzun olarak dizayn edilebilir. Parasoleyler basit silindirik ya da konik şekilli olabileceği gibi, taç yaprağı (petal) şeklinde de olabilmektedir. Parasoleyler çoğunlukla takılıp çıkarılabilir yapıda olmasına rağmen, çok az da olsa objektifle bütünleşik olarak bulunabilmektedir. Kaybedilmeye müsait yapıda olmasının yanında, orijinalinin bulunması zor ve genellikle pahalı olduğundan dikkatle muhafaza edilmesinde fayda vardır.

         

         

        • Hangi durumlarda kullanılır?

        Parasoleylerin sürekli olarak objektife takılı olarak bulundurulması tavsiye edilebilir, çünkü istenmeyen ışık kaynağı güneş olabileceği gibi diğer ışık kaynakları da olabilir. Buna istisna bir durum ise, bazı durumlarda fotoğraf makinenizin tümleşik flaşını kullanırken flaş ışığının parasoley tarafından bloke edilerek fotoğrafta gölgeli bir bölgenin oluşmasıdır. Böyle bir etki gözlemlendiğinde parasoley çıkarılarak çekim yapılmalıdır.

        Filtre ile birlikte kullanım sırasında dikkat edilmesi gereken nokta, filtrenin objektif camından daha ileride bir noktada bulunmasından dolayı parasoleyin yeterli blokajı sağlayamama olasılığıdır. Bu gibi durumlarda yanlardan gelen ışığı elimizle ya da bir kartonla kapamak parlamaların önüne geçmemizi sağlayabilir. Güneşli havalarda kullanılacağı düşünülen parasoley aslında bulutlu havalarda daha etkili olur. Çünkü kapalı havalarda ışık daha çok yerden yansımaktadır.


        This entry was posted in Blog

        Netlik ve Flu ‘luk Hakkında Bilmeniz Gerekenler

        net alan derinliği hakkında bilgi

        Deep focus net alan derinliğini sahnenin önündeki ve arkasındaki objeleri de kapsayacak kadar geniş tutan fotoğrafik ve sinematografik tekniktir. Böylece derinlemesine düzenlenmiş sahnede odak dışı yer bulunmuyor ve görüntü seyirciye eş önemde sunulan ön, orta ve arka plandan oluşuyor. Kısacası, deep focus tekniği sayesinde görüntü derinliği daha iyi değerlendirebiliniyor. Bunun karşıtı olan shallow focustekniğinde ise, diyalog içinde olan oyuncular veya önemi vurgulanmak istenen nesneler birbirlerine olabildiğince yakın tutularak, arka plandaki diğer oyuncu ve nesneler bulanık bırakılıyor.

        • Tarihçesi ve Nasıl Çıktı Ortaya

        fotoğrafta net alan derinliği

        Sinemada, Orson Welles ile görüntü yönetmeni Gregg Toland deep focus tekniğin en bilinen temsilcileri olarak görülüyorlar. Özellikle bu ikilinin bir eseri olan Citizen Kane (1941) filmi, söz konusu tekniğin kullanımı için gerçek bir ders kitabı niteliğindedir.

        Lakin, Welles ile Toland’dan önce de, 1920’li ve 1930’lu yıllarda, Erich von Stroheim ve Jean Renoir gibi, deep focus tekniğini filmlerinde uygulayan yönetmenler vardı. Toland ile sık sık çalışan William Wyler da deep focus’ı tercih edenler arasındaydı.

         

        • Netlik ve Net Alan Derinliği

        net alan derinliği hakkında

         Kullandığınız dijital fotoğraf makinası dijital olsun olmasın bir fotoğrafı çekerken eğer istediğiniz yer net değilse, çektiğiniz fotoğraf sizin istediğinizden çok farklı bir etki yaratabilir ya da farklı bir mesaj verebilir. Bu nedenle fotoğrafta netliğin sizin mutlak kontrolünüz altında olması kaçınılmazdır. Ancak günümüz makinalarında bir çok ayar gibi netliğin de “otomatik” olarak makina tarafından yapılması bazı fotoğrafçıların bu konuda kontrolü de fotoğraf makinalarına bırakmasıyla sonuçlanmış ve bazı durumlarda fotoğrafların netliği fotoğrafçının değil, fotoğraf makinasının istediği yerlere yapılmaya başlamıştır. Bunun çözümü elbette “otomatik netlemeyi boşverin, gerçek fotoğrafçı elle netler” değildir. Bunun yerine makinalarımızın nasıl netlediğini ve sınırlarını iyi bilip bu özelliği doğru kullanmaktır.

        • Netlik nedir?

        sınırlı net alan derinliği

        Makinamızın otomatik netleme fonksiyonunu doğru kullanmak için önce şu çok temel soruyu kendimiz sormamız gerekir: “Netlik nedir? Bir fotoğraf makinası bir yerin net olup olmadığını nasıl anlar?” Beynimiz gözlerimizin netlik ayarını biz farkında olmadan anlık yaptığı için çoğumuz “netlik” kavramını düşünmeyiz bile. Ancak bir fotoğraf makinası için durum böyle değildir, netleme yapmak için bazı algoritmalar kullanmak ve objektifin merceklerine doğru komutları vermek zorundadır.

         

        • Otomatik Netleme Yöntemleri

        Kontrast Karşılaştırması Yöntemi  :  Bu netleme yöntemi hemen hemen tüm kompakt ve objektifi değişmeyen fotoğraf makinasında kullanılan netleme yöntemidir. Bu yöntemde netlik, fotoğraf makinası için kontrastın en fazla olduğu durumdur. Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse, vizörden baktığımızda Şekil 1.deki sahneyi gördüğümüzü farzedelim (mesela siyah ve beyaz’a boyanmış bir duvar olabilir)

        Fotoğraf makinası için siz makinayı doğrulttuğunuz ilk anda bu sahnenin net olup olmadığını anlama şansı yoktur. Bunu anlayabilmesi için karşılaştırma yapması gerekir. Bu yüzden objektifin merceklerinin pozisyonunu biraz değiştirir (aynı elle netlemede sizin objektifin netleme halkasını döndürdüğünüzde olduğu gibi). Bu durumda olacak olan, bu sahnedeki renk geçişlerindeki kontrastın azalmasıdır. Makina üzerinde otomatik netlemenin sağlanması için minik ince uzun sensörler bulunur, bunlar kontrast bilgisini işlemciye iletirler.

        “Kontrast azalması” makinaya objektifin netlik halkasının yanlış yöne hareket ettiğini anlatır. Bunun üzerine makina bu sefer halkayı diğer tarafa doğru hareket ettirir (yani mercekleri diğer tarafa doğru oynatır). Her seferinde kontrast bir öncekiyle karşılaştırılır. Bir yönde kontrast sürekli artıyorsa ancak birden azalmaya başladıysa makina o noktanın o sahnenin en net noktası olduğuna karar verir ve netlik sağlanır. Netleme optik kurallar dahilinde gerçekleştiği için aslında objektif için durum “4.25m ye odakla” şeklinde basit bir durumdur.

        Netlik yapmak için kontrast değerlerinin karşılaştırılması gerekli olduğundan, kontrast barındırmayan (tek renk boyalı duvarlar) ya da çok düşük kontrastlı (çok az ışıklı ortamlar) sahnelerde fotoğraf makinaları netlik yapamazlar.

        • Faz Karşılaştırması Yöntemi

        net alan derinliği

        Modern dijital SLR makinalarında kullanılan bu yöntemde netlik manuel makinalardaki “bölünmüş prizma” (split prism) yöntemiyle netlemeye benzer. Bölünmüş prizma yönteminde görüntünün bir bölümü vizörün ortasındaki prizmanın üzerine düşer. Netlik yoksa görüntü bu prizma üzerinde bölünmüş görünür. Bölünmüş görüntü netlik halkasıyla oynandıkça birbirine yaklaşır ve iki bölünmüş görüntü üstüste geldiğinde netlik sağlanmış olur.

        Faz karşılaştırması yöntemiyle otomatik netleme de benzer bir yöntemle çalışır. Elle netlemedeki prizma yerine Netlik için kullanılan sensör üzerine görüntü yanyana iki kere düşer. Netleme işlemi sırasında bu iki görüntü arasındaki uzaklık ölçülür. Görüntüler arasındaki uzaklığın tam netlik anında ne olacağı o makina için bilinen sabit bir değerdir. Eğer iki görüntü arasındaki uzaklık bu sabit değerden azsa makina netlenmek istenen cismin önüne netlenmiş olduğunu ve netliği daha uzağa yapmak gerektiğine karar verir. Benzer şekilde, eğer iki görüntü arasındaki uzaklık bu sabit değerden fazlaysa makina netlenmek istenen cismin arkasına netlenmiş olduğunu ve netliği daha yakına yapması gerektiğine karar verir.

        Bu yöntemin en büyük avantajı, makinayi netlemek istediğiniz cisme doğrulttuğunuz ilk anda netleme sensörü üzerine düşen görüntülerin arasındaki uzaklığa bakarak netliğin önde mi yoksa arkada mı olduğunu anlamasıdır. Bu nedenle doğru netliğin sağlanması için netleme halkasını hangi yöne doğru çevirmesi gerektiğini bilir ve netlik çok hızlı bir şekilde sağlanır. Kontrast karşılaştırma yönteminde ise objektifin önce rastgele bir yöne doğru hareket etmesi gerekir. Bu da netlemenin gecikmesine yol açar.

        Yukarda bahsi geçen bütün netlik yöntemleri için kontrast, kontrast için de ışık gerekli olduğu için, objektiften içeri ne kadar ışık girerse fotoğraf makinası o kadar iyi netleme yapar. Bu yüzden de f2.8 bir objektif f5.6 bir objektiften daha karanlıkta ve daha hızlı netleme yapabilir.

        • Netleme Noktaları

        Fotoğraf makinasının netleme yapmak için cisimlerdeki kontrasta baktığını söyledik, peki makina bu kontrast karşılaştırmasını nasıl yapıyor? Bu sorunun yanıtı, vizörden baktığımızda gördüğümüz “netleme noktaları”dır. Fotoğraf makinamızın vizöründen baktığımızda bir ya da daha fazla netleme noktası görürüz. Bu netleme noktalarının her birinde ortam ışığını alan minik sensörler bulunur. Bu sensörler objektifin içindeki mercekler netleme için hareket ettikçe değişen kontrastı algılar ve bir önceki durumlar karşılaştırması için işlemciye gönderir. Netlemeyle ilgili işlemci de bu sonuçlara bakarak objektifin netleme motoruna gereken komutları vererek merceklerini olması gereken duruma getirmeye çalışır. Makinalarda genellikle deklanşöre yarım basıldığında makina netleme yapar ve netliği sağladıktan objektifteki mercekleri o pozisyonda tutar. Eğer makina “sürekli netleme” yöntemini kullanmıyorsa (yazının ilerleyen paragraflarına bakınız) o zaman bir kere netlik sağlandıktan sonra elinizi deklanşörden çekmeden merceklerin pozisyonu değişmeyeceği için makinanızı nereye çevirirseniz çevirin ilk netlediğiniz mesafe ne kadarsa hep o mesafedeki cisimler net olacaktır.

        netleme noktasınetleme noktaları

        Eğer yukarıdaki şekli dikkatli incelerseniz, vizörden bakıldığında kare ya da dikdörtgen görünen netlik noktalarının aslında yatay ya da dikey (veya da artı şeklinde) ince çizgiler halinde olduğunu görürsünüz. Bu durum netlik noktalarını seçerken dikkatli olmamızı gerektirir. Örnek vermek gerekirse, eğer yukarıdaki şekilde netleme noktalarından en soldakini seçer ve o nokta ile Şekil 1 deki sahneyi netlemeye çalışırsanız makina bu sahneyi netleyemeyecektir. Çünkü o sahnede kontrast farkı yatay doğrultudadır. Halbuki netleme noktası üzerindeki sensör diktir ve yatay kontrastı algılayamaz. Bu nedenle ışık iyi de olsa, kontrast farkı çok da olsa makina netlemeyi başaramayacaktır. Bu yüzden bu tip sahnelerde ya en alttaki ya da en üstteki noktaları veya artı şeklinde olan ve bu yüzden her doğrultudaki kontrast farklarını algılayabilecek olan merkez netlik noktasını kullanmak uygun olacaktır. Bazı fotoğraf makinalarında, bu netlik noktalarının hepsi aynı hassasiyette değildir. Yani merkez netlik noktası ile loş ortamlarda netlemeyi başarırken yanlardaki netleme noktalarıyla aynı koşullarda netleme yapamayabilirsiniz.

        Yanlardaki netlik noktalarının önemi, eğer netlemek istediğimiz obje merkezde değilse ya da hareketlerini önceden tahmin edemediğimiz bir cismi takip ediyorsak ortaya çıkar.

        “netliği kilitle, kadrajı değiştir, fotoğrafı çek”
        Geçmişten gelen bir alışkanlıkla genellikle pek çoğumuz merkez netleme noktası dışında başka noktaları kullanmayız. Eğer çekmek istediğimiz konu fotoğrafın merkezinde değil de farklı bir yerdeyse o zaman eski bir tekniğe başvururuz: Makina tekli netleme modundayken (bkz. aşağıdaki “Netleme Yöntemleri”) netlemek istediğimiz nesneyi merkeze alıp deklanşöre yarım basar ve netliği sağlarız ve parmağımız hala deklanşöre yarım basılıyken kadrajımızı yapar fotoğrafı çekeriz. Tekli netleme yönteminde deklanşöre yarım basılıyken netleme kilitleneceği için siz kadrajı ayarladığınızda netlik hala sizin yaptığınız mesafede kalır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, “netliğin kilitlenmesi” durumu, biz makinanın pozisyonunu değiştirdiğimizde “bizim istediğimiz nesne üzerinde” kilitli kalması anlamına gelmediğidir. Eğer kadrajı ayarlarken makinanın pozisyonu değişirse netlik hep aynı mesafede kalacağı için artık başka bir noktada olabilir. Daha abartı bir örnek vermek gerekirse siz 3 m uzaktaki bir cisme netliği kilitleyip bir adım geriye atarsanız netlik bizim hayal ettiğimiz gibi hala netlemek istediğimiz noktada kalmayacak onun yerine o noktanın bir adım gerisine kayacaktır. İşte bu yüzden

        • Netlediğiniz nesne size çok yakınsa
        • Çok yüksek odak uzaklıklarında (>200mm) çekim yapıyorsanız
        • Çok açık diyafram kullanıyorsanız (f2.8, f2., f1.8 vs)

        net alan derinliğinin çok dar olma ihtimali olduğu için bu yöntem netliğin sizin netlemek istediğiniz noktadan farklı bir noktaya kaymasına neden olabilir. Ya da örneğin sahne performanslarında olduğu gibi, hareket eden konuların çekiminde “netliği kilitle, kadrajı değiştir” işlemi sırasında konu hafifçe yer değiştirebilir ve netlik istenen yerde olmayabilir.  Bu gibi durumlarda farklı netleme noktalarını kullanmak yapılacak en akıllıca iştir. Bu yüzden netleme noktası değiştirme düğmeleri makinalarımızda kolaylıkla ulaşılabilecek yerlerde olurlar.

        fotografta net alan derinligiÇoklu netleme noktası kullanımı fotoğraf makinalarında tecrübe gerektiren bir durumdur. Genellikle makinalar ilk elinize aldığınızda “netleme noktasını otomatik seç” modunda bulunurlar. Bu durum başlangıçta güzel bir seçenek gibi gelse bile makinanın netleme noktalarını neye göre seçtiğini tam olarak bilemediğimiz için her zaman istediğimiz sonuçları vermeyebilirler. Bu nedenle eğer hareketli bir cismi takip etmiyorsanız “otomatik netleme noktası seçme” yöntemini kullanmanız tavsiye edilmez. Ancak eğer yönünü tahmin edemediğiniz bir şekilde hereket eden bir cismin (mesela bir kuş) fotoğrafını çekiyorsanız “sürekli netleme” modunda bütün netleme noktalarını aktif hale getirmek iyi bir fikir olabilir. Bu şekilde takip ettiğiniz cisim bir netleme  noktasından kaçsa bile öteki noktalardan bir ya da bir kaçına yakalandığında netlik yine sağlanacaktır.

        • Netleme Modları

        alan derinliği nasıldır

        Fotoğraf makinalarının büyük çoğunluğu netlik ayarı yaparken iki yöntem kullanır.
        “tekli netleme modu”  – “one shot”, “single focus” vb
        Bu yöntemde siz deklanşöre yarım bastığınızda makina netlemeyi yapar, ve siz elinizi çekmedikçe de netlediği mesafeyi bozmaz. Yani makinanın yönünü değiştirdiğinizde ya da netleme yaptığınız cisim hareket edip sizden uzaklaştığı ya da yaklaştığı zaman tekrar netlemez. Genel çekim alışkanlıkları için uygun bir yöntemdir. Dikkat edilecek nokta, fotoğrafı çekilen nesnenin (ya da makinanın) pozisyon değiştirmesi ile netlik istenen yerden kayıp farklı bir noktaya gelebilir.

        “Sürekli netleme modu” – “continuous focus”, “Servo Focus”, “AI Servo Focus”, “Predictive continuous focus” vb

        Bu yöntem herhangi bir yöne doğru hareket eden cisimlerin netlenmesinde etkilidir. Cisim sürekli hareket halinde olduğundan tekli netleme modu kullanılamaz, deklanşöre basılan an ile fotoğrafın çekildiği an arasında geçen milisaniyelerde bile cismin yer değiştirme olasılığı vardır. Bunun için bir çok firma  fotoğrafın tam çekildiği anda cismin nerede olduğunu tahmin edecek algoritmalar oluşturmuşlardır. Bu algoritmalar sayesinde deklanşöre bastıktan sonra fotoğraf pozlanmadan cismin olası yeri hesaplanır ve netlik oraya yapılarak cismin net çıkması sağlanır. Özellikle yarış otosu gibi çok hızlı hareket eden cisimlerde bu yöntem çok etkindir.

        Bazı fotoğrafçılar netlemeyi deklanşöre basarak değil, farklı bir düğme ile yaparlar. Çünkü örneğin uçan bir kuşu takip ederken makinanın bazı anlarda kuşun kanat

        net alan derinliği bilgisi

        ucunu, bazı anlarda kafasını netlemesi olasıdır. Kafasının netlendiği anda fotoğrafçı netleme yaptığı farklı düğmeden elini çeker, ve deklanşöre basar. BU şekilde istediği noktanın net olmasını sağlar. Makinanın otomatik netleme noktası seçme konusundaki belirsizliğini istediği zaman netlemeyi durdurarak telafi eder. Aynı durum bir yarış arabasının fotoğrafını çekerken de olasıdır, çoklu netlik noktası seçiliyken makina pilotun kaskı yerine arabanın parlayan kanatçıklarını netlemeye çalışabilir. Pilotun kaskı net olduğu anda fotoğrafçı otomatik netlemeyi kesip deklanşöre basar. Bazı fotoğrafçılar da netlemeyi deklanşöre yarım basılıyken yapacak şekilde bırakırlar ancak makinalarındaki bir düğmeyi “netlik yapmayı durdur” (AF Stop) olarak ayarlarlar. Bu ayarlar çoğunlukla  gelişmiş makinalarda yer alır.

        • Netlik Öncelikli Çekim

        fotoğrafçılık sektöründe ne alan bilgisi

        Eğer makinanızın fabrika ayarlarını değiştirmezseniz, makinanız tekli netleme ayarındayken netleme yapamazsa fotoğraf çekmez. Siz deklanşöre tam bassanız bile eğer makinanız netleme yapmadıysa fotoğrafı çekmez. Ancak bir çok makina için sürekli netlemede durum böyle değildir. Netlemeyi yapsın yapmasın siz deklanşöre bastığınız anda makina fotoğrafı çeker. Bu nedenle sürekli netleme yöntemi dikkatli kullanılması gereken bir yöntemdir. Vizörden bakıldığında makina size netliğin sağlanıp sağlanmadığı konusunda bir işaret verecektir ancak hem cismi takip edip hem de o işaretleri takip etmek başlangıçta oldukça zor gelebilir ancak pratık yaparak bu alışkanlık rahatça kazanılabilir.

        • Net Alan Derinliği

        Mükemmel olması için bu kadar uğraştığımız netlik fotoğrafın tümüne yayılmaz. Fotoğrafın bazı yerleri net, bazı yerleri değildir. Optik kuralları gereği, fotoğrafın en net kısmı sizin netlemeyi yaptığınız düzlemdir, bu düzlemden size doğru yaklaştıkça ve sizden uzaklaştıkça netlik de azalır. Fotoğrafta “net” olarak algılanan bölüme net alan derinliği denir.

        Netlik pek çoğumuzun ilk anda düşündüğü gibi düz bir düzlemde değil, küresel bir düzlemde oluşur. Aşağıdaki şekil bir cismin fotoğrafını çekerken oluşan netlik durumunu gösterir:

        net alan derinliğine etki eden faktörlernet alan derinliği ve sinemaŞekilde fotoğraf makinasi merkezdedir. Cisme netlediği anda küresel bir düzlem içinde her yer net olur. Net kabul edilen bölüm netliğin en yüksek olduğu düzlemden biraz makinaya doğru, biraz da netlenen düzlemden uzağa doğrudur. Bu alanın içinde kalan herşey fotoğrafta “net” olarak algılanır. İçteki küre düzlemiyle en dıştaki küre düzlemi arasındaki bölüme “net alan derinliği” denir. Bu bölümün dışındaki cisimler net olarak algılanmaz. Yukarıdaki şekli düşünelim ve (şekilde bir mandalina dilimi olan) cisimden bir tane değil de yanyana birden fazla olduğunu farzedelim. Aşağıdaki şekil bu durumu göstermektedir.

        Şekle baktığımızda bu cisimlerin hepsini çekmek isteyen birisi için bu alan derinliğinin yeterli olmadığını görürüz. Soldan 4 dilim net alan derinliğinin dışında kaldığı için fotoğrafta “net” görünmeeyeceklerdir.

        Net alan derinliği birden fazla faktöre bağlıdır. Bunlar (çekilen fotoğraf hep aynı kadrajda olduğu farzedildiğinde)

        • Objektifin diyafram açıklığı (ne kadar açık o kadar az net alan derinliği)
        • Netlenen cismin uzaklığı (ne kadar yakın o kadar az net alan derinliği)
        • Kullanılan objektifin odak uzaklığı (ne kadar yüksek o kadar az net alan derinliği)
        • Kullanılan makinanin sensör boyutu (ne kadar büyük o kadar az net alan derinliği)

        Bu dört etkenden herhangi birinin değişmesi net olan bölgenin derinliğini de değiştirir. Bu parametrelerin çokluğu başlangıçta istenen net bölgenin derinliğini tahmin ederken çok karışık gelse de fotoğraf çektikçe tecrübeyle tahmin edilebilir hale gelir.

        • Referans Modu

        alan derinliği fotoğrafıNet alan derinliği karşılaştırması yapmak için önce bir “referans” belirlemek gereklidir. Örneğin “netlenen mesafe” aynı tutulduğunda makinanın sensör boyutu küçüldükçe net alan derinliği de azalır. Ancak “fotoğrafın kadrajı” aynı tutulduğunda işler değişir. Çünkü fotoğraf çekerken kadrajımızı makinamızın sensör boyutları belirlemez. Eğer bir portre çekiyorsak, ister “full frame” bir makinayla çekelim, ister sensör boyutu 35mm filmden 4 kat daha küçük bir makinayla çekelim portre kadrajını daima aynı tutarız.

        Aşağıda sensörü 35mm filmden 1.3 kat küçük olan canon 1d MarkII N ve sensörü 5 kat küçük olan Nikon Coolpix P3 fotoğraf makinalarıyla çekilmiş iki fotoğraf göreceksiniz. İki fotoğraf da 24mm odak uzaklığında çekildi. Eğer 35mm film kullanan bir makina eşdeğerleri için konuşursak Canon 1D için görüş alanı  24×1.3=31.2 mm ve Nikon P3 için görüş alanı 24×5=120mm objektifinkine denkti. Önde görülen figürün pozisyonu mümkün olduğu kadar aynı tutulmaya çalışıldı ve diyafram iki objektif için de f5ti. İki fotoğraf da tamamen aynı düzen kuruluyken çekildi ve hiç bir eşyanın yeri değiştirilmedi. Alan derinlikleri arasındaki farkı siz de görebilirsiniz. Bu arada öndeki figürün pozisyonunu kadrajda aynı tutmak için Nikon P3’ün figüre olan uzaklığını arttırmak gerektiği için perspektifteki değişim de dikkat çekici (Nikon’un uzaklığının Canon’dan yaklaşık 4 kat fazla olması gerekiyordu)


        This entry was posted in Blog

        Görüntü Yönetmeni Olmak İsteyenlerin Bilmesi Gerekenler

        Günümüzde kamera ekibinde yer alan çoğu kamera asistanları,kameramanlar,focuspuller görevi üstlenenler ve görüntü yönetmenlerinin en çok düştükleri hataları düşünüp bununla ilgili birkaç bilinmesi gereken kuralı sizler için kaleme aldık. Genç görüntü yönetmenleri ve görüntü yönetmeni olmak isteyenlerin muhakkak bilmesi gereken bazı maddeleri ele alıp değerlendirdik.

        • FOTOĞRAFÇILAR VE GÖRÜNTÜ YÖNETMENLERİ KAMERALARI NASIL TUTMALIDIRLAR?

        Fotoğraf çekmek için ilk önce tam manasıyla hakim olabilmek için fotoğraf makinesinin doğru tutulması gerekir. Fotograf makinesi boyuna asılı olarak göbek seviyesinde taşınmalıdır. Burada durması makinenin sağa sola çarpmasını engellediği gibi çok kısa sürede çekim pozisyonu almayı da kolaylaştıracaktır. Ellerin boş olması doğa’da ihtiyacınız olan dengeyi sağlayacaktır. Çekim anında öncelikle sol el avuç içi yukarı bakacak ve öne doğru açılarak makine denge noktası avuç içine tam oturtulmalıdır. Parmakları çok sıkmadan hafif bir şekilde kavramalı. Sağ elimizle de makinenin sağ tarafını  kavradıktan sonra çekeceğimiz konuya doğru yönlenmeliyiz. Bakaç sağ gözümüze iyice yaklaştırılmalı ve iyi bir kompozisyon seçmeliyiz. Beden dengede olmalıdır. Bedene sağlam bir duruş vermek için bir duvar, bir ağaç, bir sokak lambası gibi yaslanacak sağlam bir yer bulmaya çalışılmalıdır. Normal bakış seviyesinden daha alçak pozisyonlarda çalışmanın zorunlu olduğu durumlarda, çömelerek çalışmak çok sakıncalıdır. Çünkü vücut bu şekilde tam bir dengede duramaz. Böyle durumlarda en iyi yöntem, yere diz dayamaktır.

        Ayakta, hiçbir yere yaslanmadan fotoğraf çekiminde ayakların birleştirilmesi sakıncalıdır. Ayakların birbirinden omuz genişliği kadar açık tutulmasıyla sağlam bir duruş sağlanır Kompozisyon seçiminden önce en azından bir kolumuzu gövdemize yapıştırmalıyız. Böylece sallanma riskini en aza indirdikten sonra bir kontrolle beraber nefesimizi tutup deklanşöre basmalıyız.

        • DOĞRU POZLANDIRMA

        Fotoğraf çekim eylemine pozlandırma denir. Yani ışığı makine aracılığı ile kaydetme işlemidir. Doğru bir pozlama için fotoğrafçının kullanacağı iki “enstrüman’’ vardır.Diyafram ve enstantene.

        Enstantene ışığın sensöre ya da filme ne süre ile gireceğini diyafram ise ne miktarda gireceğini belirler. Bu ikisi dengeli bir şekilde kullanıldığında doğru bir pozlama elde edilmiş olur. Nikon D SLR Makinelerinde çok gelişmiş poz ölçüm sistemleri bulunmaktadır.Makinelerin P olarak gösterdiği Programmodunda makineler, bu hassas ölçüm sistemiile ortamın gerektirdiği enstantene ve diyaframı kendileri ayarlarlar.

        Ancak fotoğrafçı kendi çekmek istediği kompozisyona göre bu ayarları değiştirmek isteyecektir. Örneğin net alan derinliğini kontrol etmek için diyaframa müdahele etmek gerekecektir.İşte burada enstantene ve diyaframın dengelenmesi gerekir.Bu dengeye Eşdeğerlilik Yasası denir.

        • SİNEMADA EŞDEĞERLİLİK YASASI

        Eşdeğerlilik yasası genel olarak bir kovanın su ile doldurulması ile örneklendirilir. Bu örnekte kova görüntü sensörü( CCD,CMOS) Suyun akma şiddeti diyafram, suyun akma süresi de enstanteneye benzetilebilir. Kovanın taşmadan ve yarım kalmadan tam olarak dolması da doğru bir pozlama olacaktır.O halde musluk ne kadar çok açılırsa (diyafram) musluğun açık kalma süresi(enstantene) o oranda azaltılmalıdır ki kova taşmasın. Buradan yola çıkarak diyafram ne kadar açılırsa yani ışığın makineye giriş şiddeti ne kadar artırılırsa(diyafram açmak sayısal olarak küçültmedir. ör.2,8) enstantene değeri o miktarda arttırılır yani ışığın makineye giriş süresi azaltılır.(Enstantene artınca ışık daha az sürede içeri girer. Enstantene 1/250 iken 1/60 dan daha az ışık sensöre düşer.) Böylece doğru bir pozlama ile ışığa doymuş keskin bir görüntü elde edilir.

        • POZLAMA TELAFİSİ

        Bazı konuları fotoğraflarken istenen sonucu elde etmek için,pozlamada makinenin önerdiği değeri değiştirmek üzere pozlama telafisini kullanmak gerekebilir.Örneğin kompozisyonumuzun içinde parlayan bir nesneyi vurgulamak için arka planı karartmak gerekir bunun için pozlama eksiltilir. Kural olarak, ana konu arka plandan daha karanlıksa artan telafi yani ( + ) ana konu daha parlaksa azalan değer telafisi yani ( – ) değerler kullanılır.

        • ASA(ISO) KULLANIMI

        ASA daha öncede anlatıldığı gibi, görüntü sensörünün ışık hassasiyetidir. Yüksek ASA larda ışık hassasiyeti artar. Düşük ışık koşullarında ASA arttırılarak pozlamanın dengeli olması sağlanabilir. Çekim yaptığımız ortamda ışık azsa düşük enstantene değeri kullanılır ya da flaş kullanılarak yüksek enstantene değerine çıkılır. Ortamın kendi ışığı kaybedilmemek isteniyorsa flaşsız örneğin 1/20 gibi düşük bir enstantene ve f:2,8 gibi açık bir diyaframla ile çekim yapılır. Ancak bu hızda tripotsuz elde çekim yapılırken makinenin titreme olasılığı yüksektir. Aynı zamanda açık diyafram değerlerinde netlik daha azdır.Bu aşamada yapılması gereken ASA yı yükselterek yüksek bir enstantene ve daha kısık bir diyaframa ulaşmaktır.

        Örnek: Sadece spot ışığı ile aydınlatılmış bir ortamda 100 ASA da Makinemizin pozometresi 1/15 enstantene ve f:3,5 diyafram veriyor.ASA mızı 1600’ e alırsak yeni enstantene ve diyafram değerimiz 1/60 f:5,6 olur. Daha net bir fotoğraf elde edilir.

        • WB (White Balance) BEYAZ AYARI

        Işığın rengi ışık kaynağının rengine göre değişiklik gösterir.İnsan gözü ışık kaynağının rengindeki değişikliklere adapte olabilir ve sonuçta ister gölgede, ister doğrudan güneş ışığında isterse parlak ışık altında olsun beyaz objeleri beyaz görür. Filmli kameralarda kullanılan filmin aksine dijital kameralar resimleri ışık kaynağının rengine göre işleyerek bu ayarlamanın bir benzerini yapabilmektedir.Bu işlem “beyaz ayarı” olarak bilinir.Işığın rengi ısısıyla ilgilidir. Işığın ısısı KELVİN (K) ile gösterilir. Kelvinmetre ile ölçülür. Ana ışık kaynağı olan güneşin, gündoğumunda renk sıcaklığı 3100-4300 Kelvin, gün ortasında 5000-7000Kelvin,kapalı-bulutlu bir havada 6000-8000 Kelvin ve günbatımında 2500-3100 Kelvin arasında değişir.

        Kelvin dereceleri 5500 k nin altına doğru indiğinde renk spektrumunun sıcak tonlarına doğru gideriz yani sarı , yeşil , turuncu ve kırmızı renkler fotoğrafımıza hakim olmağa başlar. 5500 K üstüne çıkıldığında ise soğuk tonlara yani mavi renge doğru gidilir. (bkz resim1) Yapay ışık kaynakları floresanlar yeşil , tungsten ev ampulleri sarı tonlu aydınlatmalar yaparlar , filmli makineler zamanında objektifin önüne renk derecelerini dengeye getiren mavi ya da sarı tonlu filtreler kullanıyorduk , şimdi ise digital fotoğraf makinemize kullandığımız ışık kaynağının türünü seçerek beyaz ayarı yapıyoruz.

        • IŞIK KAYNAKLARINA GÖRE KELVİN DEĞERLERİ

        Nikon D-SLR Fotoğraf Makinelerinde Kullanılan White Balance Seçenekleri:

        1. Auto (Otomatik): Beyaz ayarı fotoğraf sensörü ve 1.005-segmentli RGB sensörü tarafından ölçülen renk ısısı kullanılarak otomatik olarak ayarlanır.Ancak Auto WB Tam istenilen neticeyi vermeyebilir.Özellikle stüdyo ışıklandırmasında özel WB Ayarı yapılmalıdır.
        2. Incandescent (Parlak): Parlak ışıklandırma altında kullanılır.
        3. Fluorescent (Floresan): Floresan ışıklarıyla aydınlatılmış bir mekanda flaşsız çekim yaparken kullanılır.
        4. Direct sunlight (Doğrudan gün ışığı): Doğrudan güneş ışığıyla aydınlanan konularda kullanılır.
        5. Flash (Flaş): Makinenin üzerindeki dahili flaş ya da sonradan takılan flaşlarla(SB 800-SB 600) kullanılır.
        6. Cloudy (Bulutlu): Gökyüzü bulutlarla kapalı iken günışığında kullanılır.
        7. Shade (Gölge): Günışığında konular gölgedeyken kullanılır.Choose color temp.(Renk ısısını seç): 2.500–10.000 K arası renk ısısını değerler listesinden seçebilirsiniz.
        8. Preset manual (Belirlenmiş manuel): Konu, ışık kaynağı veya mevcut fotoğrafı beyaz ayarını referans olarak kullanabilirsiniz.(Stüdyo Işıklandırması)
        • STÜDYO IŞIKLANDIRMASINDA WHITE BALANCE AYARI

        Stüdyo ortamında paraflaş sistemi ile yapılacak çekimlerde auto WB ya da flaş WB ayarı istenilen neticeyi vermeyebilir. Bunun için makinemizin WB seçenekleri içerisinde bulunan K Kelvin değerleri seçeneğini ya da PRE (önceden belirlenmiş beyaz ayarı) seçeneği kullanılarak kendi stüdyonuza özel bir WB oluşturmak ideal renk ve keskinlik için gereklidir. Stüdyo’da White Balance için 2 temel seçenek bulunur.

        1. Kelvin seçerek: Stüdyolarda kullanılan paraflaşlar günışığını taklit ettikleri için, kaliteli bir paraflaşın 5000-5500 arasında bir Kelvin vermesi gerekir.
        2. WB seçeneklerinden 5000K da bir denem çekimi yapılarak,Elde edilen renge göre mavi renk hakim ise 5000K dan yukarı bir değer(5500), sarı renk hakim ise 5000K dan aşağı (4500) bir değer seçilir.
        3. PRE(Beyaz Ayarı) d0 a kaydetme: Stüdyodaki kurulu ışıklandırmanın önüne nötr gri (açık gri fon perdesi olabilir) bir nesne yerleştirilir ve aşağıdaki adımlar izlenerek beyaz ayarı d0 a kaydedilir.

        1.ADIM:Referans olarak kullanılmak üzere gri bir fon perdesi indirin.Tam karşıdan eşit mesafeden eşit güçte iki paraflaşı önüne yerleştirin.
        2.ADIM: Makinenizin WB butonuna basın. PRE seçeneğini görünceye kadar çarkı çevirin. WB düğmesini kısa bir süre bırakın PRE ekranda yanıp sönmeye başladığında tekrar WBye basın.
        3.ADIM: Gri fonu kadrajımızı tam dolduracak şekilde çerçeveleyin ve denklanşöre basın. Ölçüm alındığında ekranda (good) yazısı görünür. 3sn boyunca gd yazısı yanıp söner. Artık çekim moduna dönebilirsiniz.makinenizde PRE d0 seçili oldukça makinanız bu ayarları kullanır.

        Digital fotoğrafçılıkta White Balance çok önemlidir. Çünkü tüm renkler beyaz renkten meydana gelmektedir. Eğer beyaz tam beyaz olursa elde edeceğimiz fotoğraflarımızdaki renklerin ton aralıkları düzgün olur. Fotoğrafın kalitesini belirleyen renk tonlarının doğru olması fotoğrafımızın kontrast ve keskinliğini arttırır. Diyebiliriz ki doğru bir pozlamadan sonra ayarlanması gereken en önemli unsur White Balance’dir.

        • NET ALAN DERİNLİĞİ VE KONTROLÜ

        Net Alan Derinliği olgusu isminden de anlaşıldığı gibi netlik ile alakalı bir olgudur.Netlik fotoğrafın tümüne yayılmaz. Fotoğrafın bazı yerleri net, bazı yerleri değildir. Optik kuralları gereği, fotoğrafın en net kısmı sizin netlemeyi yaptığınız noktadır. Bu noktanın arkasında ya da önünde bulunan diğer yerlerde netlik azalır. Fotoğrafta “net” olarak algılanan alana net alan derinliği denir.Net Alan Derinliği’nin artması ya da azalması fotoğraflarda değişiketkiler yaratır. Örneğin; bir portre fotoğrafında net alan derinliğinin azalması yani kişinin arkasında bulunan nesnelerin belirsiz görünmesi,kişiyi daha ön plana çıkarır. Ancak insan-mekan ilişkisinin kurulması gerekli ise kişinin bulunduğu mekanın da anlaşılır olması için arka
        planın da net olması gerekir. İşte bunun için Net Alan Derinliği’nin kontrolü fotoğrafçılıkta önemli bir kilometre taşısır.
        Net Alan Derinliği’ni kontrol altında tutabilen bir fotoğrafçı artık tesadüfü değil, bilinçli fotoğraflar çeker ve çekeceği konuya göre kullanılacak objektiflere ve ekipmanlara karar verir.Net Alan Derinliğinin artması ya da azalması 3 Faktöre bağlıdır.

        1-Diyafram Açıklığı : Açık diyafram değerlerinde (ör.f:2,8)net alan derinliği azalır.Kısık diyaframda (ör. f:22 ) da tersine net alan derinliği artar.
        Net alan derinliğini azaltmak isteyen bir fotoğrafçı diyaframını olması gerekenden daha açık kullanır. Ancak enstantene (perde hızı) ile pozlama dengelenmelidir. Bunun için diyaframın açılma miktarı kadar enstantene değerimiz rakamsal olarak yükseltilir.Yani daha hızlı bir perde hızına ayarlanır.

        ÖRNEK: Aşağıdaki gibi bir konuyu fotoğraflıyoruz. Makinemiz P konumunda bize 1/125 enstantene ve f:11 diyafram veriyor. Fakat biz net alan derinliğini azaltmak ve arka planda görünen nesnelerin belirsiz çıkmasını istiyoruz. Bunun için 11 olan diyaframımızı 1,4 e getiriyoruz. Doğru bir pozlama içinde aşağıdaki tablodaki gibi 8 den 1,4’e indiğimiz 5 basamak kadar ters orantılı olarak enstantenemizi yükseltip 1000e kadar getiriyoruz. Böylece hem alan derinliği azalmış hem de doğru pozlanmış bir fotoğraf elde ediyoruz.

        2-Objektif Odak Uzaklığı : Dar açılı objektiflerde (ör.200mm) optik kuralları gereği netlediğimiz alanın arkasında ve önünde bulunan nesnelerin netliği azalır. Net alan derinliği azalmış olur. Geniş açılı objektiflerde (ör.18mm) ise netlediğimiz alan dışındaki yerlerde net olur ve net alan derinliği artar.

        3-Objektif ile Konu Arasındaki Mesafe: Çekilecek konu objektife yakınlaştıkça net alan derinliği o oranda azalır.Buna en iyi örnek makro çekimlerdir.Özellikle ürün çekimlerinde makro objektiflerle konuya yaklaşılarak net alan derinliği azaltılır ve asıl netlenen ürün daha da vurgulanmış olur.

        • FOTOĞRAFTA KOMPOZİSYON

        Yüzyılın en iyi fotoğrafçısı ünvanına sahip Henry Cartier Bresson Fotoğrafı ‘’Kalbi,Beyni ve Gözü aynı nişan çizgisine getirmektir.’’ diye tarif eder. Diğer ünlü bir fotoğrafçı Robert Capa da ‘’Fotoğrafınız yeterince iyi değilse konuya iyice yaklaşmamışsınızdır.’’ der.Fotoğrafçılığın en önemli unsurlarından biri de fotoğrafta kompozisyon oluşturmaktır. Kişiden kişiye değişen bir durum olsa da fotoğraf kurallarına göre bazı genel kompozisyon öğeleri vardır.

        • İLGİ ODAĞI

        Çektiğimiz fotoğrafın ilk görevi bakan gözlerin fotoğraf içinde dolaşmadan veya çok kısa bir gezinti sonunda fotoğrafın ilgi merkezine gitmesini sağlamaktır. İlgi merkezi yani fotoğrafı çekmemizin gerektiren herşey olabilir. Fotoğraftaki ilgi merkezi fotoğraf karesi içinde herhangi bir yere yerleştirilebileceği söylenir. İlgi merkezinin ortada olduğu durumlarda iyi sonuç veren konuların bina, heykel, gün doğumu veya batımındaki güneş ve dağ fotoğrafları olduğu söylenir. Fotoğrafa bakış yönü ve ilgi merkezinin doğru orantılı olduğu da söylenir. Yani soldan sağa doğru okuyor aynı zamanda yazan insanların fotoğrafı da soldan
        sağa doğru okunduğu söylenirBu bakımdan ilgi merkezinin solda olması beklenir. Bu görüş sağdan sola doğru okuyanlar insanlar için de geçerli olacağından ikilem yarattığı için pek tutulmaz ama yinede aklınızda bulunsun. Genelde fotoğrafa sol alt köşeden girildiği ve üst kısımlardan çıkıldığı görüşü hakimdir.

        • HAREKET

        Fotoğraftaki hareketi vurgulamak için çeşitli yöntemler vardır. Bunların en başında düşük enstantene hızında çekilmiş fotoğraflardaki uzamış görüntülerdir. Fotoğraftaki yüksek kontrast, ufuk çizgisinin açısı,tekrar eden konular, yuvarlak hatlar da fotoğrafa hareket duygusu vermek için kullanılırlar.Ayrıca hareketsiz bir konu çekerken düşük bir enstantene (ör.1/2) seçip pozlama sırasında objektifimizin zoom halkasını çevirerek hareket hissini sağlayabiliriz.

        • RİTM

        Arka arkaya gelen benzer nesneler fotoğrafta ritim duygusunu artırır. Bu yüzden ritmi bozan nesneleri fotoğraf karesinden çıkarmak gerekir. Ritim, müzikte, mimaride ve diğer sanat dallarında olduğu gibi fotoğrafta da vurgulayıcı bir estetik öğedir. Fotoğrafa, belli bir düzen içinde aynı nesneden pek çok yerleştirilmesi ile oluşan ritim, rastgele ve az sayıda kullanılan nesneden her zaman çok daha fazla etkileyicilik kazandırır.

        Nesnelerin belli aralıklarla yerleştirilmeleri ile rahatlıkla ve etkili bir şekilde algılanırlar. Aynı zamanda konuların doğrultuları belirginleşmektedir.

        • PERSPEKTİF

        Bize yakın cismin büyük, uzak cismin küçük görülmesi olayına perspektif denir. Fotoğrafta, perspektif ile derinlik hissi belirginlik kazanır. İki boyuta sahip fotoğrafta, perspektif çeşitli şekillerde algılanır.En başta, bakış noktamıza yakın konu büyük, uzak konu küçüktür. Boyutlarının eşit olduğu bilinen nesneler fotoğrafta farklı boyutlarda görülürse derinlik hissi verilmiş olur. Yakın konunun uzaktaki nesneleri kısmen örtmesi bir başka perspektif ve derinlik Perspektif etkisidir.
        Perspektifte konuya bakış noktası yani konuya olan mesafe çok önemlidir.
        Konuya yaklaştıkça derinlik etkisi perspektif artar, planlar arasındaki mesafeler büyür ve planlar birbirinden ayrılır. Bakış noktası uzaklaştığında derinlik etkisi gittikçe kaybolur.Sonsuzda bakıldığında perspektiften söz edilemez. Çünkü planlar üst üste binmiş, kaçma noktası ve boyutlar arasındaki farklar yok olmuştur.

        • DOKU

        Doku ışığın konuya yatık geldiği hallerde (akşamüstü) belirginleşen bir vurgulama öğesidir. Konunun yapısal özelliklerini ortaya koyan doku, ışığın geliş yönü optik eksenle aynı olduğu zamanlarda kaybolur.Girinti ve çıkıntıları olan bir yüzey, dik gelen ışık altında detay vermeyen, boş bir alan olarak görülür. Işığın optik eksenle açısı büyüdükçe doku etkisi belirmeye başlar. Işık konuya öyle bir açı ile gelir ki o yüzey boşluktan kurtulmuş, boyutlu bir görüntüye sahip olmuştur. Yüzeyin fiziksel yapısı algılanmış, belirginlik kazanmıştır.

        Her doku fotoğrafı konunun sahip olduğu fiziksel özellikten kaynaklanmayabilir. Doku etkisi anlık olabilir. Örneğin su yüzeyi rüzgarın esintisi ile suda oluşan küçük hareketler veya bir koyun sürüsünün uzaktan görünümü gibi, çeşitli etkilerden belli zamanlarda oluşan fiziksel değişimler veya pek çok benzer parçanın bir araya gelmesi ile oluşan görüntüler doku etkisi verir. Bu bize, dokunun yalnızca madde hakkında bilgi veren bir öğe olmadığını, aynı zamanda estetik bir görsel efekt olduğunu gösterir. Doku ışığın konu üzerine uygun bir eğimle ulaşması halinde değer kazanan, fotoğrafta vurgulayıcı bir estetik araç olarak kullanılan görsel öğedir.

        • IŞIK

        Işık fotoğrafın, estetik bir görüntü ye ulaşmasındaki ön önemli görsel araçtır. Işığın geliş yönü, konunun anlatılmasında, vurgulanmasında çok önemlidir. Bir yapay ışık kaynağının konu etrafında dolaştırılması ile konunun farklı şekillerde aydınlandığı ve algılandığı görülür. Gün ışığında ise konu etrafında dolaşan fotoğrafçı her noktada farklı aydınlanma etkisi alır. Işık kaynağı konuya çok yakın konumlandırılmış,bir cephe ışığı veriyorsa, konu üzerinde doku ve derinlik etkisi vermeyen bir aydınlanma sağlanır.

        Işık kaynağı konu ile 90 derecelik bir açı yapacak şekilde kaydırıldığında doku ve derinlik etkisi gittikçe artar. Konunun dokusunun en iyi algılanması konuyu yalayan bir aydınlatma ile sağlanır. Işık kaynağı konunun arkasına doğru kaydırıldıkça derinlik ve konunun formu belirginlik kazanır. Fotoğrafta ışığı görmek, takip edebilmek önemlidir. Fotoğrafta en iyi anlatım ışığın doğru yönden,doğru zamanda kullanılması ile başarıya ulaşır. Güneş ışınları her mevsim, günün her saati farklı açı ve eğim ile dünyaya ulaşır.

        Yaz aylarında tam dik gelen ışınlar kış aylarında güneyden, yerle dar bir açı yaparak gelir.Hareket edemeyen ve yapay ışıkla aydınlatılamayacak kadar büyük bir konunun fotoğrafı çekilecek ise, örneğin bir binanın, bir tarihi eserin, güneş ışınlarının en uygun geldiği saat veya mevsim beklenmelidir.
        “Fotoğrafçı” böyle bir fotoğrafın herhangi bir anda değil, yalnızca belli bir anda çekilebileceğini bilir.Cephesi kuzeye bakan bir binanın ancak bahar, yaz aylarında ve günün belli saatlerinde çekilebileceği gibi. Yarı geçirgen bir malzemeden süzülmeden veya yansıtıcı bir yüzeyden yansımadan direkt gelen ışık her zaman konunun arkasında gölge oluşturur. Işık alçaldıkça gölge belirginleşir, konudan uzaklaşır ve boyutları büyür. Fotoğraf karesi içinde doğru yerleştirilmiş gölgeler,ışığın konuya kattığı değerleri destekler ve fotoğrafa belirginliği sağlamakta önemli rol oynar.


        This entry was posted in Blog

        Fotoğrafçılığa Yeni Başlayanlara Altın Tavsiyeler

        • “O kadar para verdim, son teknoloji bir DSLR satın aldım, şimdi güzel fotoğraflar çekebilirim.”

        şeklinde bir düşüncen varsa bundan hemen kurtul. Güzel ve iyi fotoğraflar çekebilmek için birçok koşulun aynı anda sağlanması gerekir. Bunlardan sadece birini, hatta önemsizlerinden birini gerçekleştirmişsin, şimdi sıra diğerlerinde.

        Sıradaki koşul elindeki makineyi tanıyıp en iyi ve verimli şekilde kullanmak. Aslında bu sandığından çok daha kolay ve kısa sürede katedebileceğin bir aşama. Belki başlarda sıkıcı gelecektir ve zaten bu yüzden birçok kişi tarafından bu aşama atlanır veya ihmal edilir. Fakat bence bu kısım en can alıcı noktaların başında geliyor.

        • Makina üzerindeki işaretler nelerdir? Hangi buton veya scroll ne işe yarar?

        Bunların hepsini gözden geçirmeli, makinanın kullanım kitapçığını en az bir kere baştan sonra kadar okumalısın. İnan bana ileride işine çok yarayacak bilgiler edineceksin. Eğer temel fotoğraf bilgin yoksa makina kullanımına ait bilgileri temel fotoğraf bilgileriyle birlikte öğrenmelisin, bu ikisi fotoğrafçılığın alfabesini oluşturur. Okuduklarından anlamadıkların olduğunda sormaktan çekinme. Etrafında mutlaka senden daha bilgili ve tecrübeli fotoğrafçı tanıdıkların olacaktır. Yoksa da internette bu iş için birçok kaynak bulmak mümkün.

        Fotoğraf paylaşım sitelerinde kariyer yapma peşinde koşma, lütfen eğer fotoğraf çekmekten keyif alıyorsan ve her geçen zaman daha da iyi fotoğraf çekmek istiyorsan paylaşım sitelerinden ilk zamanlar uzak durmalısın. Zamanı geldiğinde paylaşım yaparsın ama yeni başlayanlar için oldukça sakıncalı. Tanıdığın, bildiğin iyi fotoğrafçılara fotoğraflarını gönder veya göster, onlardan eleştiri iste, “Sen olsaydan nasıl çekerdin?” diye sor. Fotoğraf hakkında ve özellikle senin fotoğrafların hakkında konuş. Ama bu işi de abartma, insanlar sana eleştiri yapmak zorunda değiller. Zaten on, onbeş fotoğrafına eleştiri aldığında ve bunları can kulağıyla dinlediğinde pek çok şey öğrenmiş olacaksın. Bu öğrendiklerini hazmedip uygulamaya çalış.
        Özellikle fotoğrafçı olmayanların senin çektiğin fotoğraflar hakkında söyledikleri övgü dolu sözler hiç önemli değil, onlara aldırma, söylediklerini kale alma, onlar fotoğraftan anlamıyorlar. Onlar sadece fotoğraftaki nesneye bakıp konuşurlar “ne güzel kedi, ne ilginç böcek, ne güzel manzara, ne güzel bakmış, şu kızın güzelliğine bak, vs…” Bu söylenenler ne senin fotoğraf tekniğinle ne de sanatınla ilgilidir. Bu yüzden onlara aldırma..

        Fotoğraflarına kendinden birşeyler kattığın sürece, ürettiğin eserlerde senden bir iz kaldığı sürece sanattan bahsetmek olasıdır. Diğer durumlarda operatörlükten başka bir iş yapmış sayılmazsın. O zaman da fotoğrafçısın ama fotoğraf sanatçısı (sanatında fotoğraf tekniğini kullanan kişi) değil.

        Fotoğraf sanatçısı olmak için öncelikle fotoğrafçı olmak gerekir. Fotoğrafçı ise fotoğraf tekniğini en iyi şekilde kullanan kişidir. Bu kişi eğer sanatla meşgul oluyor ve sanatında fotoğraf tekniğini kullanıyor ise fotoğraf sanatçısı olarak adlandırılabilir. Kendine fotoğraf sanatçısı olarak adlandıranlara ve eserlerine hayretle bakıyorum. Herneyse..

        Bunların hepsi sonra, zamanı geldiğinde tekrar konuşulur. Bunlarla şimdilik ilgilenmeye gerek yok. Biz önce fotoğrafçı olalım. Bunun için de tekniğimizi kusursuzlaştıralım ve bilgimizi artıralım. Bu konudaki teknik ve bilgi sanıldığı kadar çok değil ve kısa süre içerisinde zorunlu olanlar ve en çok kullanılacaklar öğrenilebilir. Sanat ise sonsuz, engin bir yaratım sürecidir. Onunla ilgilenecek çok vaktimiz olacak

        Kaynak: hakkiceylan.com


        This entry was posted in Blog

        Red Epic Kamera Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Madde

        red kamera kiralamaRed Epic kameralar günümüz sinema sektöründe en çok tercih edilen kameraların başında geliyor diyebiliriz. Satın almayı ve kiralamı düşünenler için araştırmalar yaptık. Red Epic kamera mantıklı mı yoksa değil mi mini bir araştırma gerçekleştirip sizlere 10 madde ile sunuyoruz. Türkiye’de ve Dünya da Arri kameralardan sonra ikinci sıradalar kullanım sayısı bakımından. Türkiye sektöründe ise genellikle Klip,reklam ve sinema filmi çekimlerinde kullanılıyorlar. Henüz dizi sektöründe yaygın olarak kullanılmaya başlanılmadı.

         

        • GENEL BAKIŞ

        Dünyanın en zenginlerinden biri olan ve Oakley gözlüklerinin ortağı Jim Jannard’ın öncülüğünde 2005’te kurulan RED Dijital Sinema Kameraları Şirketi’nin ürettiği kameraların markasıdır. Kamera için kısa sayılabilecek bir geliştirme ve üretim sürecinden sonra şirketin ilk ürünü RED One’ın satışı 2007’de başlamıştır. RED One 4096*2305 piksellik CMOS algılayıcı kullanmaktadır. 17.500 ABD doları olarak açıklanan ilk resmi fiyatıyla şaşkınlık yaratmıştır. Tabi kamera tam donanımla alındığında fiyat 35.000 – 50.000 aralığına çıkmaktadır. Yine de bu fiyat rakipleri Sony f35; Arriflex D-20, Thomson Viper, Dalsa Origin ile kıyaslandığında çok ucuzdur. Zaten Viper ve Sony dışındakiler satışa da çıkmış değildir.

        • MERCEKLER

        RED PL bağlantılı sinema mercekleriyle uyumludur. İstenirse RED için üretilmiş 18-50 t3 zoom mercekle birlikte satın alınabilir ancak bu merceğin kalitesi Zeiss veya Cooke gibi profesyonel sinema mercekleriyla karşılaştırılacak düzeyde değildir. Yine isteğe bağlı olarak Nikon’un fotoğraf mercekleriyle uyumlu bir adaptörle çalışabilir ancak bu durumda algılayıcı boyutundaki farklılıktan dolayı Nikon merceklerin odak uzaklığı yaklaşık 1.5 ile çarpılır.

        • KAYIT ORTAMI

        RED bilenen video kameralardan farklı olarak algılayıcının üzerine düşen görüntüyü RAW (Ham) veri olarak saklar ve bu veriyi matematiksel olarak kayıplı bir codec olan REDCODE ile yüksek hızlı CF (Compact Flash) kartlara ya da sabit disklere yazar. Şu an (2009) en çok kullanılan CF kart 8 GB’lık olandır ve bu karta en yüksek kalitede yaklaşık 6 dk. kayıt yapılabilir.

        • KAYIT FORMATLARI

        Red One hepsi progressive olmak üzere değişik formatlarda kayıt yapabilir:

        1. 4K 16:9 (4096×2304), 4K 2:1 (4096×2048) 1 – 30 kare/s (değişken)
        2. 3K 16:9 (3072×1728), 3K 2:1 (3072×1536) 1 – 60 kare/s (değişken)
        3. 2K 16:9 (2048×1152), 2K 2:1 (2048×1024) 1 – 120 kare/s (değişken)
        • POPÜLER OLMASI

        Ülkemizde ve dünyada birçok film artık red marka kameralar ile çekilmektedir. Bunlardan bazıları şunlardır;

        1. Hobbit film serisi
        2. F Tipi Film
        3. Bana Artık Hicran De
        4. Bekle Beni Yarın
        5. Silsile
        6. Mi Hatice
        • FARKLI YÖNLERİ

        Tam Çözünürlükte saniyede 1-120 kare yakalama kapasitesine sahip 5K sensörlü Epic dijital sinemanın yeni nesil  teknolojisine öncülük etmektedir. Moda fotoğrafçılığından 3D  IMAX  teknolojisine kadar her türlü projelerde kullanabilen Epic 2.2kg ağırlığa indirgenmiş DSLR boyutundadır. HDRx özelliği ile 18 F-stop dinamik aralığı olan mükemmel bir teknolojidir. Red Epic ile az daha fazladır.

        • HERŞEYİN OLDUĞU KAMERA

        Red’in  yüksek çözünürlük teknolojisi geniş format dağıtım ve erişilebilirliğini kolaylaştırmıştır.5K size fotoğraf ve sinema için en yüksek çözünürlükte görüntüler sunar. Projenizin boyutu ne olursa olsun. Epic size kahraman olmak için her fırsatı yaratır.

        • SATIN ALMA ve KİRALAMA

        www.red.com adresinden Garantili olarak satın alınabilir. Bunun dışında da www.ekipmanlazim.com adresinden de kiralama hizmeti alabilirsiniz. Kameralar %100 olarak sigortalı ve kaskoludur.

        • FARKLI MARKA LENS KULLANIMI

        Red Epic Kameralar birçok lens modelini deneyebilme imkanı sağlıyor. Canon Ef lensler,Carl Zeiss, Alura zoom seti ve daha birçok lens takımını rahatlıkla lens mountu değiştirerek kullanabilirsiniz.

        • GÜÇLÜ YÖNÜ

        HDRx teknolojisi 18 f-stop dinamik aralığı ile 35mm ve DSLR rakiplerinden 4 F-stop daha fazla dinamik aralık sağlar. Pozlama aralığını zor şartlardaki çekimler için genişletir. Görüntü yönetmenleri ve fotoğrafçılar için imkansızı gerçekleştirmelerini sağlar. HDRx ile dinamil aralık sonunda dinamiktir.


        This entry was posted in Blog

        Adobe Premiere Kısa Yol Tuşları Rehberi

        Kısayol tuşları, bir kurgucunun hızlı olabilmesi adına mutlaka öğrenilmesi gereken şeylerdir. Geçtiğimiz günlerde Edius Kısayol Tuşlarından bahsetmiştik. Şimdi ise sektörün diğer öncü kurgu programlarından Adobe Premiere için bir derleme yaptık. Adobe Premiere programında kısayollar zaman bakımından önemlidir. Varsayılan olarak gelen ayarları isterseniz kendinize göre değiştirebilirsiniz yada daha önce farklı bir kurgu programı kullandıysanız örneğin edius, final cut pro gibi oradaki kısayol tuşlarını (shortcuts) değiştirebilirsiniz.

        • Bunun için premiere programı içerisinde üst menüden edit sekmesine tıklıyoruz ve alt tarafta bulunan keyboard shortcuts a tıklıyoruz.

        premiere-kisayol-tuslari

        • Premiere Keyboard shortcuts yani premiere klavye kısayol tuşları butonuna tıkladıktan sonra önümüze açılan sayfada Keyboard Layout Preset var.O kısım adobe premiere programı içerisinde  varsayılan olarak Custom yani özel olarak işaretlidir. Oraya tıkladığınızda istersenizAdobe Premiere Default, Adobe Premiere Pro CS6, Avid Media Composer 5, Final Cut Pro 7.0 gibi  diğer en iyi kurgu programlarının kısayollarını kullanabilirsiniz. Merak etmeyin görseli hemen alta ekliyorum.

        premiere-kisayol-tuslari-2

        • Arama kısmından istediğiniz adobe premiere kısayol tuşlarını arayabilir ve istediğiniz klavye kısayol tuşu ile kombinasyonunu yapabilirsiniz. Buradan bilmediğiniz kısayol tuşlarını da öğrenebilirsiniz.
        1. Selection Tool (V): Seçim yapabileceğiniz araçtır.
        2. Rotation Tool (O): Döndürme aracıdır.
        3. Type Tool (T): Paragrafınızı soldan sağa yazmak için kullanılan araçtır.
        4. Vertical Type Tool (C): Paragrafı dikey yazma aracıdır.
        5. Area Type Tool: Yatay olarak paragraf yazma aracıdır.
        6. Vertical Area Type Tool: Dikey olarak paragraf yazma aracıdır.
        7. Path Type Tool: Yazıyı, çizdiğiniz çizgiye göre hizalar.
        8. Vertical Path Type Tool: Dikey yazıyı, çizdiğiniz çizgiye göre hizalar.
        9. Pen Tool (P): Kalem aracı ile çizgi çizebilirsiniz.
        10. Add Anchor Point Tool: Aktif olması için bir çizgi çizip, onu seçmeniz gerekir. Çizgiye hareket noktası eklemek için kullanılır.
        11. Delete Anchor Point Tool: Aktif olması için bir çizgi çizip, onu seçmeniz gerekir. Çizginin herhangi bir hareket noktasını bu araçla silebilirsiniz.
        12. Convert Anchor Point Tool: Hareket noktasını çevirme aracıdır.
        13. Rectangle Tool (R): Dikdörtgen çizmeye yarar.
        14. Clipped Corner Rectangle Tool: Köşeleri kesilmiş dörtgen çizmeye yarar.
        15. Rounded Corner Rectangle Tool: Oval çizme aracıdır.
        16. Rounded Rectangle Tool: Daire çizim aracıdır.
        17. Wedge Tool (W): Üçgen çizim aracıdır.
        18. Arc Tool (A): Çeyrek daire çizim aracıdır.
        19. Elipse Tool (E): Elips çizim aracıdır.
        20. Line Tool (L): Çizgi çizim aracıdır.

        Title Type yazı oluşturma alanındaki 3 yazı tipine bakalım:

        1. Still: Normal yazı butonudur.
        2. Roll: Filmlerin sonunda akan jenerik için kullanılır. Yazı aşağıdan veya yukarıdan akar.
        3. Crawl: Soldan sağa veya tam tersi sağdan sola kayan yazı yazmakta kullanılır.

        Nacizane tavsiye olarak adobe premiere programını olabildiğince default yani varsayılan kısayol tuşları ile kullanmanız size uzun vade de fayda sağlayacaktır. Çünkü bir kurgu projenizi farklı bir bilgisayara veya farklı bir kurgu programına yükleyip açtığınızda kısayolları kullanmakta sıkıntı yaşayacaksınızdır. Bu yüzden olabildiğince default ayarları kullanmanız mantıklı olacaktır. Varsayılan kısayol tuşları çoğu kurgu programında birebir neredeyse benzerlik göstermektedir.


        This entry was posted in Blog

        Objektif Denince Akla Gelen İlk 10 Marka

        Kameralarınızı aldınız ama hangi lensi veya lensleri alayım diye kararsız mı kaldınız ? Yüzlerce lens markası arasında tercih yapamadığınız muhakkak olmuştur. Sektörün en iyi ve en kaliteli lens markaları hakkında araştırma yaptık. Sinema öğrencilerinin, görüntü yönetmenlerinin en çok tercih ettiği 10 objektif markasını sizler için araştırdık ve işte listemiz.

         

        • CANON EF LENS

        Lensler, EOS M fotoğraf makineleri ile kullanılmak üzere özel olarak üretilmiştir. Canon için lens almak istediğinizde Canon markasının dışındaki markalardan da seçenekler görmek akılları daha fazla karıştırmaya yetiyor. Her yere götürebileceğiniz taşınabilir ve hafif tasarım sayesinde yüksek performansın ve muhteşem görüntü kalitesinin keyfini çıkarın.

        Canon lens satın alma rehberleri 6 ayrı yazı olarak yayınlanacak:

        • İlk DSLR’ım için hangi lensi almalıyım?
        • Genel kullanım için nasıl bir lens almalıyım?
        • Manzara çekmek için hangi lensi almalıyım?
        • Portre çekmek için hangi lensi almalıyım?
        • Kuş ve spor çekmek için hangi tele lensi almalıyım?
        • Hangi makro lensi almalıyım?

         

        • SİGMA

        Dünyada ilk defa belli bir boyutta sensörleri olan (aps c) dslr tipi makineler için f:4.5mm, 1:2.8 fish eye objektif üretmiş olan bir firmadır. sigma-circular fisheye ismi verilen objektifin görüş açısı, 180 derecedir.

        En çok tutulan sigma marka lensler:

        • sigma 70mm f/2,8 ex dg macro
        • sigma 150mm f/2,8 ex dg hsm macro
        • sigma 300-800mm f/5,6 ex apo hsm if

         

        • SAMYANG

        Güney Koreli optik üreticisi şirkettir. Samyang şirketinin tam adı ise; Samyang Optics Company limited olan şirket 1972 yılında kurulmuştur. Ürünlerini pazarda vivitar, rokinon, bower ve pro-optic adlarıyla da bulmak olasıdır. Açıkcası zengin olmayan fotoğrafçının zeissidir diyebiliriz. Lensleri manueldir bunun yanında metal oldugu için biraz ağırdır ama çok kalitelidir. Ucuz olmasinin sebebi ise lenslerde elektronik aksam olmamasidır. Fotoğraf için kullanılabilse de özellikle hdslr filmmakerlar için biçilmiş bir kaftandır. Auto focus confirmation chip ile fotoğrafçıların işini bir nebze kolaylaştırabilir.

        • ROKİNON

        Rokinon marka ürünlerin Türkiye Distribütörü olmadığı için Türkiye garantisi yoktur. Amerika’da ise 1 yıl garantisi vardır. Eğer elinizde Rokinon marka lens varsa kullanırken dikkat edin. Türkiye’de bu marka lenslerin tamiri gerçekten zordur ve ustalar açıkçası uğraşmak bile istemiyorlar.

        • CARL ZEİSS

        (Weimar, Almanya 1816 – 1888), optik malzemeler üreten Alman iş adamı. 1846´da Almanya´nın Jena kentinde bilimsel aletler yapan küçük bir atölye açtı. Yirmi yıl sonra, Zeiss´in Jena´daki dükkaninda çalışan bir öğretmen olan Ernst Abbe, çok üstün bir optik cam geliştirdi. Mükemmel bir bilimadamı Abbe ve yetenekli işadamı Zeiss, şu an dünyanın önde gelen optik araç üreticilerinden biri olan Zeiss´i beraber kurmuşlardır.  Carl Zeiss özellikle 2. Düya harbi öncesi ve sonrası mercek ve gözlük camlarında dünyada 1 numara idi ve optikte o günün teknik imkanları sıfır hata optik üretiyordu. Harp sonrası fabrika Doğu Alman Sınırları içinde kaldı (Dresden) ve eski önemini yitirdi, Firma 1990 sonrası tekrar eski ününe kavuşmuştur.

        • LEİCA

        1849 yılında Almanya’nın Wetzlar kentinde kurulan fotoğraf makinası üreticisi firmadır.  Ernst Leitz tarafından kurulan Leica aslında mikroskop ve optik cihaz üreticisi olarak dünyaya gelmişti. İlk kamera modeli ise 1914 yılında Oskar Barnack tarafından geliştirildi. Ve çığır açan 35 mm’lik el yapımı makineler 30’ lardan itibaren fotoğrafın üst tabakasının eli, ayağı ve gözünün uzantısı oldu. Çünkü artık geniş formatlı kameralara, tripodlara ihtiyaç kalmamıştı.  Piyasa uzmanlarına göre Leica’nın en büyük hatası, dijital makine pazarına girmemesi oldu. Fiyatı 10 bin Euro’yu bulabilen yüksek kalite analog modellerin hitap edebileceği pazar kalmamıştı.  Bugünün fotoğraf ustalarına göre Leica mercekleri halen türünün en iyi örneği. O döneme göre küçük, hafif, sessiz ve gösterisiz olduğu için savaşın o dehşet realitesini de en iyi Leica’lar yansıtabilmişti. Küçülen, sesi azalan makinenin hüneri sadece savaş alanıyla sınırlı kalmadı. Robert Capa 1932 yılında cebinde taşıdığı Leica’yla Kopenhag’da Rus Devrimi üzerine konuşma yapan Leon Troçki’nin fotoğrafını gizlice çekerek dünya çapında olay yarattı.

        • TAMRON

        Tamron, üretimi Japonya’da olan, dijital fotoğraf makineleri için üretilen bir lens markasıdır. Özellikle fiyat – performans konusunda çok gelişmiş olan bir markadır. Birçok fotoğraf makinası marka ve modeline göre objektif üretmektedir. tamron, özellikle alt seviye kullanıcının fazla kurcalamadığı, orta seviye kullanıcının da canon ya da nikon’un eşdeğer lenslerine parası yetmediği için kullandığı bir lens üreticisidir.Lenslerin görüntü kaliteleri neredeyse Canon/Nikon a yaklaşırken, fiyatları duruma göre yarı yarıya değişir. aradaki fark da l serilerinin daha iyi ve sağlam yapılmış olmaları, her koşulda en iyi performansı garanti etmeleridir.

        Tamron Marka Lenslerin kısaltmalarının anlamları:

        sp: super performans.
        af: oto. fokus.
        if: dahili fokus. netlerken lens uzayıp kısalmaz.
        ld: ayrılma indeksi düşük optikler.
        xr: xr optik teknolojisi sayesinde daha hafif, daha küçük.
        di-ii : aps-c’de kullanılır, ff için değildir.
        di-ld: ff ve aps-c uyumlu.

         

        • TOKİNA

        Tokina’ya ait AT-X teknolojisi 30 seneyi aşkın süredir optik mükemmeliğe doğru gelişim göstermektedir. Mevcut AT-X PRO serisi mükemmeli arayan bu gelişimi devam ettirecek teknolojiyi kullanmaktadır. Gözle Görebileceğinizden Daha Fazla Kalite
        Tokina’nın farkı özel malzeme seçiminden ve mikron seviyesinde kalite kontrolü yapan montaj teknolojisinden gelmektedir. Bu her lens için en yüksek kaliteyi içeren tutarlılığı sağlar. Dünya çapında, hem profesyoneller hem de bilgi sahibi fotoğraf meraklıları bu sebepten Tokina’ya güvenirler.Extra.”‘dan gelmektedir. Bu vizyon itina ile üretilen özel grup lensler ile en gelişmiş tasarım ve fabrikasyon teknolojisini bir araya getirir. Tokina’nın kendi öncülük ettiği orijinal ve emsalsiz optik sistemleri ile ileri özellikler, yüksek performans, hafiflik ve kompaktlığın hepsini bir gerçeğe dönüştürür. Ergonomi ve el hakimiyetine de tüm dikkatimizi verdik. Tüm kullanıcılar için AT-X üstün teknoloji ile mükemmel performans demektir.

         

        • NİKON

        dslr’da full frame’e geçiş süreci; şu an piyasada 2 adet full frame nikon var. nikon d3 ve nikon d700. en büyük rakibi canon’un zamanında çıkarttığı full frame makineler ile bir çok profosyonel müşteriyi kendisine çekmesi, nikon’un fiyat politikasında değişiklik yap(a)mamasına sebep oldu. şimdi baktığımızda ise bu dengeler biraz değişmeye başlıyor gibi. en azından bir süre sonra fotoğraf meraklısının avantajına yönelik değişiklikler olması beklenebilir (bu da dezavantajlar hanesinden kaldırılabilir).

        • SCHNEIDER-KREUZNACH

        Bu firma 18.Haziran 1913 tarihinde Joseph Schneider tarafından Optische Anstalt Jos. Schneider & Co. Almanya’da Bad Kreuznach ‘ da kuruldu. Firma adını 1922 de “The company Jos. Schneider & Co., Optische Werke olarak değiştirdi ve ve devamında 1998 de “Jos. Schneider Optische Werke GmbH ” adını aldı. 1959 ylında ilk zoom lensi imal eden firma 2001 yılında sinema filimleri dalında oskar ödülü almıştır. 1961 yılından beri Kodak ve Samsung firmalarına lens temin eder.


        This entry was posted in Blog

        Arri Alexa Mini Hakkında Bilmeniz Gereken 8 Madde

        kiralık arri alexa mini cameraDünya sinema tarihinin bir dev şirketi Arri yepyeni kamera modelleri ile göz doldurmaya devam ediyor. Pazarı her geçen gün büyüyen Arri son zamanlarda üretimini gerçekleştirdiği yeni ürünleri ile halen ayakta olduğunu ve sektörün lider markası olduğunu ispatladı diyebiliriz. Arri Alexa Mini kamera’yı geçtiğimiz Ocak Ayı sonunda piyasaya sürdü. Kameranın test evresi ise yaklaşık 7 ay sürdü. Arri alexa mini onlarca yepyeni avantaja sahip minik bir kamera diyebiliriz. En son olarak Arri Amira ve Alexa 65 Hydroflex ile adını duyuran Arri şirketi beklenmedik bir şekilde Arri Alexa Mini’yi de sektöre tanıttı. Arri Alexa mini kamerayı daha iyi tanımanız için araştırmalar yaptık. Arri Alexa mini hakkında bilmeniz gereken 10 unsuru listeledik!!

         

        • Kullanım Kolaylığı

        Alexa mini Kolay ve pratik kamera kullanımı arayanların tek düşüncesi haline gelecek bir kameradır. Alexa mini kompakt,hafif ve kendi kendine yetmektedir. Kısacası Karbon body ile simdik çok daha güçlü bir makina haline gelmiş, Alexa Plusın miniğidir diyebiliriz. Alexa Plus kameranın hantallığı yerine; seri ve kolay kullanım özellikleri ile dolu bir kameradır.Alexa Mini sırtınızda veya yanınızda taşıyacağınız bir bagaj kamerası olarak, taşınması kolay ekipmandır.

        • Kompakt – Alexa Mini

        Alexa Mini’nin kamera gövdesi yeni nesil fırçasız dengeleme halkaları, multicopters ve akılda diğer özel kuleleri ile dizayn edilmiştir. Bu tür gyro-stabilize hava sistemleri bile hafif ve uzay-kısıtlı kuleleri standart PL adaptörlü objektif, kullanımına izin lens yönünde yeterli kompakt. Kameranın üstün düşük ışık performansı sualtı çalışmaları için mükemmel yapar, ve adanmış sualtı yuvaları şu anda önde gelen üreticileri tarafından geliştirilmektedir.

        • Simetrik Tasarım

        Muhteşem görkemli duruşu ile kullanıcılarına ferah bir kullanım sağlamakla birlikte kolay sağlanabilir yedek parça ürünleri ile de kullanıcılara cazip gelmektedir. 4:3 sensörü ile muhteşem görüntüler çekebilir ve rahatlıkla kurgulayabilirsiniz. Hatta anamorfik yapımları üzerinde mükemmel uyumlu görüntüleriyle kullanıcıları kendine büyüleyecek bir kamera.  ARRI Amira gibi, ALEXA Mini yüksek çözünürlüklü çıktılarının için gerçek zamanlı 4K UHD çıkışı ve basit boru hatlarını kolaylaştırılması, 4K UHD ProRes görüntüleri kaydedebilirsiniz. Bu daha önemli, ancak, Mini ve ALEV III sensörü ile diğer tüm ARRI kameralar mekansal çözünürlükte, ama aynı zamanda dinamik aralık gibi diğer görüntü kalitesi parametreleri üzerinde sadece odaklanarak rakipsiz genel görüntü kalitesi sunuyor olmasıdır.

        • Kolay Aktarım ve Kaydetme

        Entegre ARRI Lens Veri Sistemi (LDS) teknolojisi odak, iris ve zoom ayarları hakkında kare doğru meta veri katma değer getirir. Kesin derinliği alan kablosuz el birimleri canlı görüntülenen, hassas ayarlamalar bir atış sırasında yapılabilir bu lens ayarları ile. Veriler de mercek haritalama önceden işaretlenmiş odak halkaları izin verir ve sonrası karmaşık görsel efektler elde katılan zaman ve masraf azaltır. Kamera 2.0 aktarım kartlarıyla cfAST veya özel tasarlanmış dış Kodeks kayıt için ProRes veya sıkıştırılmamış ARRIRAW kaydetmek için seçenekleri bulunmaktadır.

        • Daha Fazla Verimlilik – Entegre Fonksiyonlar

        Entegre lens motor kontrol iris ve zoom ayarları ek bir harici kutu olmadan ARRI el birimleri kontrol edilebilir, yeni aktif lens motorlar titanyum PL monte doğrudan bağlanmasına izin veren, bu nedenle odak. ARRI WCU-4 el ünitesi ile çalışırken daha fazla operasyonel ayarlar uzaktan yapılabilir.

        Dahili Wi-Fi bağlantısı özel bir uygulama için ihtiyaç duymadan, iOS veya Android cihazlardan kamera fonksiyonları uzaktan kumanda kolaylaştırır.Motorlu ve uzaktan kontrol dahili ND filtreleri ışık değişen koşullara hızlı tepkiler izin ve asgari kamera etrafında dağınıklığı tutmaya yardımcı.

        • Çok Yönlü Montaj ve Çekim Seçenekleri

        Alexa Mini’in en güzel yanlarından biri de uzaktan kontol edilebilir olmasıdır. Uzaktan kumanda sistemi ile de kameranızı istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz. Yahut wifi üzerinden bir kanal ile kamerada bulunan görüntüyü telefonunuza düşürebilir ve izleyebilirsiniz.

        • EF Mount Avantajı

        Red ve Blackmagic kameralardan sonra artık Alexa kameralarda dahi Ef mount lenslerinizi kullanabilirsiniz. Alexa mini kameranın en büyük avantajlarından biri de ef mount uyumlu olmasıdır diyebiliriz. Carl Zeiss ve Canon Ef lenslerinizi de artık kolaylıkla kullanabileceğiniz bir kamera haline geldi Arri Alexa mini. Kısa filmciler ve genç yönetmenler için artık alexa ile sinema filmi yahut kısa film çekmek hayal değil. Alexa Plus veya Amira kameraya geçmek için bu sayede Alexa mini geçiş kamerası olarakta düşünülebilir. Bu sayede de Red,Blackmagic ve Canon marka kameraların da fiyatlarının düşeceği artık gül gibi aşikar hale gelmiştir. Kamera satın almak isteyenlerin biraz daha beklemelerini öneririz.


        This entry was posted in Blog

        Sinemacı ve Kısa Filmciler İçin Yararlı Program ve Eklentiler

        PROGRAMLAR

        • Adobe Premiere

        premiere-pro-logoAdobe Premiere, yarı profesyonellerin, öğrencilerin ve ev kullanıcılarının tercih ettiği yazılım, basit ev videoları ve bazı prodüksiyonlarda kurgulanabilir. Matrox ve Decklink kartlarıyla uyumlu çalışır. En büyük avantajı After Effects ile olan uyumudur. Ayrıca Adobe Photoshop ile de uyumludur. Kısacası animatörlerin en çok kullandığı montaj programıdır. Video düzenleme programı olup başka birçok amaç için de kullanılabilir. Adobe Premiere yazılımı ile herhangi bir zorlukla karşılaşmadan sayısal video (Digital Video-DV, HD, HDV, SD) elde edebilir, video ürünlerinizi güzelleştirmek için araçlar kullanabilirsiniz. Renk ayarları yapmayı videoda çeşitli görsel özellikleri sunan bir programdır. Yarı profesyonellerin, öğrencilerin ve ev kullanıcılarının tercih ettiği yazılım, basit ev videoları ve bazı prodüksiyonlarda kurgulanabilir. Matrox ve Decklink kartlarıyla uyumlu çalışır. En büyük avantajı After Effects ile olan uyumudur. Ayrıca Adobe Photoshop ile de uyumludur.

         

        • Edius

        EDIUS-LOGOEdius Canopus firmasının geliştirdiği video düzenleme yazılımı ve donanımlarının genel adıdır. Edius video düzenleme yazılımları ve donanımları serisi farklı amaca hizmet eden bir çok farklı donanıma sahip olmakla beraber, bu farklı donanımlar için genelde yine Edius ismiyle bilinen bir yazılım kullanır. Hızlı kurgu işleri yapıldığı için televizyon kanallarında daha çok kullanılmaktadır.

         

        • Final Cut

        finalcutApple işletim sistemi olan bilgisayarlarda kullanılır. Öğrencilerin ve ev kullanıcılarının kullanabileceği bir program olarak rağbet görmez. Türkiye de genelde windows işletim sistemi kullanıldığı için bu program daha çok produksiyon şirketlerinde ve profesyonel iş yapmak isteyenlerin kullandığı programlardır. Malum ki Apple almak orta gelirli bir insan için oldukça zordur.

         

        • Avid

        Sony-Vegas-Pro-LogoAvid, en iyi video düzenlem programlarından biridir hd görüntülerini düzenleyip çeşitli ses düzenlemeleri ve efektler ile videolara farklılık ve canlılık katabilirsiniz,unutmadan özel bir yazılımdır. Bir çok program türü bulunmaktadır ses kurgusu için Avid pro tools vardır. Dizi sektöründe kullanılan programların başında gelir. Kullanılma amacı daha çok alışkanlıktan kaynaklıdır

         

         

        • Sony Vegas

        Avid_Technology_Inc._-_LogoVideo düzenleme, ses kaydı ve DVD yazdırma işlemleri tek bir güçlü program içerisinde mevcut. Sony Vegas  yüksek kalitede filmler düzenlemek için, videolar yaratmak için, DVD birleştirmek için ve daha bir çok işlem için kullanabileceğiniz mükemmel bir programdır. Dünya teknoloji üreticisi Sony`nin yazılım dalındaki en önemli programı olan Vegas ile ev sinemasına bakışlar tamamen değişiyor.

         

        • After Effects

        afterEffectsAdobe After Effects; endüstri standartını kullanarak müthiş görsel efektleri ile sınırsız çeşitlilikle filmler yaratılabilecek bir programdır. Görsel etkiler yaratmak için kullanılacak en iyi programdır. 3D ve 2D çalışmalar yapılabilir. Çeşitli eklentileriyle çok amaçlı kullanılır. Hollywood filmlerindeki görsel etkilerin bir çoğu bu program sayesinde yapılmaktadır. Fotograf ve video işleme işlemlerini gerçekleştirebilen bir programdır. Türkiye de çok rağbet olmasına rağmen nitelikli kullanıcı sayısı çok azdır.

         

        • PhotoShop

        Adobe_Photoshop_CS6_icon.svgPhotoshop, grafiklerinizi ve fotoğraflarınızı şekillendirebileceğiniz bir programdır. Dijital ortamdaki herhangi bir sabit görüntüye renk ayarlarını yapabileceğiniz dünya da kullanılan en önemli programdır. Elinizdeki fotografik metayla ilgili satürasyon, kontrast ve ışık gibi görüntüdeki renklerin tüm özellikleriyle ilgilenmenizi sağlamaktadır. Manüpilasyon yapmak ve çeşitli fotografların birleşiminden ortaya çıkacak yaratıcı düşüncelerinizi ortaya çıkarmak için hayal gücünüzü zorlayarak ortaya koyabileceğiniz bir üründür.

         

        • Adobe Audition

        Adobe_Audition_CS6_IconAdobe Audition’ın dalga biçimi, spektral görüntüleme ve çoklu parça özelliklerini içeren kapsamlı araç seti sayesinde ses içeriği kaydedin, düzenleyin ve oluşturun. Bu güçlü ses düzenleme programı, ses ve video oluşturma iş akışlarını hızlandırmak ve ses kalitesinde en yüksek standartları sağlamak üzere tasarlanmıştır. Sesleri temizlemek ve filmdeki seslerin duru bir şekilde ortaya çıkması ve anlaşılmasını sağlamak için güzel bir programdır.

         

        • Celtx

        celtx-iphone-reviewCeltx, senaryolar, film, video, stageplays, ses oyunları, belgeseller, machinima, çizgi romanlar, oyunlar ve podcast gibi medya projeleri oluşturmak ve düzenlemek için tasarlanmış ücretsiz medya üretim öncesi yazılımıdır.Bu program senaryoyu yazmadan öte video, grafik ve ses gibi dosyaları eklememizi sağlar. Senaryo yazım tekniklerinde Fransız Türünün seçilmesinin nedenlerinden birisinin rejinin senaryo üzerinde aldığı notlar olduğunu biliyoruz. Celtx ile Amerikan Tipi yazdığınız senaryo ile program üzerinden notlarınızı tutabilirsiniz.

        Eklentiler

        • Cine Style

        cine styleCanon DSLR’larla RAW yada 4:2:2 kaydın mümkün olmayışı renk düzenlemesini oldukça limitli hale getiriyor. Bunun farkına varan Technicolor şirketi Canon’la beraber çalışarak yeni bir picture style geliştirdi. Amaç görüntüdeki dinamik aralığı artırarak renk düzenlemesine daha uygun hale getirmek. Başka bir değişle düşük saturation ve contrastlı olabildiğince soluk bir görüntü elde etmek böylece görüntüdeki gölgeli ve aşırı aydınlık bölgelerin detaylarını kaybetmeden ister soluk görüntüyle kendiniz renk düzenlemesi yapın isterseniz LUT’u uygulayarak düzeltilmiş bir görüntüyle renk düzenlemesine başlayın, size kalmış. (LUT (look up table) aslen renk kontrolü yapmaya yarıyor.

        • Magic Lantern

        Magic_Lantern_logoMagic Lantern, Canon makinalarda bir takım değişiklikler yapıp, makinanızdan daha fazla verim almanızı  sağlayan ve makinanıza ek özellikler kazandıran bir programdır. Aslına bakarsanız programdan ziyade bir tür hiledir. Ortaya çıkışı 5D Mark II ile olmuş, daha sonra500D, 550D,600D,50D,60D gibi makinalara yayılmıştır. Zamanla bütün makineleri kapsar hale gelmiştir. Dslr makinelerde raw çekme özelliğini getirmesi en cezbedici yanıdır. Makinelere zarar verme olasılığı olduğu için gözünü karartan kullanıcılar tarafından tercih edilmektedir. Zaten eklentiyi yapanlar sitelerinde bu konuyu belirtmektedir.

         

        Film Ekipmanları Kiralama Şirketi

        Gerçekleştirmek istediğiniz fotoğraf, video ve film projelerinizde www.ekipmanlazim.com ayrıcalığı ile film ekipmanları kiralama hizmeti alarak çalışmalarınıza renk katabilir, çok daha ekonomik ve kaliteli hizmetten yararlanabilirsiniz.

        Dijital sinema ve video prodüksiyon teknolojisine uygun profesyonel  film ekipmanları ile gerçekleştirdiğiniz projeler sizlerin baş yapıtı olabilir. Kiralık kamera aynı zamanda diğer set ekipmanlarıyla beraber sizlerin projelerine kolaylık sağlaması açısından oluşturulmuş sektörel bir hizmettir. Hizmetlerimiz Ekipmanlazim.com ayrıcalığı ile beklentilerinize uygun, hızlı, ekonomik ve planlı olarak gerçekleştirilerek memnuniyetiniz en üst düzeyde tutulacaktır.

        İstanbul kiralık kamera fiyatları ile sektörün öncü firması film ekipmanları kiralama şirketi Ekipman Lazım olarak gerek teknik ekipmanları gerekse teknik ekibiyle, sizlere 7/24 kaliteli ve sorunsuz hizmetin anahtarını sunuyoruz.

        Kamera kiralama hiç bu kadar kolay olmamıştı. 

        3. Uluslararası Engelsiz Film Festivali Sponsoru Olduk !

        Engelsiz Film Festivali

        Ulusal alanda yarışma düzenlenecek olan festivalde; En iyi kısa film, En İyi Senaryo ve Jüri Özel Ödülleri verilecek ve bunun çerçevesinde Türkiye genelinde “HERKES İÇİN EŞİT SAYGI, EŞİT YAŞAM KOŞULLARI VE ADALET” temalı bir kısa film yarışması düzenlenecektir. Jürideki sanatçılar, Türkiye’nin sinema alanındaki seçkin yönetmenleri, oyuncuları, senaristlerinden oluşmaktadır. Katılımcıların çekeceği ya da daha önceden çektiği kısa filmleri değerlendirecek olan jüri, filmleri bu kategoride değerlendirecektir.

        Yarışma birincilerine ise Digital Film Academy’den sinema eğitimleri ve Edelkrone ‘den çeşitli kamera ekipmanları verilecektir. Ayrıca jüri özel ödülünü kazanan yönetmen, bir sonraki çekeceği kısa filmi çekiminde kullanacağı tüm ekipmanları ekipmanlazim.com şirketinden ücretsiz olarak kiralamaya hak kazanacak.

         

         


        This entry was posted in Blog